Yazarlar Çocukça oruç

Çocukça oruç

Mücahit Öztürk
Mücahit Öztürk Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Annemin tatlı sesi uyandırıyor beni. "Sahura kalkıyoruz çocuklar, size su böreği yaptım". Küçücük evimizde, yattığım yer yatağının hemen ucuna kurulmuş yer sofrası. Gecenin yarısında yapılmış sıcacık su böreğinin dayanılmaz kokusu yataktan fırlatıyor beni. Yarın oruç tutacağım, beni sahura kaldırın diye tutturmuştum dün gece. Evin küçüğü olduğumdan en son ben uyandırılmıştım. Babam özenle dilimliyor böreği. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra oturuyorum sofraya. Daha önce de sahura kalkmak büyük zevkti benim için. Ama bugün durum farklıydı. Ben de oruç tutmak istiyordum artık. Ama gerçek bir oruç, ortasında direk olanlardan değil. Sonunda o gün akşama kadar dayanabildiğimi hatırlıyorum. Daha sen çocuksun öğlen bir mola ver, bir direk dik oruca, sonra devam edersin sözlerine bu sefer itibar etmemiştim.

Aslında çocukların çoğu erken yaşlardan itibaren çok meraklı ve ilgilidirler oruç tutmaya. Anne babaları ile tartışırlar oruç tutacağım diye. Onlar ise daha küçüksün diye engellemeye çalışırlar çocuklarını. Mutlaka beni sahura kaldırın diye ısrar eder çocuk. Kaldırılmadığında ise sabah kızar anne babasına. Çocukların erişkinlere en fazla öykündükleri ibadetlerin başında gelir oruç.

İbadetler içinde en zor olanını çocuklar için cazip kılan nedir? Bunun cevabı oruç ve ramazanın sembollerle döşeli atmosferinde ve ritüellerinde gizlidir. Örneğin; sahur yemeği için gece yarısı uyanmak, eğlenceli bir uyanıştır çocuk için. Rutinin dışına çıkılan her alan heyecan verir çocuklara. Gün boyu bir şey yiyip içmeden durabilmek, büyümenin, zoru başarmanın bir ispatıdır adeta. Hemen her gün yanlış davranışları, hataları için ebeveyni tarafından uyarılan, hatta ceza alan çocuğun, oruç ile konan yasaklara yanaşmaması, kendisini kontrol edebilmesi bir meydan okumadır çevresine.

Tüm aile bireylerinin iftar sofrasını yetiştirme telaşı, bu arada alınan görevler, sofranın hazırlığına yardım ya da fırın önünde pide kuyruğunda beklemek, sorumluluk alma ve bunu becerebilme adına iyi bir fırsattır çocuk için. Akşam ezanını, topun patlamasını bekleyerek sabretmeyi öğrenip, sonunda ezanın işaretiyle yemeye başlamak, hazzın kadar başarmanın da sevincini yaşatır çocuğa. İftar davetlerinin heyecanı, misafir ağırlamak ve misafirliğe gitmek, paylaşmanın keyfini öğretir ona.

Anne babalarımız çocukları oruca alıştırmanın en doğru ve kolay yolunu çoktan bulmuşlar. Direkli oruç. Bir ya da iki kez mola veriyorsunuz oruca. Oruca dayanamayacak küçük bedenlere bir ön alıştırma ve ısındırma bu. Aynı zamanda bu direkler ile aileye sevap kazandırdığınız ve evi ayakta tuttunuz söylenip akşam da ödül kazanınca daha da keyif alıyorsunuz bu işten.

Kimse çocuklara zorla oruç tutturamaz, tutturmamalıdır da. Orucun yaratanla kul arasında gizli bir ibadet olduğunu en iyi bilen çocuklardır. Bu nedenle zorlamayı reddeder çocuklar. Ancak isterlerse oruç tutarlar. Direkli ya da direksiz. İster ödül karşılığı, ister ödülsüz. Bize düşen ise yaşayışımız ve söylemimiz ile orucun gerçek anlamıyla onları buluşturmaktır.

Orucun sadece aç kalmak olmadığını,

Orucun insanlara eziyet olsun diye emredilmediğini,

Orucun dürtülerimizi engelleyebilme, isteklerimizi erteleyebilme, verilen sözümüzü zorlansak da yerine getirebilme, başkalarının duygularını aynen hissedebilme egzersizi olduğunu anlatabilmektir çocuklarımıza.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.