Hayat Televizyon; dost mu düşman mı?

Televizyon; dost mu düşman mı?

Haber Merkezi Yeni Şafak
Fotoğraf: Arşiv
Fotoğraf: Arşiv

DOÇ. DR. AYBİKE SERTTAŞ - İSTINYE ÜNIVERSITESI ÖĞRETIM ÜYESI

Televizyon en çok eleştirilenler listesinde üst sıralardaki yerini kolay kolay kimseye bırakmıyor. Günümüzde akıllı telefonlar, sosyal medya ve hepsinden yaşlı olan televizyon sürekli hedef tahtasında. Toplumsal bir mesele tartışıldığında konu bir şekilde önce şimdiki çocuklara geliyor; sonra da bunun müsebbibi olarak kitle iletişim araçları sıralanıyor. Her şey bu kadar kolay mı acaba? Yoksa konu bu araçları nasıl kullandığımız ile mi ilgili?

Bugün temamız televizyon olduğu için sosyal medyayı konu dışı bırakıyorum fakat geleneksel medyada televizyonun, yeni medyada dijital mecraların içeriği kadar bunların kullanıcılar tarafından tüketimi de belirleyici. Şöyle ki televizyon eğlenceli olmasının yanı sıra beklenmedik biçimde eğitici olabilir. İzleyenlerin yeni kültürleri ve Dünya’yı tanımalarını sağlar. Özellikle gençlerin sporla, sanatla ilgilenmelerini teşvik edebilir. Ekranda karşılaştıkları pozitif rol modeller, izleyicilerin olumlu yaşam değişiklikleri yapmalarını tetikler. Bunun aksi yönünde düşündüğümüzde negatif rol modelleri, şiddetin olağanlaştırılmasından stereotiplerin zihinlere yerleşmesine kadar pek çok amaca hizmet eder. Esasen bizlerin sürekli tartıştığı konu da ekrandaki bu negatif rol modelleri: İnsana ve hayvana şiddeti bir güç emaresi gibi gösteren, çevre bilinci olmayan, okumayan, yazmayan, düşünmeyen, sorgulamayan, değerleri, tutkuları olmayan fakat birer kahraman, birer azize, birer başarı timsali olan karakterler. Model alma davranışının yanında, travmatik sahneler çocukta yalnız kalma korkusu da yaratabilir. 2 yaşından küçük çocuklar ise hiçbir şekilde televizyon izlememeli. Bu konuda çocuğunuzla anlaşamıyor musunuz? Bu konuyu diğer sağlık meseleleri gibi anlatın. Diş fırçalamak, iyi beslenmek, az televizyon izlemek; hepsini aynı eylem grubu içerisinde sınıflandırın.

ARAÇ MI İÇERİK Mİ?

Bu noktadan hareketle sorumu tekrarlamak istiyorum: Aracın kendisi mi suçlu; içerik üreticileri mi? Televizyon izlemenin çocukların beyin gelişimini nasıl etkilediğine dair net bir araştırma sonucu yok. Bir çalışma, 3 yaş grubu için televizyon izlemenin bilişsel gelişimi olumlu etkileyeceğini, başka bir çalışma televizyonun okumaya yardımcı olduğunu iddia ediyor. Bütün bunlar yine bizi çocuğa “ne” izlettiğimizin önemli olduğu verisine taşıyor.

Peki, ebeveynler neler yapmalı? Yazdıklarımızdan çıkarılacak ilk sonuç; çocuğun ne izlediği bilinmeli ve seçilmeli. Çocuk “her şeyi” izlememeli. Özellikle belli bir yaş grubu altındaki çocuklar izledikleri her şeyi gerçek sandıkları için bu seçim büyük önem taşıyor, bu sebepten de çocuğun odasında ayrı televizyon olmamalı ki tarihte, televizyon aygıtının hane içerisinde en fazla sayıda olduğu zamandayız muhtemelen.

‘TÜKET!’ MESAJI

Gelişme çağındaki bir çocuk için en ideal eylemler temiz hava almak, arkadaşlarıyla oynamak, fiziksel aktivitede bulunmaktır. Bebekler için ise oyun ve insanlarla etkileşim çok önemli. Çok televizyon izlemek ise bunların hepsini engelleyecek nitelikte. (Sadece eylemin etkisi bu, olumsuz içeriklerin etkilerini de düşünün ek olarak.)

Bütün bunların yanında televizyonun erken yaşlardan itibaren izleyicileri tüketim sempatizanı yaptığı da bir gerçek: Çizgi film karakterlerinin oyuncakları, yine bu filmlere ait yan ürünler, sağlıksız gıdalar; hepsi küçük yaştan itibaren çocuğun radarına giriyor. İklim değişiyor, dünyanın dengesi ve yaşam koşulları da. Sınırsız sandığımız kaynaklar tükeniyor fakat çocuklara “Tüket!” mesajları (bizlerin aracılığıyla ve gelecekten hiç korkmadan) verilmeye devam ediyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.