Hayat Vefatının 60 Yılında Bediüzzaman Said Nursi

Vefatının 60. Yılında Bediüzzaman Said Nursi

Bediüzzaman Said Nursî, Hz.Peygamber’in (SAV) ecel gelmeden önce vasiyette bulunma sünnetine uygun olarak ilk vasiyetini Ocak 1948’de Emirdağ’da yazdı. Bizzat kaleme aldığı bu vasiyetinde; şahsi eşyalarını ve kendisine ait Risale-i Nur nüshalarını talebelerinden bir heyete miras bıraktı.

Haber Merkezi Yeni Şafak
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi

MUSTAFA ÇALIŞAN

(İLİM VE KÜLTÜR VAKFI / MÜTEVELLİ HEYETİ ÜYESİ)

Tarih: 23 Mart 1960. Urfa’daki İpek Palas Oteli’nin 3. katında, 27 numaralı odada sabaha karşı üç devir yaşamış “bahtiyar bir ihtiyar” son nefesini verir. Dünyadan geriye bir demlik, birkaç bardak, eski bir gömlek, cübbe, sarık, misvak, biraz çay ve şeker, iki kalem, kâğıt, birkaç tane kap ve on lira para bırakır.

Bir de, her harfiyle kâinat kitabını deşifre ettiği kocaman bir eser. Küllî bir eser: “Risale-i Nur Külliyatı”

Tarih: 27 Mayıs 1960. Vefatından sadece 65 gün sonra, Türkiye askerî darbe ile uyanır. İhtilalin kudretli komutanları, Üstadın naaşının askerî bir uçakla bilinmeyen bir yere naklini emreder.

Tarih 3 Ekim 2009. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şu sözleri günlerce konuşulmuş, Türkiye’yi ayağa kaldırmış, medyada geniş yankı bulmuştur:

“Bitlisli Said Nursi’siz bir Türkiye’nin maneviyatı noksan kalır.”

60 YIL ÜSTAD’I DAHA DA BÜYÜTTÜ

Tarih 23 Mart 2020. Vefatının üzerinden tam 60 yıl geçmiştir. Ve naşının yeri hâlâ bilinmemektedir.

Kabri ortadan kaldırılarak gayesi, mefkûresi, eserleri, talebeleri ve topyekûn hizmeti de ortadan kaldırılmak istenmişti. Ama proje büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı.

Geride bıraktığımız 60 yıl içinde, Said Nursî ve eserleri unutulup yok olmak bir yana; büyüdü, devleşti, elleri ve kollarıyla bütün dünyaya uzandı. Vefatının 60. Yılında eserleri Risale-i Nur Külliyatı 50 farklı dünya diline çevrildi.

Ardından takipçiler oluştu. Onun öğretisini benimseyen kitleler kendi aralarında dallara ayrıldı.

Yerli ve yabancı ilim adamları onun hakkında master, doktora tezleri hazırladı. Amerikalı, İngiliz, Arap ve Avrupalı meşhur entelektüeller hakkında ciddi ve hacimli araştırmalar yaptı.

Yazdığı Risaleleri okusa da benimsemeyen, onun metodolojisini kendisine rehber edinmeyen pek çok dindar Türkiyeli, onun Allah rızasından başka bir amacı olmadığı fikrinde buluştu.

Öyle veya böyle, Bediüzzaman bu ülkede çok büyük ses çıkardı.

NURS’TA BAŞLAYAN HİKAYE

Hikâyenin ilk sayfası, Doğunun kuş uçmaz kervan geçmez bir köyünü resmeder.

Said Nursî, bundan 143 yıl önce, 1877’de Nuriye Hanım ve Sofi Mirza Efendi’nin oğulları olarak Bitlis’in Nurs köyünde dünyaya gelir.

İlk eğitimini ağabeyinden aldıktan sonra, köyüne sığmamaya başlayacaktır. Bitlis, Van, Mardin üçgeninde bir ilim hayatı. Ardından İstanbul, sonra sürgünler, zindanlar, zehirler, çileler, ve yokluğun ortasına neşvünema bulan Nur filizleri.

ÜÇ DEVRE TANIKLIK ETTİ

Bir yandan “Karşımda koskoca bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evladım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor!” diyen dertli bir gönül, diğer yanda cephede Rus’la savaşan, TBMM’de bildiri yayınlayan bir sivil direnişçi. Öte yandan padişahının konuğu olarak Barbaros Zırhlısı ile Selanik’e, oradan da trenle Kosova’ya giden ve projelerini sunan eden bir idealist.

Bir yandan Sultanahmet Meydanı’nda, Selanik Hürriyet Meydanı’nda, Şam’daki Emeviyye Cami’nde on binlere hitap eden, kitleleri harekete geçiren bir din adamı, diğer yandan kendisine teklif edilen konakları, maaşları, unvanları elinin tersiyle itip köşesine çekilen bir garip hoca.

Osmanlı’ya, Meşrutiyet’e ve Cumhuriyet’e tanıklık eden, her devirde fikirlerini açık yüreklilikle haykırmaktan, haykırmakla kalmayıp hayata geçirmekten çekinmeyen gerçek bir aktivist.

“Sürgün” gönderildiği Barla’da “yaz kardeşim” diyerek ilk Nur Risalesini yazdıran, yazdıklarıyla iman hizmetini kalpten kalbe aşılayan “rehber” bir adam.

Nüfustaki adı Muhammed Said Okur. Nam-i diğer Seyda. Bediüzzaman Said Nursî.

BİR KABRİ BİLE ÇOK GÖRDÜLER

27 Mayıs 1960 İhtilali ile Demokrat Parti Hükümeti Yassıada Mahkemeleri’nde tarihinin en karanlık günlerini yaşar. Türkiye, Milli Birlik Komitesi İdaresi altındadır. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Başbakanlık Müsteşarı Albay Alparslan Türkeş ve İçişleri Bakanı M. İhsan Kızıloğlu yönetimin muktedirleridirler. 11 Temmuz 1960 Pazartesi günü Urfa Valisi Necdet Yalçın ile Doğu Bölgesi Kolordu Komutanı askeri bir uçakla Konya’ya gelirler.

O esnada Konya İmam Hatip Okulu’nda meslek dersleri öğretmenliği yapmakta olan Bediüzzaman Said Nursi’nin kardeşi Abdulmecid Ünlükul valilik makamına çağrılır. Kendisine kardeşi Said Nursi’nin cenazesini Urfa’dan nakledeceklerini söylerler. Zorla kağıt imzalatırlar. Abdulmecid Ünlükul ile o gün vilayette Cemal Tural Paşa, Refik Tulga Paşa ve 2. Ordu Komutanı muhatap olurlar.

Cemal Tural Paşa, “Said Nursi’nin kabrini şark ahalisi ve güney sınırlarımızdan kaçak olarak gelip ziyaret edenler var. Nazik bir zamandayız. Sizin de iştirakinizle kabrini İç Anadolu’ya nakledeceğiz.” der.

Bediüzzaman’ın kardeşi Abdulmecid Ünlükul zorla dilekçe imzalatıldıktan sonra Konya havaalanına götürülür. Askerî uçakla Urfa’ya intikal edilir.

KABİR KIRILIP NAŞI KAÇIRILIR

12 Temmuz 1960 Salı günü gece yarısı askerler şehri kontrol altına alırlar. Sokağa çıkma yasağı ilan edilir. Şehrin önemli noktaları tanklar ve zırhlı araçlarla kuşatılır. Gece 01.00’da Urfa Halilürrahman Dergâhı sıkı bir kontrol altına alınır.

Askerler komutanlarının kendilerine verdikleri emirle Bediüzzaman Said Nursi’nin kabrinin bulunduğu iki kubbeli yerin üst pencerelerini ve demir parmaklıklarını kırarak içeri girerler. Ellerinde demir kesme aletleri ve balyozlarla mezarın mermerlerini sökmeye, parçalamaya başlarlar. Kabir kırılır, naaşı çıkartılır. Vefatından 111 gün sonra kabrinden çıkartılan Said Nursi›nin naaşı hiç bozulmamış ve adeta tebessüm eder vaziyette doktor ve askerlerin gözetiminde galvenizli tabuta yerleştirilir. Bir askerî cemseye bindirilir. C 47 askerî uçağıyla önce Afyon’a, oradan da o gece askerî bir vasıta ile Dinar-Baladığız üzerinden Isparta istikametine götürülür. Abdulmecid Ünlükul yanındadır. Gecenin zifir karanlığında dağlık bir bölgede meçhul bir mekânda daha önceden hazırlanmış olan bir kabre varılır. Askerî birlik mensuplarınca alel acele hazırlanan kabre konulur. Kabrin üzeri toprakla örtülerek kamuflaj yapılır. Ve gecenin zifir karanlığında olay mahalli terk edilir.

RİSALE-İ NUR OKUYUN

Dönemin kudretli komutanlarının bilmediği bir ayrıntı daha vardır. Üstad vasiyetinde kabrinin bilinmemesi gerektiğinin altını çizmiş, kendisiyle görüşmek isteyenlere adres olarak Risale-i Nur Külliyatı’nı okumalarını işaret etmiştir:

“Bu dehşetli zamanda, eski zamandaki firavunların dünyevî şan ve şeref arzusuyla heykeller ve resimler ve mumyalarla nazar-ı beşeri kendilerine çevirmeleri gibi, enaniyet ve benlik, verdiği gafletle, heykeller ve resimler ve gazetelerle nazarları, mânâ-yı harfîden mânâ-yı ismiyle tamamen kendilerine çevirtmeleri ve uhrevî istikbalden ziyade dünyevî istikbali hayal edinmiş olmaları ile, eski zamandaki lillâh için ziyarete mukabil, ehl-i dünya kısmen bu hakikate muhalif olarak mevtanın dünyevî şan ve şerefine ziyade ehemmiyet verir. Öyle ziyaret ediyorlar. Ben de Risale-i Nur’daki âzamî ihlâsı kırmamak için ve o ihlâsın sırrıyla, kabrimi bildirmemeyi vasiyet ediyorum.”

Yani, Üstadın vasiyetine uygun olarak, meçhul bir dağ başında O’nu Rabb’i ile baş başa bırakan kabrinin bilinmesini engelleyen dönemin kudretli komutanları, herhalde bilmeden Bediüzzaman’ın son isteğini de yerine getirmiş oldular!..

VASİYETİ GERÇEK OLDU

Bediüzzaman Said Nursî, Hz.Peygamber’in (SAV) ecel gelmeden önce vasiyette bulunma sünnetine uygun olarak ilk vasiyetini Ocak 1948’de Emirdağ’da yazdı. Bizzat kaleme aldığı bu vasiyetinde; şahsi eşyalarını ve kendisine ait Risale-i Nur nüshalarını talebelerinden bir heyete miras bıraktı. Vasiyetinde ve mektuplarında ayrıca ‘kabrinin bilinmemesini ve Risale-i Nur hizmetleriyle meşgul olanların geçiminin temininin diğer talebeleri tarafından karşılanmasını’ talep etti.

6000 SAYFALIK KÜLLİYAT

Bediüzzaman Said Nursi’nin kaleme aldığı Risale-i Nur Külliyatı 6.000 sayfalık bir Kur’anı Kerim tefsiri. Bu tefsir 14 temel eserden oluşuyor: Sözler, Lem’alar, Mektubat, Şualar, Tarihçe-i Hayat, Emirdağ Lahikası I, Emirdağ Lahikası II, Kastamonu Lahikası, Sikke-i Tasdiki Gaybi, Asayı Musa, Mesnevi-i Nuriye, İşaret›ül İcaz, Barla Lahikası ve Muhakemat.

Risale-i Nur, Kur’an ayetlerini mana yönünden açıkladığı için “tefsir” ilmi içinde değerlendirilirken, inanç ve ahlak gibi kavramları derinliğine ele alması açısından da “kelam” ilmi çerçevesinde değerlendiriliyor.

Abone Ol Google News
Karantina virüsü yendi

Karantina virüsü yendi

Gözlem altına alınan köylerde hiçbir yeni vaka görülmedi.
İşte korona yasası

İşte korona yasası

​Bazı vergiler alınmayacak, Elektrik borçları yapılandırılacak.
Robotlarkimlik soruyor

Robotlar
kimlik soruyor

​Sokağa çıkanlara polis gibi müdahale ediyorlar.
DSÖ'den<br>Türkiye'ye övgü

DSÖ'den
Türkiye'ye övgü

Ursu: Türkiye'nin tedavi konusundaki çabası ve şeffaflığı örnek alınmalı.
Koronavirüs sanat oldu

Koronavirüs sanat oldu

​Amerika'dan Hindistan'a, Macaristan'dan, Filistin'e...
Gıda stratejik ürün

Gıda stratejik ürün

​Tarımsal Kalkınma Vakfı Başkanı Taşan Yeni Şafak'a konuştu.
Göçmen<br>doktorlar ölüyor

Göçmen
doktorlar ölüyor

İngiltere'de sağlık sistemi krizde, göçmen doktorlara ekipman yok.
AB projesi çöker!

AB projesi çöker!

​İtalya Başbakanı Conte isyan etti ve uyardı.
Tahliyelere<br>muhalefet engeli

Tahliyelere
muhalefet engeli

​HDP infaza PKK'yı, CHP ve İYİ Parti de FETÖ'yü ekletmek istiyor.
Usule uygun olmalı

Usule uygun olmalı

​Din İşleri Yüksek Kurulu yeni açıklama yaptı.
150 prense<br>virüs bulaştı

150 prense
virüs bulaştı

​Kral Selman adada, Veliaht Prens Cidde açıklarında tecritte.
Filistin'e yardım eli

Filistin'e yardım eli

AB'den Filistin'e koronavirüsle mücadele için 71 milyon euro destek.
Hava<br>sahası iyiliğe açıldı

Hava
sahası iyiliğe açıldı

​Türkiye 2 yaşındaki İtalyan çocuğun umudu oldu.
Sakarya'da<br>polislere sürpriz

Sakarya'da
polislere sürpriz

Senaryo gereği kavga ettiler, polisleri meşaleler ile karşıladılar.
Kanları<br>yerde kalmayacak

Kanları
yerde kalmayacak

Çok sayıda operasyon düzenlendi, 5 kişi gözaltında.
Suriye'de<br>kaçakçı korkusu

Suriye'de
kaçakçı korkusu

​'Ölüm Geçişleri' isimli protestolar başladı.
İkinci dalga korkusu

İkinci dalga korkusu

​Çin'de kısıtlamaların kaldırılmasıyla ikinci dalga dünyaya yayılabilir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.