Yazarlar Türk Devletleri Teşkilatı adı ile ne değişti?

“Türk Devletleri Teşkilâtı” adı ile ne değişti?

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi bundan sonra Türk Devletleri Teşkilâtı adı altında faaliyet yürütecek. Bu, önemli bir değişimdir. Türk dili konuşan ülkeler tanımı bize ait bir görüşü yansıtmıyordu. Tanımda oryantalist etki açıkça görülebiliyordu. İfadedeki Türkçe konuşan sıfatı, o ülkelerde yaşayan insanların Türklüğü hakkında bir şey söylemiyordu. Onların Türk dili konuştukları belirtiliyor ama Türklükleri boşlukta bırakılıyordu. Bilindiği gibi Türk dünyası çalışmalarında Türkî, Türk dilli, Türkçe konuşan gibi çeşitli ifadelerle karşılaşılmaktadır. Bunlar kolonyalist ve oryantalist bakış açısının ürünüydü. Çarlık döneminde geliştirilen siyasetler çerçevesinde büyük ve bütün bir Türk milleti düşüncesinin muhtemel tehlikeleri bertaraf edilmek istenmiş, hem kabile dilleri millî dil seviyesine çıkarılmış hem de farklı yerel kimlikler desteklenmişti.

İSMAİL GASPIRALI’NIN ORTAK EDEBÎ TÜRKÇE İDEALİ

İsmail Gaspıralı’nın Çarlık dönemi kolonyalist siyaseti ile özdeşleşen İlminski ile çatışma hâlinde olması sıradan bir olay değildi. Gaspıralı, Kırım’ın Bahçesaray şehrinde yaşıyordu ve Avrupa ülkelerinin kolonyalist yayılmacılığının neticeleri hakkında oldukça sağlam fikirlere sahipti. O, Rusları da çok yakından tanıyor, dilin kimlik üzerindeki etkisini biliyordu. Onun ortak edebî Türkçe ideali millet fikrinden kaynaklanmıştı. Usul-i cedit eğitim ve ortak edebî Türkçe’yle ilgili görüş ve faaliyetlerini millî kimlik bağlamında ele almak gerekir. Gaspıralı’nın yaşadığı emperyal çağda Avrupa ülkelerinin kolonyalist yayılmacılığı inanılmaz bir hızla ilerliyordu ve selin karşısında durabilmek için çözülmemek, direnç üretmek gerekiyordu. İlminski Türk kabile dillerinin millî dil seviyesine çıkartılmasına çalışırken Gaspıralı ortak edebî Türkçe anlayışı üzerinde durmuştu. İlminski ve Gaspıralı aynı gerçeklik üzerinde birbirine taban tabana zıt fikirleri savundular.

TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER TANIMI 19. YÜZYILIN GÖRÜŞLERİNİ YANSITIR

Türk dili konuşan ülkeler tanımını 19. yüzyılın çözümlenmemiş bir mirası olarak görebiliriz. Sovyetler döneminde bu kavram çok daha fazla önem kazandı. Sovyet ideolojisinde millet kavramına önem verilmesinin gerekçeleri tartışmalı bir konudur fakat 20. yüzyılda Çarlık siyasetinin devam ettirildiği çok açıktır. Sovyetler de kabile dillerini millî dil seviyesine çıkartmak istedi ve farklı yerel kimlikler vurgulandı. Türk dili konuşan ya da Türk dilli halklar ifadeleri Sovyet döneminde yaygınlaştı. Sovyetlerin çöküşünden sonra bu kavramların bir anda terk edilmemesini anlayışla karşılamak gerekir. Kurbağaların ürkütülmemesi gibi bir yaklaşım benimsendi. İçerideki kurbağaların dışarıdan daha fazla olduğu dönemlerdi.

Gaspıralı’nın fikirlerinin ne kadarının hayata geçirildiği meselesini ayrıca ele almak gerekir. Türk Devletleri Teşkilâtı ifadesinin Türkçü ya da milliyetçi olduğu gibi bir durumdan bahsedemeyiz. Bunu yine İsmail Gaspıralı’dan hareketle söyleyebiliriz. Gaspılarılı’yı Türkçü, İslamcı veya modernist olarak sınırlandırmak anlamlı değildir. O, Hint Müslümanları ile yakından ilgilendiği gibi Mısır ve Sudan’daki gelişmeleri de takip etmişti. Onun İslam coğrafyasına sırtını döndüğünü kimse iddia edemez. Dönemin özelliklerinden, mekânın ve zamanın şartlarından uzaklaştırarak Gaspıralı’nın fikir dünyasına ulaşmak neredeyse imkânsızdır. Onu daha iyi anlayabilmek için 1870-1914 dönemi şartlarını akılda tutmak gerekir. Türk Devletleri Teşkilâtı kavramını da benzerlerinden ayırmak gerekir. Öncelikli olarak bunun dışarıdan dayatılan bir birlik olmadığını ya da ötekilere karşıtlık oluşturmak amacı taşımadığını beyanlardan hareketle rahatlıkla söyleyebiliriz.

TÜRK DEVLETLERİ İFADESİ BİZE AİT BİR FİKİRDİR

Sayın Cumhurbaşkanı açılış konuşmasında haklı olarak Gaspıralı’ya atıfta bulundu. Türk Devletleri Teşkilâtı belirli düzeyde yeni bir birlik anlayışını yansıtıyor. Dolayısıyla değişimi basit bir tercih olarak görmemek gerekir. İzah etmeye çalıştığımız gibi yaklaşık iki yüz yıllık fikirlerden bahsediyoruz. Değişimin sunduğu yeni bakış açısını geçmişe dair bilgilerimizle izah etmek kolay gözükmüyor. O hâlde bu yeni adın geleceğe yönelik iddiaları üzerinde de durmak gerekir. Sayın Erdoğan, KKTC’nin de ailede olması gerektiğini söyledi. Açılışta Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’e âli nişanın verilmesiyle birlikte düşünüldüğünde “Teşkilât”ın gerçekten iddialı bir başlangıç yaptığını söyleyebiliriz.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.