|
Ey Türk oğlu, dostunu ve düşmanını iyi tanı!

Siyonizm tehlikesinin ayak seslerini duyma ve duyurma konusunda en tesirli mevkutelerden birinin Sırât-ı Müstakîm / Sebîlürreşâd (1908-1966) olduğunu söylemiş ve buradaki yazılarıyla Müslümanlarda coğrafya ve hassaten Kudüs / Filistin şuurunu oluşturan yazarların adlarını zikretmiştik.

Bu manada en tesirli ikinci dergisi ise Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’sudur (1943-1978). Farmasonluk, Siyonizm ve İngilizlerin politik oyunları merkezinde birçok yazının yayımlandığı bu iki dergide yer alan bir imzaya dikkat çekmek istiyoruz:

Cevat Rifat Atılhan!

Atılhan, İstanbul’da doğmuş (1892), çocukluğunun ilk yıllarını Şam’da geçirmiş, ilkokulu İstanbul’da okumuş, Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun olduktan sonra Mersinli Cemal Paşa’nın emrinde Sina ve Filistin cephelerinde bulunmuştur.

Kurtuluş Savaşı’nda Zonguldak-Bartın ve Havalisi Cepheleri kumandanlığına tayin edilmiş, savaştan sonra ordudan ayrılarak yazı dünyasına katılmıştır. 1942’de darbe, 1952’de Ahmet Emin Yalman’a suikast suçlamasıyla yaklaşık on birer ay süreyle tutuklu kalmıştır.

Nuri Demirağ ve Hüseyin Avni Ulaş’la birlikte Milli Kalkınma Partisi’ni (1945) kurmuş; bilahare Milli Kalkınma Partisi ile Türk Muhafazakâr Partisi’nin kurucuları arasında da yer alarak, Büyük Doğu Cemiyeti’ne katılmıştır.

Atılhan’ın siyasal tarihe mal olmasını sağlayan asıl şey ise, 1951’de -faaliyeti yaklaşık bir yıl süren- İslam Demokrat Partisi’ni (1951-1952) kurarak Müslümanların siyasal partiyle temsili konusundaki ilk denemeyi yapmış olmasıdır.

Sebîlürreşâd’taki Farmasonluk hakkında yazılarıyla maruf olan Atılhan, 1950 yılının Mart ayı başında ‘Görünmeyen İnkılap’ başlıklı bir tefrika ile Büyük Doğu yazı kadrosuna katılmakla kalmamış, Büyük Doğu Cemiyeti’ne de girmiştir. Ancak, bu sayede Necip Fazıl’la kurduğu ilişki uzun sürmemiştir. 1951 yılı Şubat ayında, İzmir’de başlatılan fesat ve hıyanet hareketini tertip etme suçlamasıyla Cemiyet’ten ihraç edilmiştir (Geniş bilgi için bkz.: Suat Ak, Necip Fazıl ve Büyük Doğu, Büyüyenay Yayınları, 2016).

Atılhan’ın bu ihracı, onun aynı zamanda eski bir asker olması bakımından Yalman Suikastı olarak bilinen “resmi provokasyon”da yer almış olma “ihtimali”yle ilişkilendirilerek, İslam Demokrat Partisi’ni kurması da bu minvalde değerlendirildiğinden, nihayetinde İslâmî hareketten adeta tart edilmesine sebep olmuştur.

1964’te Mogadişu’da toplanan İslam Devletleri Kongresi’ne davet edilerek İcra Komitesi Başkanlığı’na seçilmesinin dışında önemli bir siyasi hareketi görülmeyen ve vefatına kadar (1967) yazmayı ve kitap yayınlamayı sürdüren Atılhan’ın, buna rağmen yazı ve yayın hayatında görülmeyişini de yine mezkûr tart edilişine bağlamak mümkündür.

Yazı hayatında, çoğunluğu Farmasonluk ve Siyonizm konulu yetmiş dört kitap ve çoğu kitaplaşmamış binlerce makale yazan Atılhan’ın, Necip Fazıl’la ters düşmesiyle İslâmî harekette “problemli” bir şahsa dönüşmesi artık hem İslâmî hareket tarihinin hem de bir mümin olarak onun uhrevi sorgusunun konusudur.

Biz asıl konumuz olan Müslümanlarda coğrafya, Filistin / Kudüs şuurunun oluşturulması esasından baktığımızda Atılhan’ın, hayatını milli bir gayretle tamamladığına inanıyor; yerli ve yabancı Siyonistlerin ona olan müfrit düşmanlıklarına göre ona rahmet diliyoruz.

Örneğin, dünya Siyonist propagandasının “Türkiye şubesi” olarak bilinen Yahudi Rıfat N. Bali, Atılhan hakkında şunları söylemektedir:

“Anti-semit ideolojinin en kararlı kalemlerinden biri olan Atılhan birbirini tekrarlayan, onlarca kez basılan, günümüzde de halen yeni baskıları yapılmaya devam eden kitaplarıyla milliyetçi-muhafazakâr ve İslâmcı düşünce dünyasını şekillendiren en önemli yazarlardan biridir. Ancak Atılhan kitap ve makalelerinde kullandığı ve popüler bir kitleye hitap eden hırçın, sert, demagojik ve komplo teorileriyle malûl anti-semit üslubundan ötürü yeterince önemsenmediği için Türk düşünce dünyasını inceleyen araştırmacılar tarafından ihmal edilmiştir.

Atılhan hem Osmanlı Ordusu’nda hem de Kurtuluş Savaşı sırasında savaşmış askeri sicili takdire şayan bir eski subaydır. Filistin cephesinde savaşmış ve Siyonist NİLİ casus örgütü ajanlarına karşı bizzat mücadele vermiş, bu da onda unutulmaz bir travma yaratmıştır. (…) Filistin’in kaybedilişine bizzat tanık olan Atılhan’da, bütün sağcı düşünceye egemen olan fikriyat daha da canlı bir şekilde hâkimdir: Ona göre, Filistin’de bir Yahudi Yurdu tesis etmeyi amaçlayan Siyonistler, farmason ve Dönmelerle işbirliği yaparak Sultan Abdülhamit’in tahttan indirilmesini sağlamışlar ve Osmanlı Devleti’nin sonunun başlangıcını tetiklemişlerdir.”

Bali’nin Atılhan’ın hem “yeterince önemsenmediğini” hem de Milli Görüş’ü, son merhalesi SP ve AK Parti olan siyasal İslam’ı “etkileyen” biri olduğunu aynı yerde söylemesini, onun çelişkilerle yüklü fikri sefaletini açıkça gösterdiğini belirterek, her devirde “Ey Türk Oğlu Düşmanını Tanı” diye haykıran Atılhan’a mezkûr şuurun oluşmasındaki gayreti ve hizmeti nedeniyle tekrar rahmet diliyoruz.

#Aktüel
#Edebiyat
#Ömer Lekesiz
3 ay önce
default-profile-img
Ey Türk oğlu, dostunu ve düşmanını iyi tanı!
Genetiğiyle oynanmış yaratıklar
Akbank’ın önünde armut ağacı
Vursun abi!
Ekmek arası mutluluk
Parlak birer yıldız