Yazarlar Takım elbisenin zararı -2- Moda ve tek tip insan psikolojisi

Takım elbisenin zararı -2- Moda ve tek tip insan psikolojisi

Ali Nur Kutlu
Ali Nur Kutlu Gazete Yazarı

Takım elbise Batı medeniyetinin bir üretimidir ve hepimize bunu giymeyi dayatıyorlar. Batı, 16. yüzyıl Avrupa derebeyleri gibi bu elbiseyi giymeyenleri hor görüyor ve bir baskı aracı olarak kullanıyor hala. Neden Afrika"nın yerlisi, Hindistan"ın fakiri, Çin"in çekik gözlüsü atalarının kıyafetlerini giydiklerinde görgüsüz oluyorlar? Neden hepimiz İngiliz ve Fransızların atası gibi giyinmek zorundayız?

Modanın kültürel asimilasyonu

Moda, kültürel sömürü ve asimilasyonun en önemli aracıdır. "Erkekler için en güzel, en modern kıyafet takım elbisedir ve en güzel takım elbise İngiliz kumaşından yapılır." İşte bu cümle hem Batı modeli tek tip insan için kültürel asimilasyon, hem de ekonomik sömürgeyi barındırır.

Bugün takım elbise giymeden uluslararası bir toplantıya katılmak, açıktan söylenmese de bir görgüsüzlük olarak kabul edilir. Hiçbir tepki verilmese de en azından marjinal bir hareket, normal olmayan bir durum olarak görülür. Neredeyse iki yüzyıldır bu psikolojiyi dayatıyorlar bize.

Tersini düşünün: Suudi Arabistan"da yapılacak bir toplantıya entari giymeden gelecek erkeklerin ayıplanması ve görgüsüz sayılması sizde nasıl bir duygu uyandırıyor? Ne kadar mantıksız diye düşünüyorsunuz. Aslında takım elbise için de aynı şeyi düşünmeliyiz. Hepimiz atalarımızın bize miras bıraktığı renklerde ve desenlerde kıyafetlerimizi giyerek Londra"da bir toplantıya katılsak ne olur?

Bu satırları okurken bile bu düşüncenin ne kadar gereksiz olduğunu düşünenler vardır eminim. O kadar derinden kabullenmişiz ki takım elbise tahakkümünü, tartışma konusu bile olmadı hiçbir zaman. Bugün dünyada tek tip ve tek renk (lacivert ve siyah) takım elbise hakimiyeti ABD"den, Çine kadar her yerde görülüyor. Bu bir asimilasyon ve kültürel yozlaşmadır kim ne derse desin.

Modacılar takım elbiseyi değiştiremiyor

Takım elbise öylesine baskın ve öylesine tabu halinde üzerimize çöktü ki en aykırı tipler olan modacılar bile bu baskının atında ezilip kaldı. Son iki yüzyıldır gömlek, kravat (boyun bağı) ve ceketten oluşan takım elbise kombinasyonunda radikal bir değişiklik yapamadılar. Ceketlerin düğmesi bazen iki oldu, bazen üç, kravatlar ya geniş oldu, ya dar bunun haricinde bu kombinasyonu bozamadılar.

Bir Arap"ın ya da Afrikalının takım elbise giydiğinde çektiği işkenceye çok şahit oldum. O kravat Afrikalının kalın boynunda kölelik zinciri gibi sıkıntı veriyordu. Lakin Afrikalı, onu giymeden derdini anlatamayacağını ve kendisinin değersiz görüleceğini düşünür. Takım elbise giyse de o kravatı bağlamasa, boyun düğmesinin gırtlağını sıkması ve ceket kol boyunun uzunluğu her zaman iğreti durmuş ve asla bir Avrupalı gibi giyinememenin ezikliğini içinde hissetmiştir.

Boğazımızı sıkan kravat ve kol boyunun uzunluğu

Sadece Afrikalılar değil, bizler de aynı şeyi hissettik çoğu zaman. Hayatımızın en büyük bunalımı kravatın boğazımızı sıkması, gömlek yakasının bir türlü dik durmaması ve ceket boyunun, ya etekten, ya koldan uzun olup bizi rezil etmesi olmuştur. Kravat, gömlek ve takım elbisenin renk uyumu sorunu ayrıca bir kabus konusu.

Takım elbise için uygun ayakkabı meselesi başlı başına bir yazı vesilesi olabilir. Her ayakkabı takım elbise altına giyilmez, ayakkabının rengi kemer ve saat kayışı ile uyumlu olmalı, kesinlikle iskarpin denen, yürümesi zulüm olan bir modelde olmalı. Takım elbisenin çok büyük bir ayakkabı ve kemer sektörü yarattığı da unutulmamalı. Dolayısı ile bir takım elbise demek, gömlek, kravat, ütü, kuru temizleme, kola, iplik, ayakkabı, kemer, düğme sektörü ve devasa bir ekonomi demektir. Tüm bunların birbiriyle ilişkisini belirleyen Milano, Paris ve Londra modacıları, her yılın başında hangi rengi ve stili giyeceğimize karar vererek sektörün ekonomik kazancını arttırıyor.

Takım elbiseye karşı itirazlar nedense her zaman içten ve sessizce olmuştur. Belki de ilk defa bir yazı konusu oluyor. Bana gelen tepkilere bakılırsa takım elbiseye karşı olan çok kişi var. Ancak cesaret edip takım elbiseyi çıkartacak biri olacağını zannetmiyorum. Zaten takım elbise giymesek yerine ne giyeceğimiz konusu da ayrıca bir sorun. Modacılar alternatif bir model üretmiyor. Kravatsız ceket gömlek tek alternatifi.

Mesele sadece bir giyim şekli değil, bir yaşam biçimi ve kültürel temsille doğrudan orantılıdır. Tek tip bir dünya isteyenler, tek tip insan üretir. Biz ise buna karşıyız.

Son yazım takım elbisenin sağlığımıza ve yaşam konforumuza verdiği zararla ilgi olacak.

#ETİKET

BAYRAĞIN SAHİBİ KİMDİR?

O direkten bayrağı indirenin olmadığı kesin. Bayrağın sahibi bu ülkede şiddete ve silaha karşı olanlardır. Kürt sorununu çözmek bayrağa saygı göstermek ve sahip çıkmakla başlar.

Twitter.com/alinurkutulu

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.