Yazarlar Zihin körleşmesi

Zihin körleşmesi

Sema Karabıyık
Sema Karabıyık Gazete Yazarı

Haber bültenleri reyting ölçümünden çıkarılsın mı çıkarılmasın mı tartışması yaşanıyor. Haber bültenleri reyting ölçümü dışında kalmalı düşüncesini savunanlar, haber bülteni içeriklerinin şiddet sarmalında hazırlanmasından rahatsız. Reyting listesi dışında kalınca, hangi kanal daha çok izlenmiş, hangi haber daha çok seyirci çekmiş tespit edilemeyeceğinden, haber bültenlerine kalite geleceğine inanıyorlar. Reyting ölçümüne dahil olmalı, hatta iyi reyting alarak listenin üst sıralarında yer almalı düşüncesini savunanlar ise, reyting listesinin dışında kalan haber bültenlerinin yayın akışında da yer bulamayacağını iddia ediyorlar. Gerekçeleri basit, Televizyon bir ticarethane, reytingin ölçülmemesini bahane eden patronlar haber bültenlerini tamamen kaldırabilir. Muhabirlerden başlayarak bunca insan işsiz kalabilir. Haksız değiller. Reyting listesinin dışında kalan haber bültenlerinin yerine dizi tekrarı yayınlamayı, günlük dizi çekmeyi tercih edebilirler. Hatta bir adım ileri giderek, mobese kameralarından toparlanan görüntüleri, ihbar hatlarına gelen video görüntülerini acıklı bir müzik eşliğinde kurgulayarak, 'haberin hikayesi' olarak sunabilirler. İzdivaç formatlarının engellenmesinden sonra gündüz ekranının geldiği hal gibi, bugünkü ana haber bültenlerini mumla arar hale gelebiliriz.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Sema Karabıyık : Zihin körleşmesi
Haber Merkezi 07 Aralık 2017, Perşembe Yeni Şafak
Zihin körleşmesi yazısının sesli anlatımı ve tüm Sema Karabıyık yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Reyting ölçümünün dışında kaldığında haber içeriklerinin değişeceğini, kalite geleceğini düşünmek iyimser bir yaklaşım. Haber bültenleri reyting ölçümünden çıkarılsın önerisi yerine haberlerin içerikleri ‘mümkün olduğunca’ şiddetten arındırılsın önerisi daha makul. Aynı haberler özellikle cinayet, katliam, kaza gibi şiddet içeren haberler, bir hafta boyunca yeni habermiş gibi verilmesin. Biliyoruz ki televizyon yöneticileri biraraya gelip prensipte anlaşabiliyorlar istedikleri zaman.

Haberler, diziler, realiti şovlar birbirini besler ve destekler durumda. Bir diziyi eleştirdiğinizde hemen itiraz geliyor, üçüncü sayfa haberlerinden haberdar değilsiniz galiba! Gündüz ekranında yaşananlar bizim yazdığımız senaryolardan daha uçlarda. Anlatmaya çalıştığım tam da bu zaten. Dizi, realiti şov, haber fark etmeksizin, hep uçlarda olaylar, vakalar nazara verildiğinde, herkes böyle yaşıyor/yapıyor/düşünüyor genellemesi güçlendiriliyor.

Türk dizilerinde Türkiye’nin hikayesi mi anlatılıyor gerçekten!

Dizi ihracatı ile ilgili yapılan haberlerde, ne zaman, “anlatılan bizim hikayemiz, Türkiye’nin hikayesi” ifadesini okusam ekrandaki diziler hızlıca resmî geçit yapar zihnimden. Tarihi ve asker temalı dizileri tenzih ederek söylüyorum, ekrandaki diziler bizim hikayemiz değil, her iki anlamda da.

Ağırlıklı olarak Güney Kore dizilerinden uyarlama senaryolara bizim hikayemizi anlatıyor muamelesi yapmak kendimize haksızlık olur. Aile soslu mafya dizileri, aşk soslu entrika dizileri mi bizim hikayemiz!

Konaklarda, yalılarda yaşayan, her akşam aynı masa etrafında yemek yiyen, birbirinden nefret eden, birbirinin kuyusunu kazan aile fertleri. En akılda kalıcı özellikleri de çözülemeyen ilişkiler ağı.

Herkes kötüdür alt metni itinayla zihinlere kazınmaya devam ediyor. Başlangıçta iyi olanlar kısa sürede hırslarına ya da intikam duygusuna mağlup olarak içinin karanlığına teslim olmakta gecikmiyor. İnsan daha ne kadar kötü olabilir sorusunu sorduran karakterler iyi biri olduğuna ikna edilmeye çalışılıyor. Seri halde cinayet işliyor ama senarist ısrarlı iyi olduğunu iddia edenlerden daha iyi olduğu konusunda. Neymiş, o aslında kötülük gibi gözüken her eyleminde sevdiklerini korumaya çalışıyormuş. Vicdan azabından korkarak iyilik yapanlar ya da iyi olmaya gayret edenlerin aslında yaptıkları şeyin adı bencillikmiş. İyi insanlar bencilliklerinden kendilerini iyi hissetmek için iyilik yapıyorlarmış, adam öldürme dahil her türlü kötülüğü yapanlar ise fedakarlıktan, sevdiklerini korumak için. Bir dizide diyalog olarak çalındı kulağıma ama mafya soslu tüm dizilerin ana teması bu düşünceden feyz alıyor. En şaşırdığım da ekran başındakilerin tüm bu olan bitenleri, 'hadi artık aşk başlasın, romantik anlar gelsin' beklentisiyle seyretmeleri. Nasıl bir illüzyonsa artık elektronik körlük zihin körleşmesini getiriyor beraberinde.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.