|
"Yine Bir Gülnihal"de, yine bir gülnihal

Kanal 7''de yayınlanmakta olan müzik programı "Yine Bir Gülnihal"de Eda Karaytuğ isimli hanım hânendenin icrâsı güzel olmuştu. İzleyenler bilir, Eda Karaytuğ o programdan sonra sık sık "Yine Bir Gülnihal" programına çıktı. Son olarak Sayın Mehmet Güntekin, Çiğdem Kırömeroğlu''nu "Yine bir Gülnihal"e çıkardı. Çiğdem Kırömeroğlu da, Eda Karaytuğ gibi genç kuşak hanım hânendelerimizden. Merhum Bekir Sıdkı Sezgin hocamızın rahle-i tedrîsinden geçmiş. Alaeddin Yavaşca hocamızın evindeki meşk toplantılarına katılıyor. Oldukça disiplinli, okuyuşunda son derece dikkatli ve başarılı bir hanım hânende Çiğdem Kırömeroğlu da.

Önce Eda Karaytuğ, sonra Çiğdem Kırömeroğlu. Umarız devamı da gelir

Bulduk Usta''nın Talebesi Muharrem Ertaş

"Ustaların Ustası" Muharrem Ertaş, Bozlak geleneğinin en güçlü temsilcilerindendir. Ses genişliği, rengi ve tınısının yanısıra, gırtlak nağmeleri, çarpma, titretme ve trilleri, kendine has ses kullanma teknikleri ve bütün bunların yanısıra iyi bir bozlak icrası için hiç olmazsa olmaz şartlardan biri olan "yiğitçe edası" ile Muharrem Ertaş, gelmiş geçmiş en büyük bozlak okuyucusu olarak kabul edilir. Onun için bozlak, gökkubbeye salınan bir çığlıktır adeta. Repertuarında oyun ve halay türküleri başta olmak üzere Karacaoğlan''dan, Kerem''den, Aşık Garip''den, Pir Sultan Abdal''dan ve Aşık Sait''ten pekçok türkü okuduğu her eseri, o anki ruh halinin bir gereği olarak, her seferinde yeniden yorumlar.

Yetmişbir yılda biriktirdiklerini oğlu Neşet Ertaş''a aktaran Muharrem Ertaş, yedi-sekiz yaşlarında iken dayısı Bulduk Usta''dan bağlama dersleri almaya başlamış. "Çalıp söyleme merakım küçük yaşlarda başladı. Bulduk dayımın çok güzel bir sesi vardı. Bir köyde türkü söyledi mi diğer köyde dinlenirdi. Hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için subaylar dayımı yanlarına alır köy köy dolaşırlarmış. Dayıma türkü söylettirip kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine dağlardan inen asker kaçaklarını yakalarlarmış. Derken, Bulduk Usta beni çok severdi, merakımı görünce beni yanına aldı. Her gittiği yere götürdü. Düğünlerde, bayramlarda, eğlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiğini bana da öğretirdi. Yedi yıl boyunca onunla çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye başladım." diye anlatıyor Muharrem Ertaş.

Bu dünyada yetmişbir yıl yoksul, kendi halinde ve sessizce yaşayan Muharrem Ertaş, 1984 yılının 3 Aralık günü yine sessiz bir şekilde dünyamızdan göç etti. Son sözleri, gerisini tamamlayamadığı; "Sazımın emaneti..." oldu Muharrem Ertaş''ın. Saza ve söze sevdalı bu halk ozanının son sözü de sazıyla ilgili olmuş.

"Kalktı Göç Eyledi", bugüne kadar rahmetli Muharrem Ertaş''tan yapılmış kayıtların en temizi ve Kalan Müzik tarafından ilk defa yayınlanıyor. Bu çok değerli albümü, yine değerli bir etnomüzikolog ve icracı Bayram Bilge Tokel yayına hazırlamış. Doğrusu iş Bayram Bilge Tokel''in sözgecinden geçtiği için olsa gerek, daha bir nitelikli olmuş. Bu tür yazıları bile, Bayram Bilge Tokel''in kaleme aldığı bilgilerin ışığında ve onun metinlerinden aktararak yazabildiğimizi de belirtmekte fayda var. Bu arada Muharrem Ertaş''ın hayatı, müzik öğrenmede usta-çırak ilişkisi ve bu öğrenimin metodu hakkında önemli bilgiler de veriyor.

Bugün oğlu Neşet Ertaş, babasının bütün duygularının kendisine intikal ettiğini ve çaldığı havalardaki etkilerin büyük bir kısmının babasına ait olduğunu söylüyor. Ne mutlu... Ama Neşet Ertaş''a babasından kalan en önemli miras, galiba babasının içtenliği.


25 yıl önce
"Yine Bir Gülnihal"de, yine bir gülnihal
Doğu Türkistan’a da baksak, göreceğimiz şey
Madalyonun öbür yüzü
Tohum, “Biden’ı vuran” kurşun ve küresel sistem hatası…
Geleceğin patronu sensin
Konut sektörünü bekleyen tehlike ne?