YazarlarBunlar hep böyle oluyoar

Bunlar hep böyle oluyoar

Mehmet Şeker
MehmetŞekerGazete Yazarı

Anadolu, ana dolu. O anaların pek çoğu acılı. Her birinin sebebi var.

Sebep dediğimiz, tek cins değil, türlü türlü.

Evladını toprağa veren, uzaklara gönderip yolunu gözleyen, mürüvvetini görmek için dua eden, istikbali için endişeye kapılan…

Babalar da farklı değil elbette.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mehmet Şeker : Bunlar hep böyle oluyorlar
Haber Merkezi 19 Kasım 2017, Pazar Yeni Şafak
Bunlar hep böyle oluyorlar yazısının sesli anlatımı ve tüm Mehmet Şeker yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Malûm, bir kadının ana olabilmesi için, baba şart.

Tek başına ne ana olunabilir, ne baba.

Ensar olan kişinin ‘Ensar’ vasfını kazanabilmesi için, muhacire ihtiyaç duyması gibi.

*

Bugün bütünüyle Ensar sayılsak da Anadolu’daki nüfusun ciddi bir kısmı köken itibariyle muhacir.

Anadolu derken, coğrafi bir kavramdan bahsetmiyoruz.

Trakya da dâhil.

Kısacası memleket.

Kimi Balkanlar’dan gelmiş, kimi Kafkasya’dan, kimi Asya’nın ortalarından.

Tamamı muhacir olan bir köyde, evvel gelenlerin kendilerini ‘yerli’ kabul edip, onlardan beş on sene sonra göçenlere ‘mağcır’ dediklerine şahit olmuştum vaktiyle.

Bu yüzden, otobüste oturanların, sonradan binenlere muhacirmişler gibi bakmalarını anlamak için, sosyolojik ve psikolojik açıdan uzun izahlar yapmak gerekmez.

*

Rumeli’den göçüp Manisa civarına yerleşenlerden iki kişi, tarlada çapa yaparken, yoldan develer geçmekteymiş.

Hayatta ilk defa deve gören adam, hayretler içinde kalmış.

Hemen arkadaşına seslenmiş: “Nelere bak nelere…”

Diğeri başını çevirip bakmış.

Şaşkınlıkla haykırmış: “U ne ba?”

*

At desen at değil, eşek desen eşek değil.

Katırdan bile farklı.

Biraz benziyor ama hiç görmedikleri cinsten bir garip hayvan.

“Bunu bilse bilse bizim Üsmen Aga bilir” demişler.

Gidip danışmışlar.

Hüsmen Ağa, onlardan bir süre önce gelenlerden.

Yaşlı, tecrübeli, bilgili.

Develeri gösterip ne olduğunu soran taze muhacir kardeşlerine açıklamış:

“Te be bunlar ep büle olur beya…”

*

Rahmetli şehidimiz Cambaz’ın en sevdiği hikâye idi bu.

Bilmeyen birine rastladı mı hiç üşenmez itinayla anlatırdı.

Bazen de sadece son cümleyi söylemekle yetindiğimiz durumlarla karşılaşırdık.

“Bu adamlar niye terör örgütlerine yardım ediyorlar?”

“Te be bunlar ep büle olur beya…”

*

“Şu herifin yazdıklarını gördün mü? Bu ne pervasızlıktır…”

“Te be bunlar ep büle olur beya…”

*

“Şu trafiğin hali nedir aga? Böyle mi araba kullanılır?”

“Te be bunlar ep büle olur beya…”

*

“Alenen hak yerken, yarın hesap günü geleceğini akıllarına getirmezler mi bu adamlar?”

“Te be bunlar ep büle olur beya…”

*

“Bak, adam televizyonda neler söylüyor? Hiç çekinmez mi, memleketi hiç düşünmez mi bunlar?”

“Te be bunlar ep büle olur beya…”

*

Acılı analardan, yüreği yanık babalardan bahsettik sözün başında.

Dertli dedeler, sabır taşı nineler de var. Öksüz, yetim kalan yavrular da…

Ve onların hakkına göz dikenler.

İnsanca yaşamak haklarına, kimseye muhtaç olmadan geçinebilme haklarına…

Bir yanda ise, eve yeterli para girmiyorsa, tencere kaynamıyorsa, erkeğin kadına dayak atabileceğini söyleyen muhalefet liderimiz.

Aslan parçası mübarek.

Bundan bin tane daha olsa, bir aslan çıkar ortaya; karton pazıl tamamlanır.