Hayat 1976 yılından bu yana ata tohumu topluyor 45 yıllık tohumların tekrar üretilmesini istiyor

1976 yılından bu yana ata tohumu topluyor: 45 yıllık tohumların tekrar üretilmesini istiyor

Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Hüseyin Hüsrevoğlu, 1976 yılından itibaren toplamaya başladığı ata tohumlarını, tekrar hayata geçirilmesi için belediye yetkililerine teslim etti.

Haber Merkezi İHA
1976 yılından bu yana ata tohumu topluyor: 45 yıllık tohumların tekrar üretilmesini istiyor
1976 yılından itibaren toplanan tohumlar

Emekli öğretmen 45 yıl önce topladığı tohumları belediyeye teslim ederek yeniden üretimin yapılmasını istedi. 45 yıl önce öğretmenlik yaptığı dönemde tamamen organik üretimin yapıldığını belirten Emekli Öğretmen Hüseyin Hüsrevoğlu, tohum bankasında yaklaşık 115 tohumu 7-8 yıl içerisinde biriktirdiğini belirtti. Toparladığını tohumları o dönemde öğrenciler alfabeyi öğrensin diye A’dan Z’ye kadar dizdiğini aktaran Hüsrevoğlu şöyle konuştu:

  • “Bölgede yaygınca yetiştirilen çavdar, yulaf, arpa, buğday gibi ürün çeşitliliği mevcut. Şuan ise Sandıklı ovası tamamen pancar, patates, domates gibi ürünlere dönmüş durumda. Benim tek amacım dağlarda ve ovalarda yetişen ürünlerin çoğaltılarak gelecek nesillere hormonsuz, DNA’sı bozulmamış tohum bırakmak. Bu tohumları Belediye Başkanımız Mustafa Çöl’ün istekleri üzerine görevli arkadaşlarımıza örneklerinden teslim edeceğim ve inşallah onlar da bu sıfır DNA’sı bozulmamış ürünleri geliştirirler”

SERADA ÇOĞALTILACAK

Sandıklı Belediyesi Jotermal Sera Sorumlusu Sedat Sarıel de tohumların gelecek nesillere aktarılması için gerekli çalışmaları yapacaklarını belirterek; “Bu tohumları teslim alıyoruz. Jeotermal seramızda bu tohumları çoğaltarak ileriki nesillere aktarmayı düşünüyoruz” dedi.

500 aileye 40 bin ata tohumu fidesi dağıtılacak: Salatalık biber domates ve patlıcan ekecekler
EKONOMİ
500 aileye 40 bin ata tohumu fidesi dağıtılacak: Salatalık biber domates ve patlıcan ekecekler

İngilizlerden geri alınan ata tohumları için konuşan Saraçoğlu: 'Türkler el koydu' diye bir şey yok, zaten Türkiye Cumhuriyeti'nin malı
FOTOĞRAF 7
Title
Anadolu'dan toplanan ata tohumlarından oluşan ve Ankara'daki İngiliz Arkeoloji Araştırma Enstitüsü'nde tutulan koleksiyon Türkiye'ye geri kazandırıldı. İngiliz The Times gazetesine de haber olan ata tohumlarının İngilizler tarafından herhangi bir yasal izin alınmadan toplandığı, tohumlara da Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın el koyduğu ortaya çıkmıştı. İzinsiz toplanan bu ata tohumları koleksiyonuna, 3 Eylül 2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 'Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlanmasına Dair Yönetmelik' gereği el konulmuştu. 2 yıl önce hayatını kaybeden arkeobotanikçi Gordan Hillman'ın mirası olduğu belirtilen koleksiyon, Anadolu'daki binlerce yıllık arkeolojik alanlardan toplanan tohum ve botanik örnekler ile modern tohumlardan oluşuyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesindeki 'Ata Tohumu Projesi'nin koordinatörü Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, yıllar sonra Türkiye'nin hakimiyetine geçen ata tohumu koleksiyonu ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Title
Ata tohumlarının Türkiye'ye geri kazandırılmasını sağlayan yönetmeliğin hazırlanmasında 1,5 yıl büyük emek verdiklerini söyleyen Saraçoğlu, koleksiyonunun Ankara'da olduğunu öğrenince harekete geçip tohumları geri aldıklarını belirtti. Tohumların alındığı tarihi 'Türkiye'nin tohumda bağımsızlığını kazandığı gün' olarak niteleyen Saraçoğlu, İngilizler 'Biz 72 yıldır bunları topluyoruz Anadolu'dan, Anadolu'da bulunma sebebimiz, kendi arşivimizi kurduk' diyor. Halbuki bunları gelişigüzel toplayamazsınız. Yani bugün siz Avusturya'da, İsviçre'de, Almanya'da bitkileri toplarken yetkili misiniz değil misiniz, izniniz var mı? Bunun bilinmesi lazım, her önüne gelen bitkiyi toplayamaz. Fakat enteresan olan şu; izinleri yok dedi. 3 Eylül 2019 tarihli yönetmeliği hatırlatan Saraçoğlu, 'Anadolu topraklarından aldığınız her türlü bitki malzemesi, bu milletin malıdır, kamu malıdır' der yönetmelikte. Bu tohumların biz orada olduğunu öğrendik ve bunları istedik. Bize önce vermek istemediler, 'nasıl olur' dediler. 'Bakın, yasaya karşı geliyorsunuz, bu doğru bir şey değil' dedik ve en nihayet bunları aldık. Yani bugün Türkiye Cumhuriyeti devletinin koruması altındadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı burada harekete geçtiyse bunun bir sebebi var, öyle 'Türkler el koydu' diye bir şey yok. Zaten bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin malıdır, yüce Türk Milletine ait. Siz o tohumu araştırmak istiyorsanız önce bizden izin alacaksınız, bizim haberimiz olacak diye konuştu.
Title
Saraçoğlu, görüşmeler sırasında İngilizlerin tohumların bir kısmının kendilerinde kalması için ısrar ettiklerini dile getirerek, Biz 'hayır' dedik, tabii götüreceğiz hakkımız çünkü bizim. Ben tabii hattın öbür ucundayım, işte 'üçte birini paylaşalım' falan. Benim verdiğim cevap da 'biz Anadolu'yu böldürmeyiz.' Yani Anadolu bir bütündür, nereden toplanmışsa ifadelerini kullandı.
Title
Anadolu'dan toplanan bazı tohumlara Kürtçe, Ermenice isimler verildiğine dikkat çeken Saraçoğlu, Siz resmen Anadolu topraklarının coğrafyasındaki isimleri değiştiriyorsunuz ve bunlar bilimsel makale olarak yayınlanıyor. Bizimkilerin bundan haberi yok. Bunlar çok önemli şeyler. Siz bir bilimsel makale yazıyorsunuz. O makalenin içinde o bitki zikredilirken bütün dünya 'armeniancum', 'kurdicum', 'byzanticum'u görüyor. Yani Anadolu topraklarından insanlar bizim tohumlarımızı, bitkilerimizi topluyorlar ve bunlara bu isimleri veriyorlar. Ne yapıyorsunuz, ne yapmaya çalışıyorsunuz? Mesela buradan tiriticum turanicum buğdayını almışlar götürmüşler yurtdışında bunun ismi değişmiş, bambaşka bir isimle bu patentlenmiş, tescil edilmiş, adamlar üç haneli milyon dolar para kazanıyorlar bundan açıklamasında bulundu.
Title
Bu tohumlar ile bitkilerin Türkiye'nin milli genetik kaynakları olduğunun altını çizen Saraçoğlu, Bir ülkenin geleceği bu tohumlara bağlı. Sizin genetik kaynaklarınız ne kadar zenginse, biyolojik çeşitliliğiniz de o kadar zengin demektir. Bunlar paha biçilmez tohumlar. Bugün dünyada neredeyse kültüre alınmamış tohum kalmadı. 'Domates tohumu' diyorsunuz, hemen kültüre alınıyor. Rafa baktığınız zaman reyonda bütün hepsi tornadan çıkmış gibi aynı biber, aynı domates, aynı elma. Sanki aralarında boy farkı bile yok. Neden? Çünkü hepsi kültüre alındı. Genetik kaynaklarından çıktığı gibi, o biyolojik çeşitliliği, içerisindeki varyantları yok artık. Onun için bizim bu tohumlarımızın varyantlarını çok iyi korumamız lazım. Bunları iyi değerlendirmemiz lazım. Özellikle de dominant genlerine bakarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına bunların tescillenmesi lazım. Unutmayın, bu 'ata tohumları' dediğimiz şey kamu malıdır. Ata tohumu dediğimiz şey, kültüre alınmamış bir tohumu ne yapacaksınız? Onu gözünüz gibi koruyacaksınız. Yani paha biçilmez onlar dedi.
Title
Saraçoğlu, ata tohumlarının üretime kazandırılmasının önemine işaret ederek, Bunlar orijinal, yani değiştirilmemiş tohumlar. Bunlardan her türlü yeni bir çeşit geliştirebilirsiniz. Ata tohumunuz sizin Çanakkale domatesi ise, Kilis domatesi de var, bununla onu çaprazlarsınız, yani melezlersiniz, yeni bir çeşit ortaya çıkartırsınız, şanslıysanız belki çok kaliteli olacaktır. Bunun için gençlerimizi çok iyi eğitmemiz lazım. Çünkü ileride açlık yılları bütün dünyayı saracak yani, bunun hiç kaçarı yok uyarısını yaptı. Emine Erdoğan'ın himayesindeki Ata Tohumu Projesi'ne de değinen İbrahim Saraçoğlu, 2017 yılından bu yana ata tohumu toplama faaliyetlerinin sürdüğünü belirterek Binin üstünde çeşit tohum; mercimek var, fasulye, domates, patlıcan, bamya var ve bunlar çoğaltılıyor. Ziraatın efendisi köylüdür, yani ziraatı yapacak olan köylüdür. Bunların sayısını çoğaltmamız lazım. Sınırsız imkan var Anadolu'da, daha ulaşamadığımız nice beldeler köyler var, daha ne tohumlar var. Bunların hepsi tescillenip bir merkezde bir veri bankası oluşturacaksınız, genetik yapılarına bakacaksınız. Biyolojik çeşitliliği hangi grubun içerisinde, ona bakacaksınız. Yeraltından çıkan tohumlar var. 'Eski tohum, Nuh nebiden kalmış, bundan ne olacak' deniyor. Öpüp de başınıza koyun, öyle bir nimet ki o, yani paha biçilmez. Bunu hiçbir şeyle tartamazsınız, değerini ölçemezsiniz, milyar dolar diye konuştu.
Title
Projenin Türkiye için hayati önem taşıdığını vurgulayan Saraçoğlu, Dünyada Türkiye bir numara olacaktır bu tohumları ekip çoğaltarak. Öyle bölgelerimiz var ki tarım alanı olarak kullanacağımız; işte Harran Ovası. Burada yapılacak olan şey devletin bir merkez laboratuvarı kurması. Merkezde bunlar araştırılacak, bunu öyle gelişigüzel 'yurtdışına göndereyim, genetik yapısına bakalım', yok öyle, yurtdışına filan çıkarılmaz bu tohumlar. O bilgi, o genetik yapı bizde, içeride kalacak. Araştırılacaksa, tamam beraber araştıralım; ama benim gözümün önünde mesajını verdi.
İngilizlerden geri alınan ata tohumları için konuşan Saraçoğlu: 'Türkler el koydu' diye bir şey yok, zaten Türkiye Cumhuriyeti'nin malı
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Ata Tohumu Projesi Koordinatörü Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, İngilizlerden geri alınan tarihi ata tohumu koleksiyonu için, "Bize önce vermek istemediler. 'Bakın, yasaya karşı geliyorsunuz, bu doğru bir şey değil' dedik ve en nihayet bunları aldık. Bugün Türkiye Cumhuriyeti devletinin koruması altındadır. 'Türkler el koydu' diye bir şey yok. Zaten bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin malıdır, yüce Türk Milletine ait. Bunlar paha biçilmez tohumlar" dedi.

Evin tavan arasında buldular hayatları değişti: Günde 50-60 kişi arıyor
FOTOĞRAF 12
Title
Ereğli ilçesine bağlı Çevlik köyünde 2010 yılında 40 dönümlük arazi satın alan Recep Somuncu, buradaki eski ahşap evde tadilat yapmaya başladı. Somuncu ve çocukları, odalarda ve tavan arasında 15 cam şişe içinde saklanmış sebze ve buğday tohumları buldu. Tohumları, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü (TAGEM) bünyesinde bulunan Tohum Gen Bankası'na gönderen Somuncu, tohumların DNA'sı ile oynanmamış saf tohum olduğunu öğrendi. Bölgeden 125 dönüm arazi kiralayan Somuncu ailesi, buldukları tohumları bu arazilere ekerek çoğaltmaya başladı. Domates, biber, patlıcan, pırasa, fasulye, salatalık ve buğday yetiştirerek tohumları çoğaltmaya başlayan Somuncu, Türkiye'nin dört bir yanındaki çiftçilerle irtibata geçerek tohum gönderdi. Sebze üretimi için gelen taleplere de kayıtsız kalmayan aile, değirmen ve çeşitli makineler alarak un, ekmek, tarhana, erişte gibi ürünler üretmeye başladı. Demir çelik fabrikasında çalışan Recep Somuncu, ürettikleri ürünleri internet ortamında satışa sundu.
Title
Tohumları bulduktan sonra hayatlarının bir anda değiştiğini ifade eden Recep Somuncu, Ahşap evde tadilat yaparken şişelerde çeşitli tohumlar bulduk. Çocuklar 'Bunlar ne?' diye getirdi. Ben de tohum olduğunu fark ettim ve ektik. Bayağı bir randımanlı ürünler aldık. Biz bunu Türkiye'nin her yerine göndermek istedik. Göndermeye başladık ve inanılmaz talep oldu. İzmir'e 3 binin üzerinde gönderdik. İstanbul, Ankara, Hatay'a kadar tohum gönderdik. İnanılmaz bir rağbet var. Ankara'dan incelemek için geldiler. İnanılmaz bir rağbet oldu. Almanya ve Hollanda’dan bile gelen oldu. Daha sonra korona da etkili oldu tabi insanlar arayışa geçti. Bu tohumların özelliği hiçbir şekilde kimyasal bir katkı maddesi görmemiş olması. Günde 50-60 kişiden talep alıyoruz telefonla. Tohum istiyorlar ekmek için. Şu an fide üreteceğiz. Üretilen fideleri talep edenlere göndereceğiz. 4 seneden beri hiç ekmek yemeyenler ekmek yemeye başladılar. Sizin sayenizde ilacı bıraktım diyen var. İnanılmaz dualar geliyor. Rüya gibi bir şey. Biz inanamıyoruz. Toprağımızı kurtaralım, tohumlarımızı kurtaralım, bedenlerimizi kurtaralım. Memleket böyle kurtulur diye düşünüyoruz dedi.
Title
Tohumların üretiminde ailecek görev aldıklarını ve 10 yıldan beri hayatlarının değiştiğini ifade eden Semiha Somuncu ise, 2010 senesinde aldığımız evde bulduğumuz tohumlar oldu. Yetiştirme süreci falan birkaç seneyi buldu. Tohumları çoğalttık. Birkaç şehre ektik. Ekşi mayalı ekmeğini tarhanasını eriştesini pilavlık bulgurunu ve un olarak çoğalttık. Bu konuda satışlarımız başladı. Ekmek özellikle şeker hastalığına, bağırsak romatizma hastalığına destekleyici bir ürün. Talep çok yoğun. Çok istek var. Yetiştirmekte zorlanıyoruz ama yetişmek için gayret gösteriyoruz. Çok dua eden var, sağ olsunlar. Aslında ata tohumlarıyla o eski üretim hissini yaşatmaya çalışıyoruz. 100 yıllık bir tarihi yaşatıyoruz her konuda. Tohumlarımızla ürettiğimiz bu eski taş değirmende üreterek 100 yıllık tarihi yaşatmaya çalışıyoruz. 100 yıl önce nasıl üretildiyse, aynısını, hiçbir katkı kullanmadan üretim yapıyoruz diye konuştu.
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Title
Evin tavan arasında buldular hayatları değişti: Günde 50-60 kişi arıyor
Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde köyde satın aldıkları atıl durumdaki evin tavan arasında buldukları, 'Ata tohumu' olarak bilinen 15 cam şişe içindeki sebze ve buğday tohumlarını ekerek organik tarım başlatan Somuncu ailesi, ürettikleri katkısız un, ekmek, tarhana ve erişte gibi ürünleri hem yurt içine hem de Almanya ve Hollanda'daki gurbetçilere gönderiyor.


Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.