|
Yazarlar

Rüzgâr neden yön değiştirdi?

04:00 . 22/11/2022 Salı

İhsan Aktaş

İhsan Aktaş yıllardır Yeni Şafakın müdavimlerinden biri, gazetede çeşitli konularda köşe yazıları yazıyor.
İhsan Aktaş

Türkiye’de siyaset hayatın merkezindedir. Çünkü siyaset toplum hayatında birçok değişimin sebebidir. Bu sebepten dolayı Türk halkı, dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar siyasetle ilgilidir. Türk toplumu için “siyaset profesörü” demek abartılı bir ifade olmaz.

Nasıl olmasın ki… Osmanlı devletinin son yüzyılı siyasi çalkantılar ve yönetim sorunları ile geçmişti. Cumhuriyet’in bir yüzyılı, bir önceki yüzyıldan farklı olmamıştı. Siyasetteki köklü değişiklikler, Türk halkını sürekli teyakkuz halinde tutmuş ve bu yüzden iyiyi kötüden ayırt etme kabiliyeti en üst seviyeye ulaşmıştır.

Cumhuriyet’in kuruluşunun yüzüncü yılına ayak basmak üzereyiz. Hükümet, önümüzdeki yüzyılı TÜRK YÜZYILI ilan etti. Siyasi partiler arasındaki görüş farkına bakılacak olursa Cumhur İttifakı’nın ve Millet İttifakı’nın iki ayrı ülkeyi yönetme eğiliminde olduğu kanaatine varısınız. İki ittifakın, dış politika vizyonu, demokrasi, din ve vicdan hürriyeti, güvenlik, terör, ekonomi, eğitim, yerlilik ve millilik, Mavi Vatan, tam bağımsızlık, Batı düşüncesine karşı takınılan tutumlar vs. konulara yaklaşımları bambaşka. Liste uzayıp gitmektedir…

***

Türkiye’de iktidarın değişmesi, İskandinav ülkelerinde olduğu gibi nokta ile virgülü değiştirseydi, iktidar değişimleri bu kadar hayatî olmazdı. Bırakın nokta ile virgülü, bizdeki iktidar değişimi dünyayı değiştiriyor.

AK Parti, yirmi yıldır iktidarda olan bir partidir. Yeni sisteme geçtikten sonra Cumhur İttifakı olarak ülkeyi yönetmeye devam etmektedir. CHP’nin tek parti dönemi hariç, iktidarını dört dönem devam ettirebilmiş olan başka bir siyasi parti yoktur. Dünya siyasetinde, ancak bir elin parmakları kadar parti, iktidar ömrünü bu kadar uzatabilmiştir.

AK Parti, seçmenin değişim taleplerini sürekli karşılamış. İdeolojik bir parti olmak yerine rasyonel bir parti olmuştur. Seçmenin yeni taleplerine göre siyasetini şekillendirmiş. Her ne kadar Türkiye’de bir muhalefet sorunundan bahsedilse de iktidar partisinin bu kadar dinamik ve değişime açık olması, muhalefet partilerini de çaresiz bırakmaktadır.

***

15 Temmuz darbe girişimi, başta devlet kurumları olmak kaydıyla kurulu bütün düzenlere travma yaşatmış, siyaset de bundan nasibini almıştır. Son yerel seçimlere AK Parti bu kafa karışıklığı ile gittiğinden, bu durumdan istifade eden muhalefet büyükşehirlerde bazı başarılar elde etmiştir. Ve elde ettiği seçim başarısına takılıp kalmıştır.

Pandeminin ekonomideki yıkıcı etkisi, Ukrayna-Rusya savaşı, fiyatlardaki istikrarsızlık, alım gücünün zayıflaması seçmende AK Parti hakkında bir tereddüt oluşmasına sebep olmuştu. Muhalefet oylarında artış olurken AK Parti oylarında büyük miktarda kararsızlık belirmiş ve bir dönem Cumhur İttifakı oyları ile Millet İttifakı oyları birbirine yakın seviyelere gelmiştir.

Bu durumu yanlış okuyan Millet İttifakı “seçimi zaten aldık, hangi adayla alalım” tartışmasına girmiş, hatta CHP’liler iktidarı ve milleti yargılanmakla tehdit etmeye başlamışlardı. CHP’nin bu tutumu Türk toplumunda “kazanımlarımızı kaybeder miyiz” endişesine neden olmuştur.

Kazanımların kaybedilme korkusu her kişiye göre faklıydı. Kimine göre savunma sanayii, Mavi Vatan, kimine göre din ve vicdan hürriyeti, kimine göre de Türkiye’nin Tek Parti zihniyetine geri dönme endişesi şeklinde idi. Konuyu, İHA ve SİHA üretiminin durdurulmasına kadar vardıranlar dahi oldu. Felsefeci Serdar Taşçı’nın Kılıçdaroğlu’nu Özdemir Bayraktar’la tanıştırması, CHP’nin de bunu gündeme getirmesi bu sebeptendir.

AK Parti bu durum karşısında önce gıda fiyatlarındaki dengesizliğe çare üretti, ekonominin hararetini düşürdü. Memur maaş zamları, asgari ücretin, sosyal yardımların, öğrenci burslarının artırılması ve eski borçların silinmesi, hacze düşen küçük miktarlı borçların kapatılması, Tarım Bakanlığı’nın üretim alanındaki taban fiyatları hak edilen seviyeye çıkarması, doğalgaza uygulanan devlet destekleri, vatandaşın endişelerinin büyük ölçüde azalmasına sebep oldu.

İktidarın bu hamlelerine karşılık muhalefetten siyaset ve gelecek namına bir cümlelik vizyon çıkmadı. Muhalefetten beklediğini bulamayan seçmen, beklentisini tekrar Cumhur İttifakı’na yöneltti. Bu yönelişi Sayın Cumhurbaşkanı’nın dış politikadaki büyük adımları da tetikledi. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulması, Ukrayna-Rusya savaşındaki güçlü duruş ve onlarca etkinlik, yönetim erkinin ve yönetme yeteneğinin hâlâ Cumhur İttifakında olduğunu gösterdi.

AK Parti’nin oyları kısa zamanda %40’lar seviyesine yükseldi, CHP %22,5 ve İYİ Parti ise %11- 12 seviyelerine düştü. Millet İttifakı’nda yer alan diğer partilerin kayda değer bir oy potansiyel kalmadı.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin mitingleri, partinin hâlâ canlı ve diri olduğu imajını oluşturdu.

Bugünden sonra siyaset Cumhur İttifakı üzerinden okunacak. Muhalefetin aday bulma diplomasisi devam ediyor. Bulunan adayın Recep Tayyip Erdoğan’la yarışacak olması başlı başına bir sorun. Seçmen, siyasetteki değişimleri gün gün takip etmekte ve her türlü gelişmeyi en ince ayrıntısına kadar gözlemlemektedir.

Görelim Mevlâ neyler…

#AK Parti
#Türkiye Yüzyılı
#CHP
#15 Temmuz
2 ay önce
default-profile-img
Rüzgâr neden yön değiştirdi?
Başıboş köpek saldırıları siyasi bir tepkiye dönüşürken…
AK Parti için ‘büyük’ fırsat!
Özür ve yıkım mutabakatı
Kötümserlik ve iyimserliğe dâir bâzı notlar..
İnsanın derinlikleri