Yazarlar Ömer Nasuhi Bilmen, İbnülemin Mahmud Kemal İnal ve Ord Prof Sıddık Sami Onar

Ömer Nasuhi Bilmen, İbnülemin Mahmud Kemal İnal ve Ord. Prof. Sıddık Sami Onar

Dursun Gürlek
Dursun Gürlek İnternet Yazarı

Geçen hafta Yeni Şafak’ta ilk defa yayımlanan yazımda da belirttiğim gibi eski İstanbul Müftüsü ve Diyanet İşleri Başkanı merhum Ömer Nasuhi Bilmen’in bütün eserleri kıymetli olmakla beraber, bunların en önemlisi – hiç şüphe yok ki – “Hukuk-ı İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhiye Kamusu”dur. Yine adı geçen yazımda ifade ettiğim üzere kırklı, ellili yılların en büyük hukuk otoriteleri kabul edilen Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar, Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Prof. Dr. Hüseyin Nail Kubalı, Hoca Efendi’nin bu 6 ciltlik şaheserine övücü, takdir edici mukaddimeler yazdılar.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Dursun Gürlek : Ömer Nasuhi Bilmen, İbnülemin Mahmud Kemal İnal ve Ord. Prof. Sıddık Sami Onar
Haber Merkezi 06 Ocak 2019, Pazar Yeni Şafak
Ömer Nasuhi Bilmen, İbnülemin Mahmud Kemal İnal ve Ord. Prof. Sıddık Sami Onar yazısının sesli anlatımı ve tüm Dursun Gürlek yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bu takriz yazıları, o günkü ilim adamlarını ama bilhassa İslami hassasiyeti olan hukukçuları çok şaşırttı. Çünkü yukarıdaki üç ismin de dinle, imanla hiçbir ilgisi yoktu. Sadece bu kadar mı, bunların üçü de 27 Mayıs 1960 darbesini yapanların akıl hocasıydı ve adları fetvacı profesörlere çıkmıştı. Yine bunlardan Hüseyin Nail Kubalı, daha sonra, bir cenaze dolayısıyla geldiği Kadıköy Osman Ağa Camii’nin vaizini, laikliğe aykırı konuşma yaptı diye şikâyet etmiş, hapis cezası almasına sebep olmuştu.

Şimdi gelelim asıl soruya? Bu adamlar nasıl oldu da, Ömer Nasuhi Bilmen Hoca’nın İslam Hukuku’nu göklere çıkaran yazılar kaleme aldılar? Bu sorunun cevabını kısmen olsun verebilmek için o devrin başka bir otoritesini, yani büyük tarihçimiz İbnülemin Mahmud Kemal Bey’i tanımak gerekiyor. Başta tek parti döneminin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel olmak üzere diğer bütün üniversite öğretim üyeleri İbnülemin’in karşısında el-pençe divan duruyorlardı. Onun ne kadar dindar, mütedeyyin ve muhafazakâr olduğunu bildikleri halde saygıda, hürmette kusur etmiyorlardı. Mahmud Kemal Bey, 1953’de son derece kıymetli ve zengin kütüphanesini İstanbul Üniversitesi’ne bağışlayınca o zamanki rektörler Sıddık Sami Onar ve Kâzım İsmail Gürkan gibi ordinaryüs profesörler başta olmak üzere diğer birçok üniversite mensubunun gözünde İbnülemin daha da büyüdü ve verdiği emirler asla gözardı edilmedi. Ayrıca, İbnülemin, Sıddık Sami Onar hakkında bazı övücü sözler bile söylemişti. Bir akşam İbnülemin’le ilgili metrukâtı karıştırırken şöyle bir gazete haberiyle karşılaştım. “Üniversitede Rektör Seçimi ve İbnülemin Mahmud Kemal” başlığıyla o zamanki Hürriyet gazetesinde yayımlanan haber şöyle:

“Geçenlerde İstanbul Üniversitesi rektör seçimi yapıldı. Bazı iç mevzuat ihtilaflarına meydan veren bu seçim 12 sene evvel ilk muhtar üniversite rektörü Ord. Prof. Sıddık Sami Onar’ın seçimi ile neticelendi.

Bu vesileyle 12 yıl önce İbnülemin’in bir beytini hatırladık. O zaman üstad:

Öğretenle öğrenen etsin düğün!

Oldu Sıddık Sami Bey rektör bugün!

demişti. Şimdi üstad ahiret âleminde. Onun bu güzel beyti ile hem yeni rektörü tebrik eder, hem de merhumu rahmetle yâd ederiz.”

Merhum Üstad Mahmud Kemal Bey sadece Sıddık Sami’yi övmekle yetinmiyor. Ömer Nasuhi Bilmen hocamızın kitabına harika bir takriz yazan Prof. Hüseyin Nail Kubalı’yı da kaleme aldığı bir şiirler medhediyor. Konuyla ilgili Aralık 1958 tarihli bir gazete haberi ise şöyle:

“Fikir hayatımız, geçen sene (1957) kaybettiği ve yeri doldurulamaz bir değerli şahsiyeti yâd ediyor: İbnülemin Mahmud Kemal Bey. Üstad bir abide idi. Nasıl yıkılan bir eski abide yerine yenisi konmazsa onun da yeri doldurulamaz. Yapılacak şey, Mahmud Kemal’i her sene yeni bir tarafı ile göstermektir.

Bu defa üstadı sevenler için bir keşifte bulunduk. Hiçbir yerde çıkmayan bu manzumeyi edebiyatçılarımıza hediye ediyoruz. Manzumenin mevzuu olan şahsiyetin kıymeti ise şiire ayrı bir eda vermektedir:

Oldu Nail Bey Hukuka başdekan

Pek yakında olsa layıktır bakan

Öğrenenler raks ederse pek beca

Öğretenler her ne eylerse seza

Zümre-i ehl-i hukukun mefhari

Hakşinâsân-ı zamanın behteri

Pek sevimli bir edib-i dilnüvazı

Hüsnü hulkıyla bihakkın serfiraz

İmtihanda bazı kerre can yakar

Atıl ü batıllara kanca takar

Hakkı vardır yakmada hem takmada

Çünkü gençler kar’-i cehle akmada

Nail olsun nail ü izzü şeref

Nâmını hürmetle yâd etsün halef!

30 Haziran 1947 İbnülemin

Mahmud Kemal”

Not: Şiirde bahsi geçen Nail Bey, 1948’de Hukuk Fakültesi dekanı olan meşhur Prof. Hüseyin Nail Kubalı’dır.

İşte hem bu medhiyelerden, hem de İbnülemin’in ilmi otoritesine duydukları saygıdan dolayı, bahsi geçen anlı şanlı rektörler ve dekanlar üstadın bir sözünü iki etmiyorlar, hatta bazı kaprislerine katlanmayı bile, bir bakıma şeref kabul ediyorlardı. Ayrıca Ömer Nasuhi Bilmen Hoca ile İbnülemin Mahmud Kemal arasında da bir nevi muhabbet ve saygı söz konusuydu. Hatta İbnülemin, vefatından sonra, metrukâtıyla Ömer Nasuhi Bilmen’in ilgilenmesini vasiyet etmişti. Kısaca söylemek gerekirse, “Huku-ı İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu”nun İstanbul Üniversitesi’nce yayımlanmasında baş rolü oynayan isim İbnülemin’dir. Tabii ki devrin büyük hukuk otoritesi Prof. Dr. merhum Ebul’ula Mardin’in, eser hakkında verdiği müsbet rapor da ayrıca etkili olmuştur.

Bu abidenin yayımlanmasında İbnülemin’in bir numaralı söz sahibi olduğuna dair bazı bilgilere, merhumla ilgili araştırma yaparken ben de ulaştım. Bir gün, Marifet Yayınları’nın sahibi Ömer Ziya Belviranlı Bey’in ziyaretine gittiğimde, merhum amcası Dr. Ali Kemal Belviranlı’dan, konuyla ilgili bir nakilde bulunup dedi ki: Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu’nun başında bulunan önsöz, İbnülemin tarafından kaleme alınmış olup yine onun isteğiyle eserin başına konulmuştur. Hatta İbnülemin, nev’i şahsına münhasır üslubuyla Sıddık Sami’ye eğer bu eseri yayımlarsan öbür tarafta belki işine yarar demiştir. Bu cümleyi ben biraz yumuşattım, aslında ifade daha ağırdır. Ayrıca vakıf Guraba Hastahanesi’nin başhekimi merhum Prof Dr. Asaf Ataseven’le İbnülemin hakkında hayli uzun bir röportaj yaparken ondan da bu minval üzere bazı sözler duymuştum.

İbnülemin Mahmud Kemal Bey’i de, Ömer Nasuhi Bilmen Hoca’yı da, onun birbirinden kıymetli eserlerini de acilen yeni nesile, yeniden tanıtmamız gerekiyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.