Yazarlar Çevik Bir ne zaman yargılanacak?

Çevik Bir ne zaman yargılanacak?

Ahmet Kekeç
Ahmet Kekeç Gazete Yazarı
"Milli Stratejik Konsept" kitabının yazarı Nurullah Aydın, "TSK''ya hakaret"ten yargılandığı davada beraat etti. Mahkeme kararına göre, demokratik hukuk devletinde hiçbir kurum eleştirilemez değildir. Aksine bir anlayış, bütün kamu kurumlarının "kamunun denetimi"ne tâbi olduğu anlayışının reddi anlamına gelir ki, bu da demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz/bağdaşmamaktadır.

Mahkeme "Asker de eleştirilir" diyor.

"Hukuk" adına sevindirici bir gelişme.

Bu karar, umarım, içinde "28 Şubat" geçen her yazıyı "imzalı-damgalı" suç duyurularıyla cumhuriyet savcılarına ihbar eden illegal çalışma grubunun değerli mensupları ve bu suç duyurularını ciddiye alıp dava açan, sonra da, "Ne yapalım, baskı altındayız, dava açmazsak ayıp olacak" diyen cumhuriyet savcıları için de örnek olur.

Örneğin, "Darbe yapmak yasalarımıza göre suçtur" dediği için, bu satırların yazarı hakkında "TSK''ya hakaret"ten dava açılmıştı. Ayrıca, onlarca suç duyurusu için de savcılıkta ifade vermişti.

Suç duyurularının altında, mütekait general Çevik Bir''in imzası vardı. Çevik Bir, görevli olduğu dönem içinde, hem "yargı"yı baskı altında tutmuş, hem de tek başına "sansür kurumu" gibi çalışmıştı.

Sansürü Sultan Abdülhamid''e özel bir uygulamaymış gibi sunanlar, Çevik Bir''in keyfi ve yasa dışı tasarruflarını hiç gündeme getirmediler.

Ahmet Altan''a getirilen yazı yasağı bir "sansür"dü.

Mehmet Barlas, Nazlı Ilıcak, Emin Şirin, Koray Düzgören, Cengiz Çandar, Ahmet Tezcan, Mehmet Ali Birand...

Adı geçen yazarlar, mahut generalin talimatıyla, hem sansüre maruz kaldılar, hem de çalıştıkları kurumdan uzaklaştırıldılar.

Otuz üç yıllık Sultan Abdülhamid saltanatını, basın özgürlüğü açısından "en karanlık dönem" sayanlar, "laik demokratik hukuk devleti" olan Türkiye Cumhuriyeti''nin nev-i şahsına münhasır uygulamalarını, işin içinde sırf Çevik Bir olduğu için sineye çektiler.

İstibdat döneminde "burun" ve "yıldız" demek yasaktı. Postmodern darbe sürecinde de "darbe" ve "28 Şubat" demek yasak.

Nurullah Aydın''ın davaya konu olan kitabında şu ifadeler yer alıyor:

"Tuhaf bir demokrasi, tuhaf bir cumhuriyet anlayışına sahip sivil-asker-bürokrat egemenliği altındaki Türkiye''de derin devlet, kartelci sermaye ve medya gibi etkin güç odaklarıyla işbirliği yaparak, istenilen yapıyı korumaya çalışmaktadır. Derin devletin sesinin yükselmesinde rol alan askerler, emekli olduklarında bu oligarşık yapıda iş bulabilmektedirler. ''İrticaya destek oluyor, cumhuriyeti tehlikeye düşürüyor'' sloganları ile hareket eden bu güç karşısında tüm geçmiş deneylere karşın milli irade ürünü siyasiler çare ve çözüm bulamamaktadırlar."

Aydın''ı savunan bilirkişi raporunda ise şöyle deniyor: "Mafyanın, medya, sermaye ve bürokrasi ile ilişki içinde olduğu hep söylenmektedir. Kaldı ki, bu çevrelerle ilişki içinde gösterilen devletin askeri kuvvetleri değil, bir kısım askerlerdir."

Mahkeme kararı, zımnen, derin devlet, kartelci sermaye ve medya işbirliğiyle kotarılan postmodern darbeyi yargılıyor.

Peki, demokrasiye balans ayarı yapan, tek başına sansür kurumu gibi çalışan, yaptığı yüzlerce suç duyurusuyla bağımsız mahkemeleri baskı altında tutan, gazetecilerin "Sivil toplumun önünü açmak için cumhurbaşkanlığına aday olduğunuzu söylediniz. Sizin cumhurbaşkanlığınız döneminde 28 Şubat benzeri bir müdahale yapılsa tavrınız ne olur?" sorusuna ise büyük bir olgunlukla (!) "Allah bir daha milletimize o günleri göstermesin" karşılığını veren Çevik Bir ne zaman yargılanacak?

Türkiye Cumhuriyeti bir "hukuk devleti"yse, yasama organını by-pass ederek bir başka ülkeyle gizli stratejik işbirliği anlaşmaları imzalayan bu general elini kolunu sallayarak dolaşamamalı.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.