Yazarlar Terörle mücadele sizin de işiniz değil mi? Bu telaşınızın sebebi ne?

Terörle mücadele sizin de işiniz değil mi? Bu telâşınızın sebebi ne?

Mehmet Metiner
Mehmet Metiner Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Öncelikle belirtmek lazım: Terörle mücadele bir bütündür. Tecezzi kabul etmez.

Terörle mücadele topyekûn bir mücadeledir. Dağ başındaki teröristle çatışmayı da kapsar, terör örgütlerine her düzeyde arka çıkan veya terör örgütlerini her koşulda arkalayan tüm unsurlarla mücadeleyi de.

Terör örgütlerinin propagandası da, terörün arkalanması da suçtur.

Terör örgütlerinin silahlı unsurları kadar siyasi unsurları da, medya ayağı da, ticari faaliyetlerini yürüten elemanları da, ezcümle tüm beşeri unsurları suçludurlar.

Terörle mücadele sadece adam öldürmeyi değil; aynı zamanda adam kazanmayı da, yani terör örgütlerinin beşeri imkânlarını ortadan kaldırmayı da içkindir.

Sadece öldürmeye odaklanmış bir güvenlikçi siyaset, terör örgütlerinin beşeri lojistiğini besleyen bir yanlış siyasettir. Kucaklayarak kazanmayı amaçlayan bir siyaset, güvenlik politikalarıyla koşut yürütüldüğünde başarılı sonuçlar doğurur.

Türkiye terörle mücadele konusunda başı en çok ağrıtılan bir ülkedir.

Türkiye’yi diz çöktürmeye çalışan küresel hegemonik güçler bunu çeşitli terör örgütleri marifetiyle yapmaktadırlar. Buna Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen bölgesel güçler de dâhildir.

Terör örgütlerinin sadece silahlı unsurlardan ibaret olduğunu ve mücadelenin de sadece onlarla yapılmasını yeterli görenler şayet gaflet içerisinde değillerse ihanet içerisindedirler.

Terörün silahlı kanadı ile siyasi ve sosyal kanadını bir bütün olarak görmeyenler, ülkelerinin bütünlüğüne zarar verirler.

Terör örgütlerinin silahlı kanadını terörist olarak gören ama siyasi kanadıyla siyasi yoldaşlık ilişkisi içine giren bir anlayış, dahası ve en fenası siyasi kanadın palazlanmasına olanak sağlayan bir tutum demokratik siyaset anlayışını zehirlediği gibi terörle mücadele süreçlerini de sekteye uğratır.

Terörle mücadele için farklı önerileriniz olabilir. Bu, anlaşılır ve kabul edilebilir bir durumdur. Lakin terör örgütlerinin elemanları ve aparatları arasında ayrıma giderseniz, yani sadece silahlı elemanları terörist siyasi elemanları da işbirliği yapılabilir yoldaşlar olarak görürseniz işte bu kabul edilemez. Bu bilinçli yapılıyorsa ihanetle özdeş bir davranıştır.

İSTANBUL BELEDİYESİ’NDE OLAN NEDİR?

Devletin terörle mücadeleden sorumlu bakanlığı HDP destekli CHP belediyesinde işe alımlarda terör örgütleriyle bağlantılı kimi isimler tespit etmişse elbette gereğini yapacaktır.

Meseleyi hemen politize ederek başka alanlara çekme yarışı ve siyasi şovlar yakışıyor mu?

Soruşturmanın usulünü ve medyadaki paylaşım dilini eleştirebilirsiniz. Hatta zamanlamasının CHP’li Belediye Başkanı’nın siyaseten değirmenine su taşıdığı gerekçesiyle yanlış olduğunu da söyleyebilirsiniz. Lakin işbu işlemin hukuken ve yasal açıdan yanlış olduğunu söyleyemezsiniz. Devletin elinde işe alınanlar arasında çeşitli terör örgütleriyle bağlantılı isimlerin olduğu bilgisi var ise ilgili bakanlık gereğini yapmak zorundadır. Bunu yapmazsa görevini yapmadığı için eleştirilir. Ne hikmetse görevini yaptığı için eleştiriliyor bugünkü o malum odaklarca. Görevin yapılış biçimini eleştirmek ayrıdır, görevin yapılmasını eleştirmek ayrıdır. Politik saiklerle sap ile samanın bilerek birbirine karıştırıldığını görmek sahiden üzücü.

Telaşla ekran karşısına geçip topluca bildiri okumak, “Ekrem İmamoğlu bu saatten sonra millete emanettir” tarzında açıklamalar yapmak da neyin nesidir ve hangi akla hizmettir?

Sanki darbe yapılmış da Sn. İmamoğlu millete emanet ediliyor! Çok ayıp ve özürlü bir çarpıtma bu!

Madem bu kadar duyarlısınız 15 Temmuz darbe gecesi niçin kendi tabanınızı sokağa çağırmadınız, başka bir deyişle darbecilere karşı direnmeye çağırmadınız da şimdi kalkıp direniş çağrısında bulunuyorsunuz? Sahi siz değil miydiniz o darbe gecesinde çıplak elleriyle darbecilere karşı sokaklarda direnen halkı uhulete ve suhulete davet eden, evlerinize dönün çağrısında bulunan? Dahası ve en fenası darbecilerin halk tarafından derdest edilip kötü muamelelere tabi tutulduğunu daha o geceden ilan ederek yüreğinizin gerçekte kimden yana olduğunu açık etmekten kaçınmayan?

Şimdi ne oldu da “Gökkubbeyi başınıza indiririz” yollu kof kabadayılıklar taslıyorsunuz?

Madem gökkubbeyi indirecek kadar yürekliydiniz, niye o darbe gecesinde gürlediğinizi görmedik sizin ha söyler misiniz?

Şimdi bu telaş niye?

Korkacak bir şeyiniz yoksa niçin “Soruşturmayı kendimiz talep ettik. Bakanlığa teşekkür ederiz. Buyursunlar gelsinler. Gerçek ortaya çıktığında gereğini yapmak boynumuzun borcudur. Zira biz de terör unsurları konusunda herkesten çok duyarlıyız” demiyorsunuz, diyemiyorsunuz?

TUTARSIZLIK VE İLKESİZLİK

AK Partili biri hakkında en ufak bir iddia gündeme taşınınca anında “İdare nerede, yargı nerede, niçin gereği yapılmıyor, niçin soruşturma açılmıyor” diyenlerin CHP’li bir belediye ile alakalı üstelik terör örgütleriyle bağlantılılık iddiaları karşısında idari bir soruşturma açılmasına hiddetle ve şiddetle karşı çakmaları hangi ilkesel tutarlılıkla açıklanabilir söyler misiniz?

17/25 Aralık süreçlerinde FETÖ yargısını adres gösterip “Aklanın öyle gelin” diyenler, “Yüce Divan’da yargılanıp öyle gelin” çığırtkanlığında bulunanlar nedense bugün idari bir soruşturmaya karşı çıkıyorlarsa bunun adını varın siz koyun derim.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.