Düşünce Günlüğü Kıta kıta Yunusu anlatmak

Kıta kıta Yunus’u anlatmak

Bir toplumun kültürünü öğrenmek istiyorsanız hiyerarşisine bakmanız, toplumsal hiyerarşinin tepesinde ne olduğunu anlamanız gerekir. Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran toplumsal hiyerarşinin tepesine ahlak ve estetiği yerleştirmişlerdir. Yunus Emre Enstitüsü olarak da bizim üzerimize düşen kültürümüze dair iyi, güzel, estetik ve ahlaki olanı sistematik olarak yansıtabilmektir.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
​Kıta kıta Yunus’u anlatmak​
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

PROF. ŞEREF ATEŞ / YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ BAŞKANI

Toplumların yaşaması kültür ile olur. Çünkü kültür toplumların ortak paydasını oluşturur. Başka toplumlarla karşılaştığımızda, hatta onlara kültürümüzü tanıtmaya, sevdirmeye başladığımızda kendi kültürümüz hakkındaki farkındalığımız daha da artar. Kültürü bir işi yapış tarzımız olarak tanımladığımızda, kültürel değişim ya da kültürel benzeşme önemini artırmaktadır. Kültür değişimi düşüncede başlar, duygu ve davranışlarda kendini hissettirir, dil ile döngü bir araya gelir ve kültürel değişim tamamlanır. Düşüncelerde, duygularda, davranışlarda ve dili kullanışta kendini gösteren kültürel değişim çoğu zaman bilinçsizce, farkına dahi varılmadan gerçekleşir.

İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM
  • Kültür üretemeyen toplumlar başka toplumların ürettiklerini yaşamak zorunda kalırlar. Kültür üretmek konfor alanının dışına çıkmayı gerektirir. Gözün her gün gördükleri, dilin her gün söyledikleri günlük kültürel hayatı belirler. İnsan, nefsi ve sezgileri ile dünyayı tanımaya çalışır. İlk aşama dünyanın kendi etrafınızda dönmediğini sezmektir. Onun için bizim kültürümüzde iki doğum vardır: İnsan anasından doğar, “beşer” olur. Sonra kendisinden doğar, “insan” olur. Toplumların ortak paydası kültürdür. Ortak payda kalmadığında toplumlar dağılır. Bu yıl Ahi Evran, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre yılı ilan edilmesi ortak paydamızı bulmamız için açısından kıymetlidir. Ortak paydayı bulacak olanlar ise kültür insanlarıdır. Kültür insanları toplumların rotasıdır; ışık kulesi, deniz feneridir.

TÜRKÇENİN MANA ALEMİNE AÇILAN KAPI

Bir toplumun kültürünü öğrenmek istiyorsanız hiyerarşisine bakmanız, toplumsal hiyerarşinin tepesinde ne olduğunu anlamanız gerekir. Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran toplumsal hiyerarşinin tepesine ahlak ve estetiği yerleştirmişlerdir. Yunus, “Şeriat, tarikat yoldur varana; hakikat, marifet andan içeru” der. Yunus Emre Enstitüsü olarak da bizim üzerimize düşen kültürümüze dair iyi, güzel, estetik ve ahlaki olanı sistematik olarak yansıtabilmektir. Bu açıdan bakıldığında kültürleri ve medeniyetleri birbirlerinin rakibi değil tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Yunus’un ifadesi ile yetmiş iki millete aynı nazarla bakabilmek için de kültürel etkinliklerimizde propaganda ve yönlendirmeden uzak, görünmeyeni çağrıştıran, esinlendiren, gözlemleyen tarzları tercih ediyoruz. Sanatçı görünmeyen gizemden aldığı ilhamı eserinde yansıtır.

  • Kültür ve sanat sadece anlayış ve hoşgörü getirmez, sizin hayattan daha fazla zevk almanızı, farkındalığınızın artmasını, detayları görmenizi, hayatın imgelerini ve şifrelerini çözmenizi, zamanınızın genişlemesini sağlar. Onun için etkinliklerimiz dünyanın çeşitli ülkelerinde insanlara farklı ufuklar açabilmektedir. Anadolu insanını mana âlemine yönelten Yunus Emre, onlara kendi dilleriyle, aşina oldukları bir üslupla hitap etmiştir. Yunus Emre, Türkçenin mana âlemine açılan kapısıdır. Hakikati arayan, dünyayı kavramaya çalışan ve insanımıza gerçek mutluluğun yolunu gösteren Yunus Emre, insanın uzun iç yolculuğunu manevi bir ilhamla ve Türkçenin arı anlatımıyla özetlemektedir. Kılı kırk yararak Bir’in sırrına ermeye ve bu hakikat sırrını bütün insanlığa anlatmaya çalışan Yunus Emre, Anadolu bilgeliğinin en belirgin yansımalarından biridir. İnsanın kendini bilmesine dair söyledikleri, bu aşkın ve coşkun kalbin Türkçeye hediyesidir aynı zamanda.

2021 yılının Yunus Emre’nin vefatının 700. yıl dönümü olması sebebiyle biz de Yunus Emre Enstitüsü olarak son bir yılda onun insanlık ailesine katkılarını dünyanın farklı coğrafyalarında kültür sanat etkinlikleriyle anlatmaya çalıştık. Yunus Emre Enstitülerinin bulunduğu ülkelerde gerçekleştirdiğimiz yüzlerce etkinlikle birlikte yerleşik olarak bulunmadığımız birçok ülkeye de dijital imkânlar aracılığıyla etkinlikler düzenleyerek Yunus Emre’nin evrensel mesajlarını ulaştırdık. Bu bereketli yılda aynı zamanda 7 yeni Yunus Emre Enstitüsünün kuruluşunu gerçekleştirdik; Çin, Ruanda, Nijerya, Meksika ve Arjantin’de başkentler ile Suriye’de terörden arındırılmış güvenli bölgede bulunan Azez ve Afrin şehirlerinde kültür merkezleri açtık. Tüm dünyayı etkileyen salgına rağmen 2021 yılı içinde fiilen faaliyete başlayan 7 yeni Yunus Emre Enstitüsü ile birlikte Irak ve Kanada’da da kültür merkezi açma hazırlıklarımızı tamamladık.

“Dünyanın her yerinde Türkiye ile bağ kuran ve Türkiye’ye dost insan sayısını artırmak” vizyonu ve “Türkiye’nin uluslararası alanda bilinirliğini, güvenirliğini ve itibarını artırmak” misyonuyla çalışmalarına devam eden Yunus Emre Enstitüsü, ismini taşıdığı büyük düşünür ve şairimizin evrenselleşen insani felsefesiyle faaliyetlerini icra etmektedir.

BİRLİK İÇİN REKABET DEĞİL, REFAKAT

Yunus Emre’nin “Gelin tanış olalım” deyişini düstur edinerek Türkiye’nin kültürel mirasını, Türkçenin sesini, bilimsel birikimlerimizi, dahası kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Özellikle salgın döneminin dili birlik dilidir. Biz Yunus’un refik ve can felsefesi ile insanlara yaklaşıyoruz. Hayat yolunda tüm canlar birbirinin refikidir, diyoruz. Yunus’un birlik için rekabete değil refakate vurgu yapması, bizi Bir’e götürüyor. İnsan birlik düşüncesi ile hareket ettiğinde bağ kurmaya başlıyor. Yunus Emre’nin felsefesini, hikmetlerini ve dilini referans alarak yaptığımız çalışmalarla dünyanın beş kıtasında Türkiye’nin sesini duyurmaya ve ülkemizi tanıtmaya gayret ettik. Vefatının 700. yıl dönümünde bütün dünyada, yerel kaynakları da kullanarak Yunus Emre’yi, felsefesini, şiirinin mana âlemini, iç dünyasının derinliklerini anlatıyoruz.

Türk tarihi coğrafi olarak doğudan batıya bir akış olarak kabul edilir. Bu akışın en önemli sonuçlarından biri de Türkçenin Anadolu’da yazı dili olmasıdır. Dilimizi bugüne taşıyan ediplerden biri, 700 yıl sonra bugün bile anlaşılan ve sözünün tazeliği hâlâ hissedilen şairimiz, “bütün varlıklarla Türkçe konuşan” Yunus Emre’dir. Yunus, içinde büyüdüğü toplumla duygudaş olmuş; kendi dönemindeki insanlara umut aşılamıştır. Bu duygudaşlık, yüzyıllar boyu sürmüş ve özellikle de günümüzde, bütün dünyanın içinde bulunduğu şu zor günlerde bizlere yol gösterici olmuştur.

  • Yunus’un dili ve üslubu Türk dilini estetik ve derinlik bakımından bir üst düzeye çıkartmıştır. Türkçeyi kullanımı kendine has bir estetik ve eda taşır. Biz de Yunus Emre Enstitüsü olarak Yunus’un kendine özgü bir estetikle yazmış olduğu, edebî yönünün zirvesi olan “Divan” ını, halkın yıpranmışlığına şifa olan nasihatler kitabı Risâletü’n-Nushiyye’sini ve bu iki eserden seçilmiş şiirlerden oluşan Yunus Emre Seçkisi adlı üç eseri yeni bilimsel yorumlarla akademik alternatifleri artırmak adına yayına hazırladık. Yunus Emre Seçkisi’ni yaygın dünya dillerine tercüme ederek Yunus’un nefesini aynı zamanda bütün dünyaya ulaştırmayı amaçlıyoruz.

Enstitümüzün de adını aldığı bu büyük şahsiyetin hayatını Türkçeyi öğrenen tüm seviyelerdeki öğrencilere tanıtmak amacıyla onun hayat hikâyesinin A-B-C dil düzeylerinde ele alındığı Türkçenin Sesi Yunus Emre hikâyelerini yayımladık. Bu materyal, bugün dünyada en çok talep edilen yardımcı materyalimiz konumundadır. Bu çalışmayla da maksadımızın hâsıl olduğunu görmenin haklı gururunu yaşıyoruz.

KENDİNİ AŞIP, DÜNYAYA ULAŞAN BİR MESAJ

Yunus Emre, Türk edebiyatında olduğu kadar dünya edebiyatında da önemli bir yere sahiptir. Mesajı, kendisini aşar ve dünyaya ulaşır. Yunus, dünya edebiyatındaki haklı yerini bu şekilde kazanmıştır. Bu yıl boyunca Yunus Emre’yi dünya edebiyatı ve düşünürleri ile birlikte anmaya devam ediyoruz ki Yunus Emre dünyada da hak ettiği üne kavuşsun.

  • Yunus Emre, içe dönük ve topluma kapalı bir insan tipi tahayyül etmez. Bir insanın iyiliği yalnızca kendisi için olamaz. Kişi, içinde yaşadığı topluma karşı da sorumlu olmalıdır. Bir toplum içerisinde yaşamak; insana önce kendisini bulma ve keşfetme sonra Yunus’un “elinden geleni men etmemek” olarak ifade ettiği hakikat makamlarından bir makamdır. Onun için Yunus Emre Enstitüsü çalışanları olarak atılması gereken tüm adımları atarak, elimizden geleni en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz.

Sadece kendini düşünen insanlar veya toplumlar, Yunus’un tefekkür dünyasında yer bulmaz, takdir edilmez. Zaten yaşadığımız salgın, bize bunu kanıtlar niteliktedir. Ülkeler ve toplumlar sonsuza kadar birbirinden uzak yaşayamayacağına göre hiçbir ülke salgınla tek başına mücadele edemeyecek, demektir. Biz de Enstitü olarak salgının yaralarını iyileştirme, tıknefes olmuş dünya toplumlarına nefes olma arzusuyla dünya genelinde ücretsiz çevrim içi Türkçe kurslarını başlattık. Nitekim sadece bir yılda Latin Amerika’dan Çin’e, Kenya’dan Kanada’ya 160 farklı ülkeden yaklaşık 110.000 kişiye ulaşarak Türkçe öğrettik. Salgın bize zerreden evrene kadar her şeyin bir olduğunu, bizim de dünyadaki zerrelerden biri olduğumuzu ve bütün dünyayı aynı hassasiyetle kucaklamamız gerektiğini gösterdi. Böylece Yunus’un dilinin temsilcisi olmakla bir kez daha gurur duyar olduk.

  • Yunus Emre’ye göre sözün yeri, zamanı ve muhatabı iyi bilinmelidir. Bunlara dikkat edilmeden söylenecek her söz dili yorar. Asıl olan, ağızdan kötü söz çıkmamasıdır. İnsan yaşadığı sürece karşılaştığı iyi ve kötü olaylar karşısında sözle kendini ele verir. Sözle kendini tanıtır ve kendini de sözle tanır. Biz de kendimizi sözle, Yunus’un deyişleriyle tanırız, tanımlarız, bütün dünyaya tanıtırız. Yunus’un sözleri Kuran’ın Türkçesidir. Kuran’da nasıl Allah yaratmak için önce dili kullanarak “ol der” ve olursa, dilin yaratmanın temeli ve hareket noktası olduğu bilinciyle dilimizi konuşmalıyız.

Yunus Emre Enstitüsü olarak onlarca ülkede yaptığımız budur: Kendimizi Yunus gibi tanıtmak. Türkçemizle ve Türk kültürüyle tanıtmak… Dünya, bu güzel sözlerle, Yunus’un sözleriyle daha yaşanası bir hâle dönüşebilir. Biz de Yunus’un ezgilerinden yola çıkarak “Müzik Susmasın” dedik. Yunus Emre Enstitüsü Türkiye’nin kültür kurumu olarak salgın döneminde “Müzik Susmasın” projesiyle Türkiye’de kayıt dışı çalışan 40 bin müzisyeni kayıt altına alarak devletimizin destek olarak verdiği aylıkları düzenli bir şekilde altı ay boyunca müzisyenlere ulaştırdı.

  • Bizim görevimiz, Yunus’un mesajını aynı heyecan ve estetik düzeyle, evrendeki tüm canları bir bilerek, Türkçeyle irtibat kurduğumuz tüm dünya insanları ile buluşturmaktır. Türkçeyle bir şekilde yolu kesişen, Türkçe okuyan, konuşan, öğrenen herkes, Yunus Emre ile de irtibat kurmuş sayılır. Yunus Emre, çağlar öncesinden bize bugünün kültürlerarası iletişim dilini göstermiştir. En yalın hâliyle “gelin tanış olalım” bu demektir. İşleri kolaylaştırmanın yolu da önce tanış olmaktır. Buradan hareketle kamera ustalarını yabancı düşmanlığının, nefret söyleminin, ayrımcılığın ve ötekileştirmenin karşısında durmaya, Yunus Emre’nin şiirlerinden ilhamla insanlığı sevgiye, barışa ve birliğe çağırmaya davet ediyor; “Uluslararası Yunus Emre Kısa Film Yarışması” düzenliyoruz. Yunus Emre yılı kapsamında düzenlediğimiz ve çok büyük önem verdiğimiz faaliyetlerimizden birisi de Türk kültürünü Türkçeyle dünyaya tanıtanları ödüllendirmek amacıyla düzenlediğimiz ‘Türkçe ve Türk Kültürüne Uluslararası Katkı Ödülleri’dir. Bu etkinlik ile Türkçeye ve Türk kültürüne hizmet eden uluslararası sanatçıları, yazarları, bilim adamlarını, kurum ve kuruluşları desteklemeyi, onların Türkçeyle daha fazla üretmelerini teşvik etmeyi planlıyoruz.

Bu yıl gerçekleştirdiğimiz ve gerçekleştireceğimiz yüzlerce faaliyet ve eser ile Yunus Emre’nin 700 yıldır dilimizi, gönlümüzü tatlandıran mesajını tüm dünyaya iletmede aracı olmaya devam edeceğiz.

“Hatırladıkça Biz Oluruz” başlığı ile yakın coğrafyalarda bizimle ortak geçmişe sahip halklar ile oluşturduğumuz birlikte yaşama örneklerine dair sergi, panel ve belgesel serimiz Halep ile başladı. Sırasıyla Irak, Makedonya ve Arnavutluk ile devam etmekte.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.