HayatAvrupa güvenliğinin Türkiye sınavı

Avrupa güvenliğinin Türkiye sınavı

Haber MerkeziYeni Şafak
Prof. Dr. Nurşin A. Güney • BİLGESAM Bşk. Yrd.

Türkiye Batı ilişkilerinin güvenlik üzerinden sınandığı pek çok zaman oldu. Her sınav deneyim kadar riskler de getirdi. Tüm bu sınavlara Türkiye hem bir NATO ülkesi, hem de AB aday ülkesi olarak zor bir kimlikle katıldı; çünkü Türkiye Batı ilişkilerini etkileyen sadece Türkiye'nin üstlendiği sorumluluklar, aldığı riskler, kanıtlaması gereken askeri, siyasi, diplomatik kabiliyetler değildi. Aynı zamanda AB-NATO arasındaki çetrefilli ilişki, Avrupa'nın ve NATO'nun beklentilerinin ayrıştığı ve birleştiği zamanlarda Türkiye'yi farklı şekillerde etkiledi. Tüm bu tarihi hatırlarken değişenlerin yanında değişmeyen unsurları da insan ister istemez fark ediyor. Jeopolitiği analım. Coğrafya siyasası, hatta bölge isimleri değişti ama coğrafyanın Türkiye'ye biçtiği rol değişmedi. Avrupa'nın güvenliğinin başladığı yerlerden biri hala Türkiye. Hatta Türkiye'nin güvenlik literatüründe anıldığı biçimle “gate-keeper”, riskleri tutan, fırsatları geçiren, fırsatları da riskleri de karşılayıcı kapasiteye sahip bir aktör haline geldiğini söyleyebiliriz. Sorun şurada; genelde Batı özelde Avrupalı aktörler fırsatların Ankara'yla paylaşılması konusunda son derece tutumlu davranırken, risklerin Türkiye tarafından karşılanması konusunda bir o kadar cömertler.

CAYDIRICILIK TÜRKİYE ÜZERİNDEN SINANIYOR

2011'i takip eden dönemde Avrupa güvenliğini etkileme gücüne sahip pek çok gelişme (Rusya'nın iddialı politikalarıyla Karadeniz ve Akdeniz'de statükoyu sorgulaması, savaştan kaçıp ölmek için Akdeniz ve Ege'den Avrupa kapılarına gelen mülteciler, Avrupa'nın kendi mutsuzlarının Ortadoğu, Afrika ve Kafkaslardan gelen radikalleşme dalgasıyla buluşması ve Paris, Brüksel, Nice saldırıları ve saire) Suriye'de düğümlendi. Suriye iç savaşında akıllı ve akılsız bombalar altında, birbiriyle çarpışan ve devletler arası mücadelenin piyonu ile süvarisi olmak arasında gidip gelen devlet dışı aktörlerin elinde ölenlerin sayısı artıkça Soğuk Savaş sonrası kendi norm ve değerlerini ontolojik güvenliğinin parçası haline getiren Avrupa'nın kafası iyice karıştı. Ne zaman Avrupalıların kafası sessiz kaldıkları kan gölü karşısında karışır, devreye NATO girer.

Oysa bu sefer Suriye iç savaşının yarattığı tüm sert güvenlik riskleri Türkiye'nin üzerinde birer birer tehdit haline geldikçe NATO kendini daha da geriye çekti. Iran ve Rejim'in kara gücü, Rusya'nın hava gücü olarak müdahil olup S-300 ve S-400'lerle takviye ettiği Suriye'de ve Hazar'dan Suriye'ye atılan füzelerin Türkiye'ye hatırlattığı şey; Ankara'nın uzun bir süredir müttefiklerinden beklediği desteğin ne kadar önemli bir noktada talep edildiğini gösterdi. Türkiye büyük güçlerin müdahil olabileceği, müdahil olup alanı istikrarsızlaştırabileceği bölgelerle çevriliydi. Üstelik bu bölgelerde istikrarsızlaştırma silahlanmayı da beraberinde getiriyordu. Rusya'nın Gerasimov ile başlattığı orduyu modernleştirme çabası hepimizin malumu. Rus Kara ve Deniz Kuvvetlerinin modernizasyonunun hikayesi nasıl bitecek bilmiyoruz, ama kazandığı merhalelerle güven tazeleyen ve gidebileceği sınırları test eden Rusya'nın stratejik fırsatları müdahale üzerinden kazanca dönüştürmekte kararlı olduğunu biliyoruz. Başka bir bilinen İran'ın balistik füzelerinin varlığı ve bu füzelerin menzilinin sürekli geliştirildiği. Bu iki unsur yetmezmiş gibi Irak-Suriye hattında savaşan devlet dışı aktörlerin ve terör gruplarının dost ve rakipler eliyle konvansiyonel silahlarla donatıldığı bir dünyadayız.

Büyük güçlerin arasındaki anlaşma ve anlaşamama hali bölgesel güçlere zemin açtıkça özellikle karada savaşan güçler şiddet üzerinden ben de varım diyorlar. Özetle büyük güç istikrarsızlaştırması, bölgesel silahlanma, silahlı terör gruplarının varlığı ve iç savaşın yeni savaşlara (new wars) göz kırptığı aşırı şiddet kullanımı Türkiye'nin sınırında tehlikeli bir karışıma dönüşüyor. Ve bu karışım her gün başka şekillerde fotoğraflanırken (manpad kullanan PYD/DAEŞ militanlarından Rusya'nın Doğu Akdeniz'e yolladığı donanma gücüne kadar gazetelere yansıyan fotoğrafları bir hatırlayalım) Türkiye sınır güvenliğini füze savunma sistemi olmadan yapmak durumunda kalıyor.

HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI

Ankara'da karar alıcılar uzun bir süredir karadan havaya uzun menzilli füze teknoloji eksikliğimizi gidermeye çalışıyorlar. Bu bağlamda müttefiklerimiz ve dostlarımızın kapısı Ankara tarafından defalarca çalındı. Washington ve Brüksel'in teknoloji paylaşımı konusunda ne kadar cimri olduklarını yeniden hatırlamaya gerek var mı, bilemiyorum. Hatta bu cimrilik, Türkiye'nin eksikliğini başka mecralar üzerinden hızlandıracağı pazarlıklarla kapamasının önüne de set çekti. Çok tartışılan Çin füzeleri girişiminin sonunu biliyoruz. Batılı güvenlik aktörlerinin önemli bir savunma teknolojisi konusunda gösterdiği direnç, Türkiye-NATO ilişkilerinin mihenk noktası caydırıcılığın teminat (assurance) ayağına elbette zarar verebilecek nitelikteydi. Çünkü bu ayak diremeleri takip eden dönemde terör örgütlerinin elindeki Katyuşa füzelerinden, Rejimin tacizlerine Türkiye sınır güvenliği çok failli saldırılarla delinecek, güney sınırımızda can kayıpları yaşanacaktı. Bu saldırılarla sınanan aslında Türkiye'nin kendini koruma kapasitesi olduğu kadar, NATO caydırıcılığının tehlike altında kalan bir müttefik ülkenin ihtiyaçlarına cevap verip veremeyeceğiydi. Bu noktada teknoloji paylaşımı konusunda son derece çekingen davranan müttefiklerin hayata geçirebileceği farklı mekanizmalar Türkiye'ye verilebilecek teminatı güçlendirebilirdi ama, olmadı. İlk mekanizma, Türkiye sınırını koruyabilecek Patriot sistemlerinin Rejimden kaynaklanan tehdidin bitmesi gerekçesiyle çekilmesiyle tüketilmiş oldu. Patriot'lar çekilirken Ankara'ya verilen mesaj, Türkiye'nin kendi hava sahasını koruyabilecek kuvvette olduğu mesajı, bir süre sonra Türkiye ve Rusya'yı Rus hava kuvvetlerinin yaptığı ihlal üzerinden karşı karşıya getirecekti. İkinci mekanizma, terör ve mülteci krizi sorunlarını birlikte yatıştıracak bir güvenli bölgenin Suriye'de oluşturulmasıydı.

Geçtiğimiz 5 yılda çok çeşitli defalar farklı Batı başkentlerinde Türkiye'ye bu yönde sözler verildiğini, verilen sözlerin de toplantıların hemen arkasından unutulduğunu hem duydum hem de gördüm. Sonuçta ikinci mekanizma üzerinden Türkiye'ye sunulabilecek güvenlik teminatı, ciddiyet kazanmadan Rusya'nın Suriye müdahalesine göz yumulmasıyla sona erdi. Tüm bu resim Türkiye'nin NATO ve NATO müttefiklerinden bulamadığı desteğin resmiydi. Sonuç, Türkiye'nin NATO ülkesi olarak hareket etme kararlılığını değiştirmedi ama Ankara kendi güvenliğini sağlayabilme kararlılığını da yeni güvenlik stratejisini duyurarak gösterdi. Savunma için taarruz maliyetsiz ve risksiz bir strateji elbette değil. Maliyet ve riskleri azaltmak için bu stratejinin gerekliklerine uygun askeri kabiliyetlerin elde edilmesi ve güçlendirilmesi gerekiyor. İşte bu noktada da Ankara ulusal savunma sanayini geliştirerek silahlı İHA'larda yaptığı gibi milli sistemlere yönelme kararını aldı.

Türkiye-NATO dolayısıyla Türkiye-Washington arasındaki ilişkilerde ibre soğuğu gösterirken soru, kopuşun yaşanıp yaşanmayacağı üzerine soruluyor. Ünlü eksen kayması ifadesi yine, yeniden dillendirildi. Ancak unutulmamalı; Türkiye'nin sınırlarının güvenliği Trans-Atlantik alanın dolayısıyla Avrupa'nın sınırlarının da güvenliği. Bu nedenle eksen kayması ya da kopuştan ziyade müttefiklerin inayetine dayalı güvenlik politikalarının risk ve maliyetini milli sistem ve milli stratejiler üzerinden çok taraflı diplomasi ile azaltma kararı var.

GÜVEN KRİZİNE DÖNÜŞÜYOR

Bu karar verilmek, bu konuda kararlılık gösterilmek zorundaydı çünkü NATO'nun ötesinde Avrupa güvenliğinin temel aktörlerinin kafası çok karışık. Avrupa'nın Soğuk Savaş sonrasında geliştirmeye çalıştığı Ortak Savunma ve Güvenlik Politikalarının karşılaştığı sorunları bilenler için bu kafa karışıklığı şaşırtıcı değil. Üstelik hala Berlin Plus vari yani Avrupa'nın güvenliği için AB'nin sahip olmadığı kapasitelerde NATO'dan faydalanabileceği bir çerçevede taraflar arasında mutabakat var görünüyor. Avrupa ordusuna hiçbir zaman gerçek anlamda yaklaşılamadığından bu mutabakat bile yeterince önemli. Fakat dünden bugüne Avrupa yeni sorunlarla karşı karşıya. Brexit'le başlayan, İtalyan referandumu, AP'nin Türkiye kararı, Trump'ın açıklamaları vb. konularda yaşanan ayrışma ile devam eden Birlik içi kriz Avrupa'yı sarsıyor. Brüksel, Paris ya da Berlin, çevresindeki krizlere cevap verebilecek, hatta bu krizleri doğru okuyabilecek bir ortak güvenlik ve savunma anlayışı konusunda liderliği üstlenebilecek uygun atmosfer bulamıyorlar. Avrupalı ülkeler kendi güvenlik politikalarını sıkılaştırır, kapılarını farklılıklara mühürlerken Türkiye'de terör saldırıları sonucunda yaşanan sivil insan kayıpları noktasında dahi ortak bir duruş, bir üzüntü, bir endişe sergileyemiyorlar. Avrupa'nın parçalı yapısı, farklı siyasi ve tarihi deneyimler Avrupa ve Batı kavramını her tutarsızlaştırdığında bir “öteki” yaratarak kimlik krizini çözmeye çalışmak ne kadar makul bir yol buna Avrupalılar karar verecek. Ancak mülteci krizleri konusunda soğukkanlı bir duyarsızlığa gömülüp, bu konuda Türkiye ile işbirliği imkanını işlevsel olarak gerçekleştirecek bir adım atmayı bile başaramayan AB'nin gelecekte Avrupa ve Batı'yı hangi güvenlik normu üzerinden tanımlayacağını, tutarlı hale getirmeye çalışacağını kaygıyla izliyoruz. Geri Kabul Anlaşması'nın, Türkiye'nin üstlendiği ağır yük dışında mültecilerin koşullarının iyileştirilmesi olasılığı hiç düşünülmeden “havuç ve sopa” stratejisinin bir parçası haline dönüştürülmesi, tüm üyelik müzakereleri boyunca faydası kendinden menkul bu stratejiden artık sıkılmış Türkiye'de “Avrupalılara güvenilmez” haleti ruhiyesi yarattı.

Türkiye sınır güvenliğini sağlarken sınırının ötesinden Batı'ya yönelen sert ve yumuşak tehlike ve risklere karşı Avrupa-Atlantik güvenliğine de, Avrupa güvenliğine de katkıda bulunuyor, lakin bu katkıyı gerçekleştirirken Türkiye Batı'ya ve müttefiklerine güvenemiyor. Bu nedenle Ankara'da, alternatif arayışı yok ama ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda ulusal stratejiler izlenecek ve milli kabiliyetler edinilecek kararlılığı var.

ÖNERİLEN VİDEOLAR
Almanya'da PKK yandaşları Türk yolculardan dayak yedi!
Almanya'da Hannover Havaalanı'nda terör yandaşı yaklaşık 200 kişilik grup ellerindeki örgüt sembolleriyle kargaşa çıkardı.
Check-in yapmak isteyen Türk vatandaşları ile terör yandaşları arasında büyük bir kavga çıktı. Olay yerine 20 ambulans gönderildi.
Dünyadan Mehmetçiğimize ‘sefer ve zafer’ duası
Türkiye'nin güney sınırını korumak için başlattığı 'Zeytin Dalı Harekâtı'nda başarılı olması için dünyanın dört bir yanında dua ediliyor. Afrika'dan Balkanlara eller, Türk askerinin zaferi için semaya yükseliyor...

ÖSO'dan Kürt halkına emanname: Güvende olacaksınız!
Afrin'i terör örgütü PYD/PKK'dan arındırmak için başlatılan 'Zeytin Dalı Harekatı' kapsamında TSK'ya destek veren ÖSO, aldığı köylerde Kürt halkına 'güvendesiniz' mesajı verdi. ÖSO komutanı, halka seslendi, "Bir şeye ihtiyacınız olursa bana gelin, kimse size zarar vermeyecek" dedi.
Filistinli küçük Ziyad'dan liderlere 'Erdoğan' çağrısı
3 yaşındaki Filistinli YouTuber Ziyad, dünya liderlerine seslendi: “Kudüs'ü satmayan, Filistin'in yanında duran tek lider, Recep Tayyip Erdoğan. Devlet yöneticiliğini ondan öğrenin"
Afrikalı miniklerin 'Zeytin Dalı' duası
Afrikalı çocuklar ellerindeki Türk bayrağıyla Zeytin Dalı Operasyonu için Türkiye'ye dua etti.
Tanklarımız sloganlar eşliğinde Afrin'e ilerliyor
Zeytin Dalı Harekatı'nın ikinci gününde Türk tankları, sınırın sıfır noktasına sevk edildi. Hatay sınırında vatandaşların sevgi gösterileri ile karşılanan Mehmetçikler tezahüratlar eşliğinde sınıra hareket etti. Mehmetçik de kendilerine sevgi gösterisinde bulunan halkı selamladı.
Mete Yarar ile Afrin Operasyonunun şifreleri
Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar'ın anlatımıyla bütün cepheleriyle Afrin operasyonunun şifreleri...
Bu kez Erdoğan salonu alkışladı
Kütahya'da partisinin il kongresinde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan salondaki vatandaşları alkışladı.
Metalleri oyun hamuru gibi büküyor
Mobibieger isimli bu hidrolik makine metallere adeta oyun hamuru gibi şekil veriyor.
Emekliler dikkat! Son 10 gün
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından, kamuda 30 yılın üstünde hizmeti olan 233 bin emekliye toplam 1 milyar liradan fazla ödeme yapıldı. Yaklaşık 450 bin emekliyi ilgilendiren imkandan yararlanmak isteyenlerin 29 Ocak'a kadar başvurmaları gerekiyor.
Sıfır rakamını ilk o kullandı: El Harizmi
Cebirin temelini atan ve geliştiren, 'X' bilinmeyenini ilk kullanan Müslüman Alim El Harizmi'nin hayatını bu haftaki Bilime Yön Veren Müslüman Alimler serimizde ele aldık.
İsrail zindanından acı bir çığlık: İsra Ceabis
İşgal altındaki Doğu Kudüs'te yaklaşık iki yıl önce otomobilindeki tüpün patlaması sonucu vücudunun yüzde 60'ı yanan, ancak olayda yakındaki bir İsrail askerinin de yaralanması nedeniyle 11 yıl hapis cezasına çarptırılan Filistinli tutuklu İsra Ceabis yazdığı mektubunda, özel bakım ve tıbbi yardıma muhtaç olmasına rağmen İsrail makamlarınca ihmal edildiğini bildirdi.



Nas ve Kevser Surelerini Filistinli Yusuf’tan dinleyelim
Filistinli minik Yusuf'un, Mescid-i Aksa'nın avlusunda Nas ve Kevser Surelerini okuduğu anlar izleyenleri gülümsetti.
PKK'nın korkulu rüyası mavi bereliler sınırda
Türk Silahlı Kuvvetlerinde, karargahlara verilen emir kapsamında sınır birlikleri, olası Afrin operasyonuna yönelik en üst hazırlık seviyesine getirildi. Afrin ve Münbiç'i terörden süpürme harekatına katılacak komandolar uçaklarla Hatay'a sevk ediliyor. Bölgeye sevk edilen birlikler arasında TSK'nın gözde birliklerinden Kayseri Hava İndirme Tugayı ile Kırklareli 55. Mekanize Piyade Tugayı var.




Afrin’e süpürme harekâtı
ABD'nin PYD-YPG ile Suriye'de oluşturmaya çalıştığı terör koridorunun en önemli merkezlerinden Afrin, Türkiye'nin operasyon menzilinde. Türkiye, Fırat Kalkanı ardından kritik bir müdahaleye daha hazırlanıyor. Türkiye'nin operasyona hazırlandığı Afrin'in önemi nedir ve operasyonun nasıl gerçekleşecek?


Öğrenme güçlüğü çekti milyar dolarlar kazandı
67 yıllık hayatına birçok başarıyı sığdıran Richard Branson'a disleksi 5.1 milyar dolar kazandırdı. Branson'ın hayatını Dönüm Noktası'nda ele aldık...


Bu makine şeritleri kendi kendine boyuyor
Şerit boyama makinesi üreten Stim firmasının Kontur 700 isimli modeli herhangi bir sürücüye ihtiyaç duymadan şeritleri boyuyor.
Bunu Gördünüz Mü? Böyle duran top organizasyonu görülmedi
Dünyanın en saçma duran top organizasyonu, Dortmund'lu yıldızın oğlunu ağlatması ve daha fazlası... Tuğçe'nin sunumuyla 'Bunu Gördünüz Mü?'


Katar Şeyhi esir alındı!
Haziran ayından bu yana Katar'a karşı büyük bir ambargo başlayan Arap ülkelerinin arasında bulunan Birleşik Arap Emirlikleri, Katar'daki kraliyet ailesinden Şeyh Abdullah El-Sani'yi esir aldı. El-Sani yayınladığı videoda, başına bir iş gelirse sorumlusunun Abudabi Veliahtı olduğunu söyledi.
ABD’li uzman: Dünyanın yeni katilleri biziz
ABD'li medya uzmanı ve aktivist Jerry Day, Amerika'nın özellikle Ortadoğu ülkelerine yaptığı müdahalesine ve bu müdahalelerin hiçbir yasal gerekçeye dayanmadığına dikkat çekerek, ''ABD, uluslararası tüm anlaşmaları ihlal etti, Müslüman ülkeleri bombaladı, insanları öldürdü. Bu yüzden gittikçe yalnızlaştı. Bir gün sonumuz, İkinci Dünya savaşı sonrası Almanlar gibi olacak. Dünyanın yeni katilleri biziz'' şeklinde konuştu.
ABD'li komutan PYD'li teröristleri ziyaret etti
Dünya

ABD'li komutan PYD'li teröristleri ziyaret etti

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel, terör örgütü PKK/PYD'nin kontrolü altındaki Rakka'ya gitti. Ziyaretin Afrin operasyonun hemen sonra gerçekleşmesi dikkatlerden kaçmadı.
ABD'li heyet Afrin için Ankara'da
Gündem

ABD'li heyet Afrin için Ankara'da

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Cohen başkanlığındaki heyet, Suriye ve adli iş birliği gibi konularda görüşmelerde bulunmak üzere Ankara'ya geldi. Cohen başkanlığındaki heyet Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığında görüşmelerde bulunacak.
Afrin harekatının 3. gününde bir askerimiz şehit oldu
Gündem

Afrin harekatının 3. gününde bir askerimiz şehit oldu

TSK, Zeytin Dalı Harekâtı'nın üçüncü gününde Kilis/Gülbaba Köyü güneydoğusunda teröristlerle girilen çatışmada bir askerimizin şehit olduğunu açıkladı.
Burak Özçivit'in Afrin mesajına eleştiri yağmuru
Hayat

Burak Özçivit'in Afrin mesajına eleştiri yağmuru

Burak Özçivit, Afrin operasyonuna destek için yer aldığı projeden çekilmiş asker üniformalı fotoğrafını paylaşınca eleştiri yağmuruna tutuldu. Hayranlarının yoğun tepkisiyle karşılaşan Özçivit, fotoğrafını bir süre sonra yoruma kapattı.
11 rekor ile dünyanın en büyüğü olacak
Ekonomi

11 rekor ile dünyanın en büyüğü olacak

Cumhuriyetin 100. yılına 5 kala açılacak olan İstanbul’un üçüncü havalimanı rekor üstüne rekor kırıyor. Havalimanı, Yıllık 200 milyon yolcu kapasitesi, günlük 3 bin 500 iniş-kalkış, 42 ayda tamamlanması, 100 bin metrekarelik yaşam alanı, 25 bin araçlık otopark, 42 kilometrelik bagaj sistemi, 143 yolcu köprüsü, 73 milyar liralık ekonomik katkısı, 225 bin kişiye istihdam, 5,5 milyon tonluk kargo kapasitesi ve 62 kilometrelik güvenlik çemberiyle 11 alanda ilke imza atıyor.