Yazarlar Eğer kamyonlar yolda gidemiyorsa

Eğer kamyonlar yolda gidemiyorsa!..

Can Aksın
Can Aksın Gazete Yazarı

Sabahki haber toplantısında Genel Yayın Yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu, "Yollarda kamyonlar, tankerler gözükmüyor, ekonomi iyice işlemez oldu. Anadolu ne durumdadır, bir araştıralım" dediğinde, aklım 1978 yılına yine bir "Ecevit iktidarı" dönemine gitti.

Trakya''da bir "ara seçim" vardı ve ben birkaç gazeteci arkadaşımla birlikte, Süleyman Demirel''in seçim otobüsünde seçim gezisini izliyordum. Rahmetli Barlas Küntay o zaman Adalet Partisi''nin Basından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı idi ve benim de çok yakın dostumdu. Otobüste Demirel''in hemen arkasında aynı koltukta oturuyorduk.

Silivri''yi geçip Çerkezköy''e doğru giderken ana muhalefet partisi lideri Demirel, arkaya dönerek, "Bakın yollar bomboş. Bir tek araç gözükmüyor. Yollar çalışmıyorsa ekonomi ve ülke çalışmıyor demektir. Ülkeyi bu hale getirenler bunun bedelini ödeyecekler" demişti.

O ara seçimlerde Trakya''da 5 milletvekili seçilecekti. Meydanlarda seçmenler Demirel''i beş parmaklarını açarak "Bej..Bej..Bej" diyerek alkışlıyordu.

Seçimler yapıldı ve 5 milletvekilliğini de Adalet Partisi kazandı. Halk, yolları boş bırakarak ekonomiyi işlemez hale getiren, yokluklar çektiren, vatandaşı Sana yağı, mazot, benzin, sigara kuyruklarında inleten Ecevit''i cezalandırmıştı.

Halkın "güvenini" kaybettiğini gören Ecevit çareyi hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı''na sunmakta bulmuştu.

Aradan 23 yıl geçti. Ecevit aynı Ecevit. Yine başbakan ve ülke "görülmemiş" bir ekonomik krizin ağırlığı altında eziliyor. Piyasalarda yaprak kımıldamıyor. Yollar daha da boş. Kamyonları çalıştıracak mazot belki bulunuyor ama her 10 günde bir zam gördüğü için, kamyonlar mazot alamıyor.

Sultanhamam''dan her gün yüzlerce kamyon Anadolu''ya mal taşırken, şimdi kalkanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Ve Başbakan Bülent Ecevit ve bakanları ekonominin tümünü Amerika''dan "kurtarıcı" olarak gelen Kemal Derviş''e teslim etmişler sadece durumu seyrediyorlar ve "Derviş''in bir mucizesini" bekliyorlar.

Hükümetten çıkarı olan birkaç kişinin dışında bütün Türkiye ve Türkiye''ye yardım etmeye hazır Amerika ve uluslararası finans kuruluşları "hükümetin istifası" konusunda ittifak halinde. Ama hükümetin "tındığı" yok. Bir bakanları hakkında DGM savcılarınca "çok ağır ithamlar" içeren iddianame yayımlanıyor da ne o bakanın, ne de o bakanlar kurulunda bulunanların "kılı kıpırdamıyor."

Yurtdışına para bulmaya giden Kemal Derviş, seyahate çıkmadan iki gün önce "Yurtdışından yardım "iyi hükümetlere" gelir" diyor ama bu cümlenin gerçek anlamını, halkın "güvenini" yitiren bu hükümet anlamıyor.

Kemal Derviş''in de dediği gibi ekonomiyi içersinde bulunduğu çıkmazdan çıkaracak bir programın hem yurtiçinde, hem de yurt dışında "güven unsuruna" dayalı olması gerekiyor.

Halen uygulanan "dalgalı kur sistemi" bundan önce uygulanan "çıpalı kur sistemi" ile taban tabana zıt bir sistem. Bu hükümet daha önce "çıpalı kur sistemi ekonominin düzelmesi için tek ve alternatifsiz bir sistemdir" diyerek ve ekonominin anahtarını bir ölçüde ekonomi bürokratları ile IMF temsilcisi Carlo Cottarelli''ye teslim etmişti.

Şimdi yine aynı hükümet bu kez "dalgalı kur" sistemini "tek ve alternatifsiz" gösterip ekonominin anahtarını Derviş''e teslim etti. Bu hükümet, bir de "demokrasi" olmasına rağmen hükümeti de "alternatifsiz" göstererek halka karşı saygısızlık yapıyor.

Ey!..Hükümet bu halk sana nasıl güvensin? Dün "ak" dediğine bugün "kara" diyorsun. Yarın bu program için ne diyeceğin belli değil. Ne yaptığın belli değil. Kriz başlayalı aylar oldu hala ortada "somut" bir öneri, somut bir "uygulama" yok. Sadece "laf salatası" var. Bu hükümet ülkeyi ve halkını düşünüyorsa derhal istifa edip, bu krizden ülkeyi esenliğe götürecek yeni bir hükümetin yolunu açmalıdır. Yoksa her geçen gün, ülke olarak "çok daha ağır" faturaları ödemek zorunda kalırız.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.