Yazarlar Kürt ve Alevi kimlikleri üzerinden yabancılaşma mı?

Kürt ve Alevi kimlikleri üzerinden yabancılaşma mı?

Müfit Yüksel
Müfit Yüksel Gazete Yazarı

Ulus-devlet tecrübesinin yol açtığı rahneler üzerinde yaşadığımız coğrafyada kangrene dönüşen toplumsal sorunları beraberinde getirdi. Bu nun en başta geleni Kürt meselesidir. Alevilik meselesi asırlardan beri süregelen bir mesele olmasına karşın son yüzyıldaki bu tecrübe sorunu daha da içinden çıkılmaz hale getirdi. Özellikle soğuk savaş dönemi çatışmacı ideolojilerinin bu kimlikler etrafında oluşan modern örgütlenmeler üzerindeki ağır etkisi bunun başlıca nedenlerinden biri. Her iki kimliğin modern örgütlenmeleri üzerinde oluşan son elli yıldaki Sosyalist/Marxist etki bilinmektedir.

Gerek kürt gerekse Alevi kimliği üzerinden, modern ideolojik örgütlenmelerin etkisi/baskısı ile, ciddi bir yabancılaşma ve ideolojik ötekileşme/ayrışma yaşanmaktadır. Bu sadece iç örgütlenmeler şeklinde değil, uluslar arası müdahalenin gittikçe artan etkisi ile de paralel seyir çizgisi takip etmektedir. Batı Avrupa’da son 40 yılda oluşan Kürt ve Alevi diasporaları ve bunların Batılı devletlerle olan siyasi ilişkileri, baskı unsuru olarak belirleyici bir rol oynamaktadır. Ulus-devlet /militer-devlet yapısının on yıllarca süren baskıları bu örgütlü kesimleri, diasporayı ülkesine olabildiğince yabancılaştırmış, zamanında Marxist jargonla emperyalist olarak nitelendirdikleri güçlerin/devletlerin kucağına düşürmüştür.

60’lı yıllardan itibaren, soğuk savaş döneminin etkisi ile Sosyalist/Marxist bir çizgi üzerinden kimlik ifadesine soyunan örgütlü çevrelerin gerek içerideki, gerekse diasporadaki örgütlenmeleri etnik-toplumsal yabancılaşmayı/ötekileşmeyi dayatmıştır. Bu yabancılaşma, ideolojik örgütlü çevrelerle bunların etkisindeki kesimlerde, Avrupalı yabancıları, birlikte yaşadıkları farklı inanç ve etnik kökene sahip topluluklara tercih etmeye kadar vardırılmıştır.

Bu durum en çok, her iki konu üzerinde çalışan/konuşan araştırmacılar düzleminde kendini göstermektedir. Örneğin Alevilik üzerinde araştırma/çalışma yapanlar Sünni kökenli olması durumunda ciddi tepkilere maruz kalmaktadır. Hele ki bu Sünni kökenli araştırmacı muhafazakar/dindar bir temele sahipse bu tepkiler kat kat artmaktadır. Eğer, bu araştırmacı Sünni kökenli de olsa Marxist/Sosyalist veya Kemalist ideolojik çizgide biri olduğunda ise bu tarz tepkiler oluşmamakta hatta destek de görmektedir. Ancak, Alevilik konusu üzerinde araştırma yapan kimse, Avrupalı/Batılı ise, en fazla itibarı bunlar görmekte adeta baş tacı edilmektedir. Türkiyeli Sünni kökenli araştırmacılara “Siz Aleviliğe/Alevilere ne karışıyorsunuz; hangi kötü maksatlarla hreket ediyorsunuz. Bu konu ile ilgilenme hakkında sahip değilsiniz. Bu konuda söz söyleyemezsiniz” diye sert tepki gösterilip, araştırmacı/konunun uzmanı Alman, İngiliz, Fransız veya Flemenk olunca tam tersine sıcak bir ilgi gösterilmekte, olabildiğince benimsenmekte , içselleştirilmektedir.

Seküler Kürt örgütlenmelerinde de benzeri bir problem yaşanmaktadır. Kürt meselesi ile alakadar olan, Kürt olmayan araştırmacı veya Kürtlerle sıcak temas/diyalog kurmaya çalışanlara kuşku ile yaklaşılmakta, yine sert tepkiye maruz bırakılmaktadır. Ancak söz konusu kimseler, seküler veya Marxist çizgide duran kimseler olduğunda böyle bir tepki ile hiç karşılaşmayıp, aksine kucaklanmakta, hatta baş tacı edilmektedir. Bu kimseler Batı Avrupalı olduğunda ise, saygıda en yüksek mevkiye konmaktadır. Gerek Kürt kimliği, gerekse Alevi kimliği üzerinde, Marxist kökenli seküler örgütlenmeler ve bu doğrultudaki diaspora eliyle ötekileştirici/ideolojik bir tekel oluşturulmaktadır. Bu da, yaşadığımız coğrafyada, ulus-devlet tecrübesinin yaşattığı acılara olan tepkinin çok ötesinde, yaşayan halklar arasında, bölgeyi kan ve ateşe boğacak kin-nefret, düşmanlık ve savaş tohumları ekmektedir.

Diaspora destekli İdeolojik örgütlü yapıların, her iki kimlik mensupları üzerinde tekel oluşturmaya çalışıp, ideolojik/siyasi emelleri doğrultusunda yönlendirme/dayatmada bulunmaları , farklı toplum kesimleri arasında düşmanlığa yol açıcı ayrışma/yabancılaşmayı artırmakta, onulmaz toplumsal kırılmalara davetiye çıkarmaktadır. Batılılara, Avrupalılara gösterilen sıcak ilginin zerresi bile farklı toplum kesimlerinden esirgenmektedir. Sol/Marxist kökenli örgütlü yapılar Kürt ve Alevi kimlikleri üzerinden Stalinist yöntemlerle tekel kurmaya çalışmakta , Kürtleri ve alevileri kendi coğrafyasına, iç içe ve komşu yaşadıkları halklara olabildiğince yabancılaştırıp kin ve nefret üzerinden politikalar üretmektedirler. Bir zamanlar, ‘Halkların Kardeşliği’ sloganını dilinden düşürmeyen bu çevreler şimdilerde ‘Halkların Düşmanlığı’ üzerinden özgürlük (!) üretmeye çalışmaktadırlar.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.