Yazarlar Bir fotoğraf sadece bir fotoğraf değildir

Bir fotoğraf sadece bir fotoğraf değildir…

Mehmet Metiner
Mehmet Metiner Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Önümde bir fotoğraf duruyor. Yan yana hizalanmış altı kişi. Beşi erkek biri kadın. Bayağı ciddi duruyorlar. İçlerinden adı Ali olan hafif gülümsüyor gibi. Sırıtmaya benzer bir gülümseme sanki. İntikamcı bir sırıtış.

Bu beş erkek bir kadının evvela ne dediğine bakıyorum. Açıkladıkları bir ortak metin bu. Büyük bir iddiayla ayakta sıralanıp poz verdiklerine göre önemli şeyler söylüyorlardır diye düşünüyorum pek tabii. Okuyorum. Metnin sonuna geldiğimde yeni bir şey bulamıyorum. Acaba ben mi gözden kaçırdım diye soruyorum kendime. Dönüp en baştan tekrar okuyorum. Yok, yeni hiçbir şey yok. Oysa benim aradığım şey, yeni bir şey. Öyle ya, o iddiayla bir araya gelmemişler miydi?

Sonra fark ediyorum ki yeni sistemlerini 28 Şubat’ta açıklayacaklarmış. Bekleyeceğiz gayrı.

Başka çaremiz yok.

Yeni sistemin kurucu umdelerine dikkat çekmeyi amaçlayan ortak açıklamayla yetineceğiz şimdilik.

Kurucu umdeler dedikleri beylik laflardan ibaret. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsızlığına vurgu. Peki, nasıl olacak bu, nasıl bir düzenek içinde sağlanacakmış bu, belli değil. 28’ine kadar merakla bekleyeceğiz artık. Bakalım ne çıkacak bu altı farklı şapkadan.

Ortak açıklamaya dair ilk yorumum şu oldu: Baştan sona retorik. Bolca suçlama.

Suçlu ilân edilmiş: Keyfiliğe dayalı tek kişi yönetimi. Yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. Her sorunun kaynağı bu verili sistem. Peki çözüm ne? Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem. O nerede? Henüz ortada yok. 28’inde dünyayı teşrif buyuracak. Türkiye sahnesinde her derdin devası yeni bir sistem olarak boy gösterecek.

“BİRBİRİNDEN FARKLI PARTİLER OLARAK…”

Alın size dünyaya ihraç edebileceğimiz yeni bir parlamenter sistem türü işte. Bir ihraç ürünümüz daha oldu, olacak. Gurur duymalısınız. Muhtemelen bir sürü ithal düşüncelerin ve önerilerin bir bireşimi olacak ama olsun sonuçta bunu gün ışığına çıkartacak olanlar Erdoğan karşıtlıklarıyla maruf, sırf bu yüzden bütün bir Avrupa’nın hayranlığını ve desteğini kazanmış müzmin muhalefet partilerimizin irili-ufaklı liderleri. Sonuçta Türk markası bir yeni ürün işte. Eski parlamenter sistemleriyle çoğu yerde kriz yaşayan Avrupalılar için emsal oluşturacak yeni bir parlamenter sistem modeli eminim ki Avrupalıların da derdine derman olacaktır. İşte o vakit hepimizin başı gururla göğe erecektir. Az bir kazanım mıdır bu? Üstelik de öyle bir sistem ki bu, güçlendirilmiş cinsinden. Her türlü derdin de devasını içinde taşıyor.

Daha ne istenir ki!

Sizi bilmem ama ben dört gözle bekliyorum. Merak ve heyecanla. Bakalım bu siyasi dehalarımız evvela bize, saniyen bütün dünyaya nasıl yeni bir sistem armağan edecekler!

Merakla okuduğum ortak metinde en başlarda yer alan şu cümle dikkatimi çekiyor: “Birbirinden farklı partiler olarak….” Düşünüyorum birden: Bu partilerin birbirinden farkı nedir? Bulamıyorum bir türlü. Erdoğan düşmanlığı eksenine oturan ortaklıkları o kadar gözümüzün içine sokuldu ki farklarını bilemez ve göremez hale geldik. Aynilikleri malumumuz. Peki farklılıkları? Bilen varsa beri gelsin. En iyisi mi bu abd-i aciz kendilerinden burada ricada bulunsun: Lütfen birbirinizden hangi konularda farklı olduğunuzu açıklar mısınız? Açıklayın da bilelim gayrı. Ha bir de şu sorunun cevabını istirham etsem: Birbirinizden farklı iseniz ülke yönetiminde nasıl ortaklaşacaksınız? Dış politikanız farklı, ekonomi yönetiminiz farklı mı olacak mesela? Ahmet Bey dış politikanın dehasıdır. Arkasındaki başarı öyküsüne en başta Kemal Bey şehadet eder eminim. Ali Bey ekonomi yönetimi için bulunmaz bir nimettir. Elindeki asayı değdirdiği andan itibaren bütün ekonomik sorunlar anında çözülür. Bunun geçmişteki örneklerine Kemal Bey’in yanısıra Meral Hanım da eminim ki şehadet eder.

MİLLETVEKİLİ YA DA BELEDİYE BAŞKANI OLMAK İSTEDİNİZ…

Tekrar o fotoğrafa dönüp bakıyorum. Hayıflanıyorum. İki tanesi içimizden çıkma. Biri genel başkanlığımızı ve başbakanlığımızı yapmış, ötekisi uzun yıllar ekonomi yönetimin başında olmuş. Çok maharetli olsa gerek ki bir ara Dışişleri Bakanlığı da yapmış.

Onlara mı kızayım kendimize mi bilemedim. Hep en tepelere taşıdıklarımızdan gördük her ne gördüysek işte! Gerekli dersi çıkarabildik mi? Emin değilim.

O partilerden birinin merkez yöneticilerinden birçoğu hakkında, hele hele o birisi halkında vaktinde yaptığımız uyarıların nasıl geçiştirildiğini hatırladığımda öfkem kabarıyor, yüreğim daralıyor. O isimlerin sanki gerekli uyarıları yapmamışız gibi en tepelere doğru çıkartıldığını gördüğümüzde duyduğumuz üzüntüyü yeri gelmişken tarihe not düşmek adına paylaşmak isterim. Evet, vaktidir. Onlardan birinin ekranlarda Reis’e ve partiye saydırdığını gördükçe ondan ziyade o günlerde ona sahip çıkıp onu partimizde merkez yöneticiliği katına taşıyanlara hayıflanıyorum. Reis’e en güvenilmez isimleri empoze edenlerin hiçbir özeleştiride bulunmamaları, korkarım ki yeni dönemdeki seçicilik konusunda da ciddi sorunlarla karşı karşıya getirecek bizi. Biliyorum bu hasbi ve harbi uyarımız/eleştirimiz o birilerinin hoşuna hiç gitmeyecektir. Bizim için hakkın hatırı âlîdir. Davamız kazansın da varsın biz söz dinlemeyen kötü adam olarak bilinelim. Vaktinde o söz dinler görünen ve el pençe divan durarak birilerinin takdirine ve taltifine mazhar olanların bugün kimlerle nasıl yan yana durup liderimize ve partimize kaybettirmek için çalıştıklarını umarım görürler de kendi paylarına düşeni de alırlar.

HANGİ ARA BİRİKTİRDİNİZ BU KADAR KİNİ?

Merak ediyorum: O iki partideki arkadaşlarımızla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için birlikte mücadele verdik. Ne oldu da şimdi bütün kötülüklerin anası olarak bu sistemi gösterebiliyorlar? Ben hiçbirinden o dönemde bu sisteme yönelik tek bir itiraz işitmedim. Ha bir de şunu merak ediyorum: Hangi ara karşılarında el pençe divan durdukları Reis’e bu kadar kin biriktirdiler? Son genel ve yerel seçimlerde pek çoğu AK Parti’den ya milletvekili ya da belediye başkanı olmak için başvuruda bulunan o arkadaşlar nasıl oldu da bugün kalkıp Reis’i Kemal Bey’den bin beter bir üslupla suçlama noktasına geldiler?

Reis’i devirmek için yol arkadaşlığı yaptıklarına baktığımda, yani o fotoğrafa baktığımda bazı arkadaşlarımız adına o kadar çok hayıflanıyorum ki.

Dava diye yola çıkanların davasına bakın hele!

Geldiğiniz nokta bu mu olmalıydı?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.