Yazarlar Hataydan bildiriyorum

Hatay’dan bildiriyorum

Mehmet Acet
Mehmet Acet Gazete Yazarı

Dinmek için bizim gitmemizi bekleyen yağmurlu bir havada, Antakya’dan Samandağ’a beni götüren, konuşma hızına yetişemediğim için dediklerini iki kere tekrarlattığım kaptan pilot Duran Güzel’e “Yazıda senden de bahsedeyim mi” diye sordum.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mehmet Acet : Hatay’dan bildiriyorum
Haber Merkezi 07 Şubat 2019, Perşembe Yeni Şafak
Hatay’dan bildiriyorum yazısının sesli anlatımı ve tüm Mehmet Acet yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Ne yaptığımı hiç merak etmediğini fark ettiğim için ancak bu şekilde yanında ‘Şak şak’ eden klavye sesine dikkatini çekmeyi başardım.

İki gündür kalabalık bir gazeteci grubu olarak Hatay’dayız.

Anadolu Yayıncılar Derneği’nin düzenlediği panellerde Hatay’ın tarihini, medeniyet birikimini, çoğulculuk mirasını, güncel sorunlarını konuştuk.

Romalılar zamanında Antakya, devrinin üç büyük şehrinden biri imiş.

Roma, İskenderiye bir de Antakya.

Bugün kent merkezinin 500 bin nüfusu var.

Bu, 1800 yıl önce de böyle imiş.

Habibi Neccar Dağı’nın eteklerindeki eski şehirle ilgili anlatılanlara kulak verdiğinizde, bastığınız toprakların altından tarih fışkırdığını anlıyorsunuz.

Dünya tarihinde ışıklandırılmış ilk cadde olarak bilinen bugünkü Kurtuluş Caddesi’nin altında birkaç şehir daha olduğu söyleniyor.

Depremlerle yıkılan, üstüne yeniden şehirler kurulan, başka başka depremlerle yeniden yıkılan ve onun üstüne tekrardan binalar inşa edilen bir bölgeden söz ediyorum.

HABİB-İ NECCAR’I HAYAL ETMEK

Antakya sokaklarında dolaşırken, Kur’ân-ı Kerim’de Yasin Sûresi’nin ikinci sayfasında bahsi geçen Karye Halkı ve Habibi Neccar’ın başına gelenleri hayal ediyorsunuz.

Gelen elçilere kötü davranan halka, “Bunlar doğru söylüyor” dediği için şehit edilen, son nefesini vermeden önce gideceği cennet bahçeleri kendisine gösterilen Habibi Neccar...

Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın nezaretinde, kendisinin de büyük emek verdiği, insana bittiğinde British Museum’un şanını gölgeleme kapasitesini elde edebileceği hissi veren Hatay Arkeoloji Müzesi’ni dolaştık.

Yerin altından çıkarılan dev mozaikler burada sergileniyor.

Gelip görmeye değecek çok şey var müzede.

Ama gelin görün ki, gelip görmeye gelecek insan sayısında ciddi bir sorun var.

İNSANLARI BURALARA GETİRMENİN BİR YOLU BULUNMALI

Bu sorunun düzelmesi için öncelikle Hatay ile ilgili ‘güvenlik algılarının’ değişmesi gerekiyor.

Geçen yıl yapılan ve kısa sürede başarıyla sonuçlanan Afrin/Zeytin Dalı Harekâtı’nın karargâh merkezi Hatay sınırları içerisinde idi.

Yurt dışında yaşayan, Antakya’yı gezi planının bir parçası yapma ihtimali olan bir Avrupalı turist, Hatay’ı bir savaş bölgesi olarak görmeye devam ediyor olmalı.

Alın size olgularla algıların çatışmasına bir örnek daha.

Sonuçta Afrin Harekâtı’na ‘bekâ tehdidi’ bağlamında Türkiye’nin ne kadar ihtiyacı olduğunu bu ülkede yaşayan herkes kavrayabiliyor.

Bu böyle olmakla birlikte, ‘güvenlik algısının’ ön planda olduğu dönemlerde, imtiyazlı bir yaşam biçimi olan turistik gezilerin yavaşlaması kaçınılmaz hale gelebiliyor.

Haliyle işin bu kısmını da gözardı etmemek gerekiyor.

HATAY MOZAİĞİ ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK

Hatay’a bu benim beşinci gelişim.

2012 Eylül ayında sunuculuğunu üstlendiğim Kanal 7’de İskele Sancak programının ilk yayınını yapmak için Hatay’ı seçmiştim.

O gün için tartışma konumuz, Romalıların 2 bin yıl önce küçük taşlardan büyük sanat eserleri ortaya çıkararak adını verdikleri ‘mozaik’ kavramının toplumsal çeşitlilik anlamında nasıl bir model sunacağı sorusu üzerinden gelişti.

Suriye krizi, Hatay’ın kapılarını da sertçe dövmeye başlamıştı ve oradan gelen göçlerin buradaki dokuyu nasıl etkileyeceği ya da buradaki dokunun oradan gelen göçlere nasıl bir katkı/etki üreteceği sorusu üzerinden bir yayın yapmıştık.

Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis gibi Hatay da, Suriye savaşının yükünü en fazla çeken şehirlerden biri oldu.

2018 verilerine göre Hatay’da kayıtlı Suriyeli sayısı 445 bin 922.

Şehrin toplam nüfusu ile orantıladığınızda, bu sayı yüzde 28’e tekabül ediyor.

Aşağı yukarı Antakya merkezin nüfusu kadar büyük bir kalabalığa tekabül ediyor bu durum.

Altı sene içerisinde bir anda bu ölçüde kalabalıklaşan bir şehir...

Anlatılanlardan, Suriye ile tarihi bağları, kültürel etkileşimi, Arapça bilenlerin sayısının çokluğu gibi faktörlerin bu denli büyük bir göçün hazmına pozitif etkilerde bulunduğunu öğrendik.

Negatif hikâyeler de dinledik tabii.

Ama savaştan kaçıp gelen masum, mazlum insanlar üzerinde bu kadar yoğun şekilde ‘tepinildiği’ bir ortamda, müsaadenizle suyun akış istikametinin tersine bir yerde pozisyon almayı yeğliyorum.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.