Hayat Anadolu kumaşları tezgahtan podyuma

Anadolu kumaşları tezgahtan podyuma

Anadolu’nun geleneksel dokumalarının aslına uygun olarak yeniden üretilerek modern tasarımlarla dünyaya tanıtılması için ilk adım atıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Türkiye Dokuma Atlası Projesi kapsamında “Geçmişten geleceğe” temasıyla Türkiye Dokuma Atlası ilk sahne gösterimini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirdi.

Abone Ol Google News
Merve Akbaş Yeni Şafak
​ Anadolu kumaşları tezgahtan podyuma
Anadolu’nun binlerce yıllık dokuma öğretisi podyuma çıktı.

Anadolu’nun binlerce yıllık dokuma kültürünü araştırmak, korumak, sürdürmek, geliştirmek, güçlendirmek ve yaşatmak için başlanan Türkiye Dokuma Atlası projesi meyvelerini verdi. Coğrafyamızın çeşitli noktalarında üretilen geleneksel dokumalarımız ünlü tasarımcıların tasarımlarıyla podyuma çıktı. Bu ilk sahne gösteriminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türkiye Dokuma Atlası Projesi ile yok olmaya yüz tutan zengin dokuma kültürünü yeniden ihya etmeyi amaçladıklarını söyledi. Büyükelçi ve eşlerinin de bulunduğu tiyatral gösteride geleneksel dokumaların günlük hayatında farklı ihtiyaçlara cevap veren giyim tasarımları ve ev tekstilindeki kullanım örnekleri izleyicilerin beğenisine sunuldu.

Emine Erdoğan
Emine Erdoğan

ŞAL ŞAPİKTEN ANTEP KUTNUSUNA

  • Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen ‘Türkiye Dokuma Atlası’ projenin koordinatörlüğünü Ayşe Dizman ve küratörlüğünü de Güneş Güner yapıyor. Arzu Kaprol, Nedret Taciroğlu, Ece Ege, Tuvana Büyükçınar, Dilek Hanif, Simay Bülbül, Gülden Bilgili, Gül Ağış ve Aslı Filinta gibi ünlü tasarımcıların da kumaşları göz kamaşırtıcı tasarımlara dönüştüren isimler. Proje kapsamında Üsküdar Çatması’nın desen ve renkleri, Denizli Buldan Bezi’nin doğal boyalı dokuması çağdaş tasarımlara dönüştü. Antep Kutnu, Ankara Sofu, Şal Şapik, Ehram, Beledi gibi dokumalardan hazırlanan örnekler de yine sahnedeydi.

USTASI KALMAMIŞ KUMAŞLAR SANDIKLARDAN ÇIKTI

Bu özel tasarımlarımı anlatan Emine Erdoğan, Türkiye Dokuma Atlası Projesi’nin güçlü kurumların ortak çalışmasının ürünü olarak ortaya çıktığını vurgulayarak “Milli Eğitim Bakanlığımıza bağlı Olgunlaşma Enstitüleri, Tekstil İhracatçı Birliğimiz ve çok değerli tasarımcılarımızın gayretinden doğdu. Yok olmaya yüz tutmuş geleneksel dokumalarımızdan nadir örnekler bir araya getirildi. Ne yazık ki artık ustası kalmamış kumaşlarımız sandıklardan çıkarıldı. Bu proje ile yok olmakla karşı karşıya kalan bu zengin kültürümüzü yeniden ihya etmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

MODA ÜLKESİ OLMANIN YOLU BURADA

  • Projenin tasarımcılarından biri de Simay Bülbül. Türkiye Dokuma Atlası Projesini ve ortaya çıkan tasarımları konuştuğumuz Bülbül şunları anlattı: “Ben çok uzun zamandan beri hem zanaatlar üzerine hem de Türkiye’deki kumaşlar üzerine çalışıyorum ağırlıklı olarak. Anne tarafımın Denizlili olması beni Buldan Bezi üzerine çalışmaya yöneltti. Buldan bezi için şimdiye kadar çok fazla koleksiyon hazırladım. Bölgedeki birçok yerel yöneticiyle, yerel dokumacılarla yaklaşık sekiz dokuz seneden bu yana da beraber çalışmaktayım. Bunun yanında Anadolu’dan da yaklaşık 17 tane zanaatkârla çalışıp farklı dokumaları özel tasarımlarla gün yüzüne çıkarmaya çalışıyoruz. Tüm bunlarla beraber Türkiye Dokuma Atlası projesi Türkiye’nin bence bugüne kadar gelmiş geçmiş en değerli projelerinden biri olduğunu söylemeliyim.”

DÜNYA TÜKETİCİSİNE SUNABİLMELİYİZ

Bülbül, geçmişe sahip çıkmadan geleceğe adım atılamayacağını vurgulayarak, “Türkiye’nin bir moda ülkesi bir tasarım ülkesi olabilmesi için aslında en önemli şeyi zenginliğine, yani mirasına sahip çıkması gerekiyor. Türkiye bu anlamda inanılmaz zengin. Her şehrinde çeşit çeşit bezimiz, kumaşımız var. Fakat maalesef birçoğu yitirilmiş, hatta bazılarını sandıklarda arasak da maalesef artık hiç bulamıyoruz. Ümidimiz bütün bu kumaşları tekrardan ortaya çıkarmak, kullanabilir hale getirmek ve farklı koleksiyonlarda yer vermek. Türk tüketicisiyle, dünya tüketicisiyle, güzel platformlarda, doğru koleksiyonlarda birleştirmek. Türkiye Dokuma Atlası’nın bu yüzden çok değerli bir proje olduğuna inanıyorum ve inşallah çok daha ilerideki farklı aşamalarda da ilerleyeceğini düşünüyorum” dedi.

Simay Bülbül
Simay Bülbül

Dilek Hanif
Dilek Hanif
Gül Ağış
Gül Ağış

GLOBAL PLATFORMLARDA OLMASI ÖNEMLİ

  • Gül Ağış de projenin tasarımcılarından. “Geçmişi, unutulmaya yüz tutmuş, kullanımı giderek azalan değerlerimiz kumaşlarımız ve dokumalarımızı güncel hayattaki çağdaş tasarımlarla harmanlayarak yeni bir tasarım anlayışı sunabiliyor olmak her zaman çok kıymetli” ifadelerini kullanan Ağış, projeyle ilgili şunları anlattı: “Bu alanı giderek yaymak ve kumaşın tüm teknik özellikleri -eni, boyu, tuşesi gibi-üretilebilir, giyilebilir kısacası sürdürülebilir hale getirip dünya platformunda elhamra’dan tokat ve Bilecik karasına , Kutnu’dan Şile bezine kadar duyurmak ve bu bağlamda Türk dokumalarının markalaşma sürecindeki önemini global platformda gösterebilmek biz tasarımcılar için oldukça önemli. Bu nedenle de değerlerimize sahip çıkabilmek ve geleneklerimizin sürdürülebilirliğine dikkat çeken bu projenin bir parçası olmak oldukça keyifliydi.”

TEKRAR CANLANACAK

Dilek Hanif ise Türkiye Dokuma Atlası Projesi’nin tasarımcıları arasında yer alan bir diğer isim. Dokuma Atlası Projesi’ni çok önemsediğini ve çok degerli bulduğunu söyleyen Hanif şunları söyledi: “Bu vesile ile emeği geçen herkese de çok teşekkür ediyorum. Birçok il gezip bunların hepsini yakından görmüş biri olarak ve bu konu ile yakından da ilgilendiğim, içinde olduğum için beni ayrıca çok heyecanlandırıyor. Zaman içerisinde yok olmaya yüz tutmuş bu sanatların, işçiliklerin, tezgahların ve el sanatlarının bu tarz çalışmalarla, projelerle; daha da gelişeceğini, tekrardan canlanacağına gönülden inanıyorum.”

Doğayla etkileşimin aynası

  • Konuşmasında Anadolu dokumaları arasında yer alan Ankara Sofu, Edirne Kırmızısı, Hatay ipeği, Antep kutnusu, Muğla dastar dokumasının özelliklerine dikkat çeken Emine Erdoğan, “Dokuma sanatı, alelade bir kumaş üreticiliği değil, insanın hayatla ve doğayla etkileşiminin aynasıdır. Doğum, düğün ve cenaze gibi hayatın dönüm noktaları motiflere yansır. Henüz kelimelere aktarılamamış nice duygu ve düşünce, nakışlarla tercüme edilir. Her ilmek içinde hüzün ve sevinç gibi hayatın tüm tonlarını taşır” dedi.

Eski miras, çağdaş tasarım

Her yörenin coğrafi deneyiminin ayrı bir sanat ve dil ortaya çıkardığına işaret eden Erdoğan, “Motiften kumaşa, kullanılan malzemeden tasarıma kadar, bu zanaat bütün olarak bir kimlikti. Bu yanıyla dokumacılık, geçmiş zamanların dünya tasavvurunun birer broşürü ve engin bir tarih kaynağıdır. Türkiye Dokuma Atlası, Anadolu zevkiseliminin izlerini ortaya çıkarmaktadır. Ancak bu çaba geçmişi sevmek, tarihi eserlere övgüden öte bir çabadır. Dokumalarımızı yaşatmak, onları çağdaş tasarımlarla buluşturmak gayretidir” ifadelerini kullandı.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.