Yazarlar Ağaçlandırma kampanyası yarışındaki acelecilik

Ağaçlandırma kampanyası yarışındaki acelecilik

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Orman yangınları ve yapılması gerekenler konusunda bilgi kirliliğini önlemek için işin uzmanlarını bulup onları dinlemek gerekiyor. Onlarda biri de Prof. Dr. Tuncay Neyişçi.

Neyişçi, bir ekolog ve Türkiye Ormancılar Derneği Batı Akdeniz Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı, aynı zamanda emekli bir akademisyen.

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi mezunu Neyişçi, 1986 yılında yangın ekolojisi konusundaki doktora çalışması yapmış.

1991 yılında Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurmak üzere Akdeniz Üniversitesi’ne davet edilmiş, orada dersler vermiş, 2014 yılında da emekli olmuş.

1995-2014 yılları arasında, UNESCO – SEMEP (Güneydoğu Akdeniz Projesi) Projesi ulusal koordinatörlüğünü yürütmüş.

Başta Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Antalya şubesi olmak üzere pek çok sivil toplum örgütünün kuruculuğu ve başkanlığını yapmış.

Fikirturu.com sitesinde yer alan pazartesi günkü orman yangınlarıyla mücadelede neleri değiştirmeliyiz? Başlıklı yazısında bilgi kirliliğini önleyecek çok önemli bilgiler yer alıyor.

**

Bakın uzmanımız ne diyor;

Manavgat yangınından önce de büyük yangınlarla yüzleştik.

2008 yılında Serik, Taşağıl’da tarihimizin en büyük yangınlarından birini yaşamıştık.

Kamuoyunun dikkatinin yoğunlaştığı hemen her büyük yangın için doğru ya da yanlış sabotaj, terör, iddiaları ileri sürülür.

Aslında en büyük sabotaj, bu iddiaların yıllardan beri bu konuda bilincin artırılması ve gerekli tedbirlerin alınması konularının önüne geçmesidir.

**

Orman yangınlarında uçak kullanımı tartışmaları yangının önüne geçti; evleri, tarlaları yanan köylülerin çaresizlikleri, tahliye edilen oteller ve mahalleler, yangın sonrasına ilişkin aceleci ağaçlandırma kampanya yarışları toplum olarak nedenli hazırlıksız olduğumuzu da ortaya koydu.

**

Orman yangınlarının yüzde 90 gibi yüksek bir bölümü insan kaynaklı.

Ülkemizde çıkan yangınların sayı ve alan olarak artmasının ardındaki başat nedenlerden biri de ormanlarımızda yanıcı yönetimi diye bir tekniğin uygulanmaması.

Yanıcı yönetimi, kolaylıkla ateş alan ve yüksek enerji açığa çıkararak yanan ince kuru ve kuru yanıcıların uygun dönemlerde sistem dışına çıkarılmasıdır.

Denetimli yakma tekniğinin uygun bulunmaması durumunda bu tür yanıcılar mekanik olarak toplanıp öğütülüp sıkıştırılarak brikete (pellet) dönüştürülebilir.

**

Her yangına uçakla müdahale edilmeli mi?

Manavgat örneğinde olduğu gibi bu tür şiddetli yangınlarda her 5 ya 6 saat içinde (ya da 400 hektarlık 20-25 cm çap ve 20-25m boyundaki ağaçlardan oluşan orman yandığında) açığa çıkan toplam enerji miktarı Hiroşima’ya atılan 13 kilotonluk atom bombasına eşdeğer enerji açığa çıkar.

Bu büyüklükteki bir yangına 20 ton suyu belirli yükseklikten bırakan uçakla söndürmek olası değildir ya da bir başka ifadeyle; o büyüklükte bir yangını uçakla söndürmeye çalışmak harıl harıl yanan bir odun sobası ateşini tükürerek söndürmeye benzer.

**

Yanan bölgeleri hemen ağaçlandırmak doğru mu?

Daha yangınlar sönmeden, başta Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) gibi güvenilir ve saygın kurumlar olmak üzere, yapılacak öncelikli başka hiçbir şey yokmuş gibi, ağaçlandırma kampanyası yarışına soyunmalarını çok yanlış ve aceleci kararlar olarak görüyorum.

Yangın sonrası yapılacak olan alanın dozerler ve kepçelerle alt üst edilerek derhal ağaçlandırılması değil, doğaya kendini yenileyebilmesi için bir yıllık bir şans verilmesi.

Zira doğa, kızılçam ormanları ve makiler kendilerini yenilemeyi bizden çok daha iyi bilirler.

Başarılı olamadıkları alanlarda doğayı alt-üst etmeden fidanlarımızı dikebilir ormana destek olabiliriz.

Pek çok büyük yangın alanını adım adım dolaşıp raporlar hazırlamış biri olarak, sadece bir kaplumbağa ve bir domuzun yanmış bedeniyle karşılaştım.

Tıpkı bitkiler gibi ormana dahil diğer canlılar da orman yangınlarına uyumlu bir yaşam içindedirler ve yaşamda kalmayı becerirler.

**

Yani beceriksiz olan, doğal dengeyi bozan biziz demek istiyor uzmanımız.

Haklı…

Son sözü yine uzmanımıza bırakalım; Zamanın ruhu bizi, kibirli, egemen insan anlayışını bir kenara bırakıp plajları, dağları, ormanları, gökyüzünü bütün canlılarla paylaşmaya zorluyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.