|
Milli Güvenlik Belgesi ve dijital politikalar

Kavramlar ve tasnifler yaşanılan dönemin farklı yönlerini anlamamızı sağlayan analitik çerçevelerdir. Bu nedenle sosyal teorinin önemli isimleri yaşadıkları çağı tanımlama adına muhtelif kavramlar geliştir-mişlerdir. 20. yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın başı itibarıyla farklı bir evrede yaşadığımız gerçeğini bütün boyutları ile anlamlandırma arayışı içerisinde olan düşünürler, dönemlendirme ve analiz açısından önemli çerçeveler ihdas etmişlerdir. Her ne kadar bir kavram, dönemin bütün boyutlarını analiz etmede sınırlılıklar ihtiva etse de aynı dönemi anlamlandırma adına üretilen farklı kavramlar, gerçekliğin muhtelif boyutlarını görebilmemizi sağlarlar.

Bu açıdan 1960’lar ve 70’ler boyunca tartışılan endüstri sonrası toplum teorileri, bilgi ve enformasyon çağı kavramsallaştırmalarını anlama adına önemli. Nitekim o dönem tartışılan ve ilgili dönemi geçiş toplumu olarak kategorize eden yaklaşımlar, hem sosyal hem ekonomik hem de politik açıdan nasıl bir değişim içerisinde olunduğunu göstermişlerdir. Örneğin mal üretiminden hizmet üretimine, mavi yakalı endüstriyel mesleklerden beyaz yakalı profesyonel ve teknik konumlara, işçi sınıfı ağırlıklı bir toplumdan orta sınıf topluma geçişin söz konusu olduğu bir transformasyon süreci söz konusu olmuştur. Politikacılar ve işadamlarından oluşan geleneksel güç yapısına meydan okuyabilecek yeni bir “bilgi sınıfı”nın ortaya çıkması ise bilginin merkezi konumu ve etkisine karşılık gelmektedir. Endüstri sonrası toplum tezlerini destekleyen en önemli saha ise teknoloji idi. Teknolojinin kontrolü ve teknolojik gelişmelerin merkezde olduğu bir gelecek yöneliminin söz konusu olacağı argümanı, Daniel Bell ve sonraki kuşak açısından dikkat çekilen bir husustu.

Bütün yönleriyle değerlendirilmeye çalışılan 20. yüzyılın ardından 21. yüzyıl da bazı açılardan aşırılıklar çağının devamına işaret eden gelişmelere sahne oluyor. Aşırı sağ ve popülizmin ivme kazandığı, yabancı karşıtlığının birlikte yaşama açısından tehdit oluşturduğu ve modern teknolojilere entegre bir terör ve şiddet sarmalının hakim olduğu bir vasatta yaşıyoruz.


Güvenlik ve Teknoloji

Güvenlik algısını dönüştüren ve büyük güvenlik tehditlerinin yaşanmasına neden olan dijital teknolojiler, devletler açısından ciddiye alınması gereken bir dizi değişikliği beraberinde getirdi. Özellikle teknolojideki inovasyonun medya alanında yarattığı radikal değişiklik ve internet medyasının ortaya çıkışı, imkanlarının yanı sıra ciddi riskleri de gündeme getirdi.

Son olarak yapay zekanın otonom silahlardan tutun da medya alanında yarattığı değişikliklerin gelecek on yılları etkilemesi ve belirlemesi kuvvetle muhtemel. Mesleklerin dönüşü-münden kamu politi-kalarına, sağlık alanından savunma sanayiine kadar birçok alanda sonuçlar üreten yapay zeka, devletler açısından bir güvenlik meselesi aynı zamanda. Son dönemde yapay zekadan kaynaklı tehdit ve meydan okumalara odaklanan devlet ve devlet üstü gruplar, bu alanlarda geleceği şekillendirme adına önemli çalışmalar yapmaktadırlar.


Milli Güvenlik ve Yapay Zeka
Türkiye’nin özellikle dijital platformları regüle etme çabasının yanı sıra son dönemde devlet nezdinde bazı kurumlar aracılığıyla yapay zeka alanını da
önceliklendirmesi
oldukça önemli
. Geçtiğimiz gün yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında ilk defa yapay zeka vurgusunun yapılması ve bu alandaki baş döndürücü ilerlemeye dikkat çekilmesi kıymetli. Toplantıda, yapay zeka alanında kaydedilen ilerleme, insanlık tarihinde yeni bir merhale olarak kabul edilmiş ve bu alanın fırsatları yanı sıra birtakım sınama ve tehditleri de beraberinde getireceğine vurgu yapılmıştır.
Devlet mekanizmasının bu alandaki tehditleri bertaraf etme adına ilgili alana ilişkin projeksiyonlar geliştirmesi ve bu alanda çalışmalar yapılması noktasındaki kuvvetli vurgusu önemli. Öyle ki
son dönemde kamuoyunda Kırmızı Kitap olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaseti Belgesinin revize edilmesi ve yapay zekânın da Kırmızı Kitaba dâhil edilmesi konuşulmaktadır.
Bu denli hızlı ve radikal değişimlere neden olan bir konunun öncelikli alanlar arasına dahil edilmesi ve bu alandaki farkındalığın artırılması milli güvenlik açısından elzemdir. Nihayetinde
dijital ve siber alanlara entegre bir teknoloji ile bambaşka sonuçlar üreten yapay zekanın egemenlik alanıyla ilişkilendirilmesi ve öncelikli alan olarak belirlenmesi, Türkiye’nin geleceği açısından bir zorunluluk
. Henüz yansımalarını sınırlı biçimde hissettiğimiz yapay zeka teknolojilerinin günümüzdeki karşılığı ve gelecekteki etkisi üzerine daha fazla düşünülmeli. Son olarak hükümet sisteminden kaynaklı kurumların eşgüdümü ve efektif kapasitesi dikkate alınarak bütün kurumları bağlayıcı politikaların ihdas edilmesi ve bu alana yönelik adımlar atılması önemli olacaktır.
#Güvenlik
#Teknoloji
#Yapay Zeka
#Turgay Yerlikaya
25 gün önce
Milli Güvenlik Belgesi ve dijital politikalar
Savaş mı?
Hizmet kurumsallaşırsa kişiye bağımlılık kalkar
Kişi başı gelir ve gelir paylaşımı
Bu yönetmelik düzeltilmezse terör iltisaklılarının işe girmesi kolaylaşır (2)
Aşırı sağın yükselişi Avrupa Birliği’nin sonunu mu getiriyor?