Düşünce Günlüğü Yad-ı mazi Doktor Abla

Yad-ı mazi: Doktor Abla

Dr. Ayşe Hümeyra Ökten’in dünya yolcuğu geçen sene bugün hitama ermişti. Artık o da diğer yakın vefatların bizlere hissettirdiği ve her geçen gün derinleşen boşluğuyla ‘yad-ı mazi’ olarak anılacak.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Yad-ı mazi: Doktor Abla
Dr. Ayşe Hümeyra Ökten

NEVİN MERİÇ* / ARAŞTIRMACI-YAZAR

Dr. Ayşe Hümeyra Ökten’in dünya yolcuğu geçen sene bugün hitama ermişti. Artık o da diğer yakın vefatların bizlere hissettirdiği ve her geçen gün derinleşen boşluğuyla ‘yad-ı mazi’ olarak anılacak.

Nitekim bu yazının amacı da budur.

Onu her hatırladığımda mütebessim yüzü, esprili sözleri, insanı onore eden duruşu ve sağlam iradesiyle beliriyor zihnimde. Doktor Abla’nın bıraktığı boşluk dolmaz da zamanla hafifler mi? Bilemem. Ama şunu çok iyi biliyorum; tahminlerin fevkinde bir insan olduğu her geçen gün daha da iyi anlaşılacak.

Doktor Abla adeta “fabrika ayarlarımızı” bize gösteren bir hayat inşa etmiştir. Tek başına gerçekleştirdiği işlere bakıldığında bu çok rahat gözlemlenebilir. Bir insanın bu kadar geniş bir kitlede “sevgi ve saygı” uyandırmasının yalnızca yaşına hürmeten olmadığı onu tanıyan herkesin malumudur. Zaten yaş alsa da her daim genç olan, genç kalanlardandı Doktor Abla. Bildiğimiz yaşlılık kriterlerine göre değerlendirilmeyecek derecede dinç kalmış bir beden ile otobüslere biner, toplu taşıma araçlarıyla oradan oraya mekik dokurdu… Boşa geçirilmeyen her anıyla dolu dolu bir hayattı onunki… İman ve aşkın tezahürüydü tüm ömrü boyunca yapıp ettikleri…

Öncelikle çok sağlam bir Müslüman kadındı. Dünyanın faniliğini çok üst düzeyde kavramış ve içselleştirmişti. Mesleğini birçok zorluğa rağmen icra etmiş ve maaşının geçimini sağlayacak kadarını kendisi için yeterli görmüştü. Onun dışında dünyaya ait bir mülke de itibar etmemişti. Evet aidiyet meselesi önemli ancak bunu mekân ve zaman harici gerçekleştirebilmek de bir o kadar az insana nasip olur. Doktor Abla’nın da bu kişilerden olması hayranlığımızı artıran amillerdendir. Nitekim vefat ettiğinde geride bir valizi ve onun alacağı kadar eşya bırakmıştır arkasında. Bu anlamda müthiş bir devrimciydi. Dünyaya meydan okumuştu daha ne olsun!

Doktor Abla için önemli olan kalplerdi. En büyük kazancın kalpleri kazanmakla elde edildiğinin farkındaydı ve bütün hayatını bu minvalde inşa etmişti. Vererek, hizmet ederek mutlu olanlardandı. Bu sebeple de ne bir eksiği ne de gediği olmuştu. Mutlu ve huzur doluydu. Hediyeleşmeyi çok sever, kendisine gelen bir hediyeyi hemen uygun yerlere verirdi. Çok kişi tanıdığı için davet edildiği tüm cemiyetlere icabet eder, hasta ziyaretlerini ise asla ihmal etmezdi. Bunun da gönül almaya, gönül yapmaya dahil olduğunu bilirdi çünkü. Bu yüzden de bugün geniş kitleler tarafından hep güzel hatırlanmakta ve saygıyla anılmakta ya zaten…

Mevcutla da ilişkisi rıza üzerinedir. Kainat insana musahhar kılınmıştır eyvallah ama kul har vurup harman savursun diye değil. Doktor Abla bu ilkeyi kendisine hayat düsturu edinmişti. Ne hal ve davranışlarında aşırıya kaçardı, ne de boş yere söz sarf ederdi. Hep ölçülü hep dengeli idi. İsraftan kaçardı. Bugün belki çoğu kimse için çok kullanışlı olması sebebiyle tercih edilen her ne varsa Doktor Abla nezdinde elzem olmadığı sürece lüks sayılırdı. Masadan kalkmak pahasına da olsa kâğıt peçete kullanmazdı. Sular aktığı için, el yıkamak hiç de zor değildi onun için çünkü. Konuştuğunda ya hayır söyler ya da dua ederdi. Sohbet ederken, karşı tarafın konuştuğu anlarda ise hem dinler hem de salavat çekerdi. Bedeni namazla, dili salavatla hem hâl olmuştu her daim.

Medine onun için aşktı. Yakınlarının, tanıdıklarının bulunduğu ve çok sevdiği İstanbul artık Ahmed Hami Efendi’nin beytinde dillendirdiği gibi, “gahi vatan gurbetlenir”e dahil olmuştu. Dünyadaki en büyük arzusu Medine’de vefat etmekti. Bu yüzden hayatını bu minval üzere inşa etti ve ona biçilen gömleğe razı olup, İstanbul-Medine arasından gider, gelirdi… Dilinden şu dua hiç düşmedi: “Ya Rabbi akıllı, hafızalı, sağlıklı, ibâdetli, izzetli, ikramlı bir hayat, son nefesimize kadar kendi hizmetimizi rahatlıkla tertemiz yapabilme gücü, beş vakit namazımızı erkânıyla kılabilmeyi, kendi aldığım abdestle ve iman-ı kamille göçmeyi nasip eyle. Çekmeden, çektirmeden, iğrenilecek, utanılacak, acınacak durumlara düşmeden, Resulullâh’ın (sav) cemâl-i şerifini göre göre, rahatlıkla kelime-i şehadet getire getire son nefesimi, iman-ı kâmille Medine’de teslim etmeyi nasip eyle ya Rabbi!”

Bu güzel dua 30 Ağustos 2020’de Medine-i Münevvere’de aynen vuku buldu. Doktor Abla ertesi gün Cennet’ül Baki’de sırlandı…

  • * Araştırmacı yazar Nevin Meriç ile yaptığı nehir söyleşide hayat hikayesini anlatan Ayşe Hümeyra Ökten’in hatıraları, Timaş Yayınları arasında “Dindar Bir Doktor Hanım” adıyla okurla buluştu.

Malazgirt’ten Kocatepe’ye aynı ruh aynı şahlanış
DÜŞÜNCE GÜNLÜĞÜ
Malazgirt’ten Kocatepe’ye aynı ruh aynı şahlanış

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.