Yazarlar Türkiyede madencilik ve von der Leyenden kritik madencilik mesajı

Türkiye’de madencilik ve von der Leyen’den kritik “madencilik” mesajı

Levent Yılmaz
Levent Yılmaz İnternet Yazarı
Abone Ol Google News

Yeni Şafak · Levent Yılmaz - Türkiye’de madencilik ve von der Leyen’den kritik “madencilik” mesajı

Geçtiğimiz Temmuz başında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Fatih Dönmez ile beraber Eti Maden Beylikova Tesisi’ni ziyaret etmiş ve dünyanın ikinci büyük rezervine sahip Nadir Toprak Elementleri Madeni’ni yerinde incelemiştik. Sonrasında yine bu köşede bir yazı kaleme almış ve Türkiye’nin madencilik vizyonuna ilişkin görüşlerimi sizlere aktarmıştım. Ancak konu sadece bizim gündemimizde değil ve AB tarafında da madencilik konusunda son dönemde atılan önemli adımlar var. Bu durum Türkiye’nin ne kadar doğru bir yolda olduğunu gösteriyor.

TÜRKİYE’NİN MADEN VİZYONU

Türkiye’nin yer altı zenginlikleri içerisinde başta bor olmak üzere oldukça kıymetli olan madenler var. Son olarak Beylikova’da tespit edilen nadir toprak elementlerine ilişkin dev rezerv ile beraber Türkiye yüksek teknolojili ürünlerde kritik hammadde olarak kullanılacak çok ciddi bir maden rezervine de sahip olmuş oldu.

Toprağın altındaki her türlü kıymetin tespit edilip çıkarılmasının ekonomiye çok ciddi katkılar sağlayacağı aşikâr. Bu bakımdan söz konusu madenleri arama, çıkarma ve nitelikli ürün haline getirme süreçlerinin her biri ayrı ayrı önem taşıyor.

MADENCİLİK SEKTÖRÜNÜN ÖNEMİ

Madencilik sektörünün Türkiye’nin GSYİH’sındaki payı her geçen yıl artıyor. Ancak henüz istenilen seviyede olduğunu söylemek zor ve bu alanda ilave çalışmaların artırılması gerekiyor. Öte yandan zaman içerisindeki gelişim ise kayda değer. Örneğin madencilik sektörünün toplam GSYİH içindeki payı 2002 yılında %0,82 iken bu oran 2020 yılında %1,17’ye yükselmiş.

Madencilik sektörünün toplam ihracattaki payı ise 2002 yılında %1,69 iken 2021 yılında %2,60 olmuş. Ayrıca sektörde ihracatın ithalatı karşılama oranı 20 yılda %56,98’den %86,24’e yükselmiş.

AB’DE MADENCİLİK MESAİSİ

Geçtiğimiz 14 Eylül’de AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 2010’dan bu yana komisyon başkanlarının her yıl AB gündemindeki önemli konulara değindiği “Birliğin Durumu” konuşmasının bu yılki versiyonunda Çin’in nadir elementlerde %90 ve lityumda ise %60 oranında dünyadaki üretim süreçlerini kontrol ettiğini ve bu bağımlılığı azaltmak adına AB’nin “Avrupa Kritik Hammaddeler Yasası” hazırladığını ilan etti. Bunun nedeni von der Leyen’in de konuşmasında işaret ettiği gibi AB’nin yenilenebilir enerji ve yeni enerji teknolojileri nedeniyle nadir toprak elementlerinde kayda değer şekilde artacak ithalat bağımlılığı.

Yeşil Mutabakat'ı ilan eden AB’nin madencilik sektörüne yaklaşımını anlamak için Von der Leyen’in konuşmasının kritik minerallere dair bölümüne bakmamız gerek.

AB’nin nadir toprak elementleri talebinin 2030’a kadar beş kat artacağını belirten Alman von der Leyen, konuşmasının kritik minerallere dair bölümünü Alman Dışişleri Bakanı Baerbock’un 9 Eylül günü Alman misyon şeflerine yaptığı konuşmasındaki ifadelere atıfla Almanca yaptı. Pek az kimsenin dikkatini çektiğini düşündüğüm bu ayrıntı önemli. Zira Baerbock konuşmasında şu ifadelere yer vermişti: “AB, niyobyum ihtiyacının %85’ini Brezilya’dan, kobaltının %68’ini Kongo’dan ve boratlarının %98’ini Türkiye’den alıyor. Bir ülkeye %98 bağımlı olmak. Bu çok yüksek bir bağımlılık.”

BUNDAN SONRASI İÇİN TESPİTLER

Madencilik konusunda başta AB olmak üzere dünyada yaşanan gelişmelere görece olarak sektörün Türkiye’deki mevcut durumu önemli iyileşmelere işaret ediyor. Ancak Türkiye’nin daha da fazlasını yapması gerekiyor. Zira nadir toprak elementleri başta olmak üzere kritik mineraller savunma sanayii, yenilenebilir enerji ve yüksek teknoloji gerektiren ürün kalemlerindeki sürdürülebilir maliyetler ve kesintisiz üretim süreçleri açısından büyük önem taşıyor. Dünyada önümüzdeki dönemin en çok konuşulan konularının başında kesinlikle “madencilik” gelecek. Bu bakımdan Türkiye’nin yerin altındaki her türlü kıymetli madeni çıkarıp işlemesi sadece ekonomik değil aynı zamanda ulusal güvenlik ve ulusal enerji politikaları açısından stratejik bir gereklilik olarak karşımıza çıkıyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.