Hayat Deniz Müzesi 125inci yaşını kutluyor

Deniz Müzesi 125’inci yaşını kutluyor

Kurulduğu günden bu yana Türk deniz tarihine ait bilgi, belge ve eserlerin korunmasını ve yeni nesillere aktarılmasını sağlayan, Türkiye’nin denizcilik alanında en büyük müzesi olan İstanbul Deniz Müzesi 125. kuruluş yıl dönümünü müzenin tarihçesine ait fotoğraf ve belgelerden oluşan Sebeb-i Seyrü Sefer: Müzehane’den Deniz Müzesi’ne Bir Dönüşüm Hikâyesi adlı sergiyle kutluyor.

Abone Ol Google News
R. Rüveyda Okumuş Yeni Şafak
Deniz Müzesi 125’inci yaşını kutluyor
"Sebeb-i Seyrü Sefer" sergisi.

Müzenin tarihçesine ait fotoğraf ve belgelerden oluşan Sebeb-i Seyrü Sefer Sergisi, Deniz Müzesi’nin Kasımpaşa, Dolmabahçe ve Beşiktaş’a uzanan kuruluşundan günümüze kadar 125 yıllık serüvenini ele alıyor. Sergide teşhire sunulan eserler arasında Bahriye Müze ve Kütüphanesine ait 1897-1930 yıllarını kapsayan ilk ziyaret defteri dikkat çekiyor. Defterin kapağında müze arması ve altında da eski Türkçe ile Bahriye Müze ve Kütüphanesi’ni ziyaret edecek kişilerin kendi el yazılarıyla imzalayacakları bir ziyaret defteri olduğu belirtilmektedir. İlk sayfada Bahriye Nazırı Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa’nın 21 Ağustos 1897 tarihli el yazısının bulunduğu defterde başka pek çok tarihi ismin imzası yer alıyor.

İLK KOLEKSİYON TERSANE-İ AMİRE’DE

Deniz Müzesi ilk defa Sultan II. Abdülhamid devrinde (1876-1909) Bahriye Nazırı Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa’nın emriyle Tersane-i Amire’nin Müfreze Komutanlığına ait 3 katlı kagir bir binada kuruldu. Sultan II. Abdülhamid’in 21. tahta çıkış yıl dönümü olan 31 Ağustos 1897 tarihinde ziyarete açılan müzenin kuruluş görevi Miralay Mehmet Hikmet Bey başkanlığında Süleyman Nutkî ve Yüzbaşı Hakkı Bey’e verilmişti. Müzenin ilk koleksiyonu Tersane-i Amire’deki mağazalar, modelhaneler, sanayi fabrikaları, depolar ve ambarlardaki tarihi eşya, silah, sanat eserleri ve belgelerin bir araya getirilmesiyle oluştu. Önceleri Müzehâne, daha sonra Müze Amirliği ismiyle tanınan Deniz Müzesi, 1897’den I. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Mayın Müfreze Komutanlığı’na ait mayın deposunda ayrımı yapılmamış bir müze deposu halinde teşhire açık kaldı. 1933’de mayın deposuna duyulan ihtiyaç dolayısıyla bina boşaltılarak Tersane içinde bulunan Nakkaşhâne (resim atölyesi) binasına taşındı. 1939 yılına kadar Nakkaşhâne binasında hizmet veren Bahriye Müzesi’nin ismi 1934 yılında Deniz Müzesi olarak değiştirildi.

KADIRGA VE SALTANAT KAYIKLARI MUHAFAZA EDİLDİ

II. Dünya Savaşı yıllarında müze eserleri İstanbul’dan Anadolu’daki çeşitli mekanlara taşınmış, savaşın sona ermesiyle geri getirilen müze koleksiyonu Divanhane’de muhafaza edilmiştir. Daha sonra Dolmabahçe Cami, saray garajı ve kayıkhane müze için kullanılmıştır. Haluk Şehsuvaroğlu’nun müze müdürlüğü esnasında 1948 yılında Dolmabahçe Cami Deniz Müzesi olarak tahsis edildi. Yassıada sürecinde müzede bir oda içinde kurulan haberleşme bürosu zamanla genişleyince müze fonksiyonunu yapamaz hale gelir ve ziyarete kapatılır.

1961’de Dolmabahçe Cami’ndeki müze eşyaları Beşiktaş Vergi Dairesi binasına taşınarak burada tekrar hizmet vermeye başlar. Dolmabahçe Camii ise 1966 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmesinin ardından 1967’de yeniden ibadete açılır. Deniz Müzesi, 1961 yılında Beşiktaş’taki bugünkü yerine taşınmış, “Deniz Müzesi ve Arşivi Müdürlüğü” adıyla hizmete girmiştir. Bina çeşitli ilavelerle 1971 yılında “Tarihi Kayıklar Galerisi” adı altında müze koleksiyonunda yer alan kadırga ve saltanat kayıklarının muhafaza edilerek sergilendiği galeri olarak kullanılmaya başlandı.

ÇEŞİTLİ KOLEKSİYONUYLA SAYILI MÜZELERDEN BİRİ

Modern müzecilik anlayışına uygun inşa edilen yeni müze binasının teşhir ve tanziminin ardından 4 Ekim 2013’de ziyarete açılmıştır. Müzenin Ana Teşhir Binası da kapsamlı bir restorasyon sürecinin ardından yenilenen yüzüyle 2018 yılından itibaren ziyaretçilerini ağırlamaktadır. İçerdiği koleksiyon çeşitliliği açısından dünyanın sayılı müzelerinden biri olan Deniz Müzesi’nin Çakabey Sergi Salonu’nda açılan Sebeb-i Seyrü Sefer: Müzehane’den Deniz Müzesi’ne Bir Dönüşüm Hikayesi Sergisi 1 Eylül’e kadar ziyaretçilerini bekliyor.

Deniz Müzesi ve arşivi keşfedilmeyi bekliyor
HAYAT
Deniz Müzesi ve arşivi keşfedilmeyi bekliyor

Denizlerin sır küpleri müze olacak
FOTOĞRAF 12
Title
ABD'de 210 deniz müzesi, 240 müze gemi, İngiltere'de ise 250 deniz müzesi, 450 müze gemi bulunurken, Türkiye'de ise bu sayı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Üç yanı denizlerle çevrili Türkiye'de kapsamlı bir deniz müzesi kurulması denizcilik tarihini anlatabilmek açısından da büyük önem taşıyor. Ayrıca, koleksiyonerlerin envanterinde yer alan binlerce parça eserle, farklı illerde bir değil birden fazla deniz müzesi kurmak mümkün. Ömrünü denizlere adayan ve dünyanın en zengin amfora koleksiyonunu elinde bulunduran Mustafa Aydemir, deniz ile ilgili birikimlerini, Türkiye'nin herhangi bir ilinde kurulacak Amfora ve Deniz Müzesi'nde değerlendirmek için yıllardır çaba sarf ediyor.
Title
Aydemir, Türkiye'de kapsamlı bir deniz müzesi ihtiyacının gündeme gelmesiyle antik bronz ve seramik eserler koleksiyoneri Haluk Perk, Buhar Çağı koleksiyonları genel danışmanı Selçuk Kolay, müze sanat danışmanı Bahattin Öztuncay, müze teşhir ve sergileme uzmanı Mine Küçük, madalya ve nişanlar uzmanı Cem Mahruki, sikkeler danışmanı Hüsnü Öztürk, fotoğraf sanatçısı Akadur Töleğen, mali ve hukuki danışman Humral Tan, grafik tasarımcı Yüksel Çetin ile yeniden yola çıktı. Mustafa Aydemir, 5 bin yıllık denizcilik tarihinin, Amfora ve Deniz Müzesi'nde vücut bulması için finans konusunda destek arayışını sürdürüyor.
Title
Müzenin, denizcilik kültürünün gelişmesine katkıda bulunması, Türk ve Dünya denizciliği hakkındaki bilgileri gelecek nesillere aktarması, binlerce yıllık bir tarihi kapsayan, dünyanın en büyük özel amfora koleksiyonu rehberliğinde, denizlerin arkaik, klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerini anlatması, antik çağlardan denizcilik serüvenlerini, yaşam kültürlerini, önemli kişi ve olaylarını kronolojik bir sırayla, bilgi-belge-afiş- heykel-rölyef-harita ve maketleri de kullanarak dönemlerine ait orijinal eserlerle sunması hedefleniyor.
Title
Deniz müzesinin su altı bölümünü gezen ziyaretçiler, amforalarla tarihsel bir yolculuğa çıkarak, antik uygarlıklara gidebilecek, o dönemlere ait simgeleri, resimleri, haritaları, heykelleri, giysileri, yeme içme kültürlerini görebilecek. Mustafa Aydemir'in, 40 yılı aşkın süreçte oluşturduğu sayısı bir milyona ulaşan amfora koleksiyonu bu müzenin en önemli envanterleri arasında yer alacak.
Title
Akdeniz, Karadeniz, Ege ve Marmara Denizlerinden, trolcü ve balıkçı ağlarına takılan amforaların satın alınmasıyla bir araya getirilen bu özel koleksiyon, halen dünyanın en büyüm özel koleksiyonu niteliğinde.Koleksiyon, denizlerdeki arkaik, klasik, Helenistik dönemleriyle Yunan, Roma, Bizans dönemlerini kapsıyor. Müze içinde gemicilik kültürü, ticaret kültürü, sosyal yaşam kültürü, dönemin önemli insanları, bağcılık kültürü ile ilgili anlatımlar da yer alacak.
Title
Müzede ayrıca dünya denizcilik tarihinin anlatıldığı teşhir alanı, Osmanlı ve Türk denizcilik tarihi, günümüz taşımacılık unsurları, amforaların çıkarılış mizanseni, konferans salonu, su altı arkeolojisi ve su altı ekipmanlarının sergileneceği alan bulunacak.Müzenin içinde kurulacak su altı bölümünde yer alacak akvaryum içinde antik-batık kent imajı yaratacak yapı taşları, sütunları, sütun başları gibi mimari ögeler uygulanacak. Dekorunda, antik batık kent olan akvaryumun içinde bir batık gemi ile etrafına saçılmış amforalar ve tarihi eserler olacak. Akvaryumda ise Türkiye'nin çevresindeki denizlerde yaşayan balıklar ve diğer canlılar yer alacak.
Title
Koleksiyoner Mustafa Aydemir, müze projesine ilişkin Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR) kapsamında düzenlenen panelde İstanbul'un deniz müzeleri ihtiyacının gündeme geldiğini söyledi. Aydemir, toplantı sonunda, bu platformun başkanlığına getirildiğini ve müze çalışmalarına başlamak amacıyla ekibini kurduğunu anlattı. Müzenin de ana temasını oluşturan amforaların önemine değinen Aydemir, Amforalar, denizlerin sır küpleridir. Çünkü her amfora ait olduğu dönemin, binlerce yıl öncesinin, özellikle Anadolu coğrafyasının kıyılarının deniz tarihini, deniz aşırı ticareti, o dönemki üretimleri bize anlatır. Dolayısıyla müzenin bel kemiğini, amforalar rehberliğinde deniz tarihine yolculuk olarak belirledik dedi.
Title
Kurulacak deniz müzesinde amforaların yanı sıra o dönemleri tanımlayan sikke, cam ve bronz eserler, haritalar ve gemi maketlerinin de yer alacağını aktaran Aydemir, sözlerine şöyle devam etti: Amacımız, bu coğrafyanın denizcilik tarihini insanlara anlatabilmek. Denizci nesiller yetiştirmenin birinci kuralı da deniz kültürünü verebilmektir. Deniz kültürü de ancak bu deniz müzelerinde verilir. Biz maalesef deniz müzeleri konusunda dünyanın en fakir ülkesiyiz. Doğu Akdeniz çanağında yer alıyoruz. Bütün kıyılarımızda dünyanın en eski batıkları var. Dünya su altı arkeoloji bilimi bu kıyılarda gelişti. Biz bu batıklar vasıtasıyla, amforalar kanalıyla denizcilik tarihini günümüze ulaştırmak istiyoruz. Bin yıldan beri bu coğrafyadayız ama maalesef tam anlamıyla denizci bir toplum olamadık. Denizlerin önemini kavrayamadık.
Title
En eski denizcilik tarihinin Türkiye kıyılarında başladığını vurgulayan Aydemir,Denizdeki üstünlüğünü kaybeden ülkeler karalarına da sahip çıkamazlar. Biz, koca bir imparatorluğu kaybettik. Niçin? Çünkü deniz kültürüne bir türlü ulaşamadık; görüşünü dile getirdi. Müzenin hayata geçirilmesi için 5-10 milyon lira bütçe gerektiğini belirten Aydemir, yabancı futbolcuya 10-20 milyon avro verilen Türkiye'de başta devlet olmak üzere, belediyelerin, holdinglerin, şirketlerin bu konunun öneminin farkına varmasını istediklerini dile getirdi.
Title
Uzun yıllar boyunca toplanan bu envanterlerin, tüm insanlığın malı olduğunu ifade eden Aydemir, Bizler bunları koruyan, kollayan, gelecek kuşaklar için hazırlayacak geçici bekçileriz. Bunların asıl yerleri deniz müzeleridir. Denizcilikle ilgili koleksiyonların bir araya gelmesi, bir gerdan, bir yüzük taşı, bir mücevher gibi insanlara müzede sunulması lazım diye konuştu.
Title
Amforaların önemine de değinen Aydemir, farklı tiplerdeki amforaların Türkiye kıyılarının ya da adalarının bir dönemine, bir bölgesine, içinde taşıdığı materyale hitap ettiğini söyledi. Tarihte amforaların içinde sirke, zeytinyağ, incir, şarap, balık sosu, bal, pekmez taşındığını anlatan Aydemir, şu bilgileri aktardı:
Title
Amforanın içine girebilen her şey deniz aşırı ticarette söz konusu olmuştur. Onun için bunlar, ticari amforalardır. Biz buradan bütün denizcilik tarihini, üretim biçimlerini okuyabiliyoruz, deniz ticaret yollarını öğrenebiliyoruz, üretimin kapasitesini görebiliyoruz, o dönemin deniz aşırı ticaretten özellikle Anadolu'nun antik kentlerinin ne kadar zenginleştiğini görüyoruz. Dolayısıyla amfora, sadece bir amfora değildir. Bunlar aynı zamanda o bölgenin, o dönem insanlarının ürettiği değişmez markalardır. Çünkü bir amfora formu değişemez, yüzlerce yıl aynı şekilde devam etmek zorundadır. Çünkü bunlar aynı zamanda hacim ölçüsüdür. İçindeki ürünlerin ne kadar olacağı şehir devletlerinin kanunları ile bellidir. Gümrüğe tabidirler. Bunun için bir amforaya baktığımız zaman üretildiği bölgeyi söyleyebiliriz.
Denizlerin sır küpleri müze olacak
Dünyanın en büyük özel amfora koleksiyonu rehberliğinde, denizlerin arkaik, klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinin bilgi, belge, afiş, heykel, rölyef, harita ve maketlerle anlatılacağı Amfora ve Deniz Müzesi'nin kurulması için çalışmalar sürüyor.


6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.