|
Her nefes bir fırsat

Hayatın içindeyiz, yaşıyor, nefes alıp veriyoruz. Ayakta kalmak için mücadele veriyor, yaşadıklarımızdan nimetlenmek için çaba sarfediyoruz. Bu hayat fani, bunu biliyoruz. Alıp verdiğimiz her nefesle ömrümüzün kum saatinden vaktimizin eksildiğinin şuurundayız. Bunu bilmeyen hiç kimse yok. Herkes adımlarını dünya hayatının sonuna doğru attığını biliyor. Allah’a iman edenler, bunun ötesinde, dünya hayatının sonunun her şeyin sonu olmadığına da inanıyor.

Asıl hayat, sonsuza uzanan asıl büyük hikaye bu dünyanın bittiği yerde başlıyor. Burada yaşadığımız her şeyin geçici olduğunu, burada sahip olduklarımızın elimizden kayıp gideceğini, ancak her şeyin hesabının tutulduğunu, işlediğimiz her hayrın ve şerrin mahşer günü önümüze getirileceğini biliyoruz. Dolayısıyla hadiselere bakarken, idrakimizi bu dünyada başlayıp biten bir hikayeyle sınırlamıyor, iyilik ve kötülüğün sonsuza uzanan bir ‘hayat’ın hasılası olarak sicilimize işlendiğini de hesaba katıyoruz. Bu bizi dünyadaki basit sebep sonuç ilişkilerinde takılıp kalmaktan, kısa vadeli faydacı yaklaşımların esiri olmaktan kurtarıyor.

Yaptığımız her iyiliğin başka iyilikleri çağırdığının, sebep olduğumuz kötülüklerin başka kötülükleri bize doğru çektiğinin farkındayız. Bir şeyi yaparken, bir fiili işlerken, bir sözü söylerken, aynı zamanda hayat toprağına bir tohum bıraktığımızı, bunun bize dönen ya da başkalarını etkileyen sonuçları olacağını hatırımızdan çıkarmıyoruz. Yaşanan her şeyin başka şeylerle etkileşimi olduğunu, yapıp ettiklerimizin bütünün içindeki bir parça olarak bizim fonksiyonumuzu teşkil ettiğini; davranışlarımızın, sözlerimizin, fiillerimizin başkalarını de etkileyen kimi sonuçların sebebi olduğunu da unutmuyoruz. İyiliğin ve kötülüğün, sadece bizim hayatımızdaki sınırlı etkilerinin ötesinde, hayatın içindeki seyriyle yol açtığı olumlu-olumsuz etkilerin kaydını da kulluk defterimize düştüğünü kabul ediyoruz.

Velhasıl, bizler, hakikatin sahibine inanan insanlar olarak, dünyaya ve dünyada yaşadıklarımıza dünyadan çok daha büyük bir pencereden bakıyoruz. Dünya fani ve o dünyadan istediğimiz şeylerle ilgili içimizde ihtiraslar taşımamızın da hiçbir anlamı yok; çünkü buradaki her şey gelip geçiyor. Bize verilen ömrü, bu dünyadan giderken yanımızda götüremeyeceğimiz şeyler için heba etmenin manasızlığının farkındayız. Biz eşyayla, insanlarla, hayatla ve hayatın içinde olan bitenlerle bu fanilik şuuruyla berraklaşan bir mesafeli ilişki içindeyiz. Kendimizi yarın yalan olacağını bildiğimiz bir fani ‘gerçeklik’e esir etmiyoruz. Sofradaki bir kaç dilim ekmeğin bizi doyuracağını biliyor, bütün ekmekleri istemiyoruz. Dünyayla bir muhabbet kuruyor ama ona bağlanmıyoruz. Her olan şeyi, her karşılaştığımız insanı, her söylenen sözü, dünya imtihanımızın bir sorusu gibi görüyor, doğru cevapları sonsuz hakikatin insan tarifinden bulup çıkarmaya çalışıyoruz.

Bize dair bu yazdıklarımın, sizlere biraz iyimser geldiğinin farkındayım, aslında bana da öyle geliyor. Burada biz diyerek tafsilatını vermeye çalıştığım insan tarifinin içini doldurmakta zorlandığımızın farkındayım. Hepimiz kusur ve zayıflıklarımızla malul oluyoruz çoğu zaman, bu kalıbın içini doldurmakta zorlanıyoruz. Yine de bizim insandan anladığımız, anlamamız gereken şeyi konuşmaktan vazgeçmemek icap ediyor. Böyle mübarek vakitlerde böyle zihin tazeleme gayretleri ola ki Rabbimiz nezdinde bir niyaz yerine geçer, o bize lütfeder, kerem eyler, hallerimizi de hayırlara tebdil eyler.

Aldığımız her nefes; malum ki, aslımıza ve ikrarımıza çok daha yakışan bir idrake ve karaktere dönüşebilmek adına paha biçilmez bir fırsattır bizim için. Allah kıymetini bilenlerden eyleye!

#Sıhhat
#Nefes
#Hayat
3 ay önce
Her nefes bir fırsat
Kamyondan düşmüş karpuzlar
Savaşan mihraplar
O çıkışı bulmak
Vermeden alamazsınız…
Türkiye’nin yaşam üçgeni