|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yaşayan büyük şairlerimizden Sedat Umran, 78 yaşında olmasına rağmen hâlâ çok dinç görünüyor. Sağlığının sırrını sorduğumuzda ise "Şair şiir yazdığı müddetçe sağlıklıdır. Yazamazsa cesettir, ölmüştür" diyor.
HALE KAPLAN ÖZ
Her anında şiir var Alman ve Türk şiirlerinden toplam 2.500 şiirin 40.000 mısrasını ezberinde tutan Sedat Umran, ziyaretine gittiğimiz Darülaceze'deki odasında şiirlerle karşılıyor bizi. Sürekli şiir okumak ve onu konuşmak istiyor. Güne şiir okuyarak başladığını, haftanın ise dört gününü şiir günlerine ve toplantılara katılarak geçirdiğini belirten şair, bunun kendisini ayakta tuttuğunu söylüyor. "Gerçek bir şiir, insanı canlandır" diyen Sedat Umran, hâlâ ilk günkü gibi heyecanla yazıyor şiirlerini. Bu hafta içinde, son iki yılda yazdığı 150 şiirinin İz Yayıncılık'tan çıkacağını haber verirken de aynı heyecanı gözlerinde görmek mümkün. Tek meşgalesi şiir de değil Umran'ın. Bugünlerde bitirdiği Bergson'un Felsefesi isimli kitabının çevirisi de Birey Yayınları tarafından çok yakın zamanda yayınlanacak. Huzurlu olsam şiir yazamam Şiirin bilinç ve irade işi olduğunu söyleyen Umran, şairin, hayatın bütün ilgi alanlarını bir yana bırakıp bir konu üzerinde yoğunlaşarak onun bize görünmeyen taraflarını gösteren kişi olduğunu, huzurun ise böyle insanlarda olamayacağını söylüyor: "Huzur olsa şiir olmaz. Biz tedirginliğimizden yazarız şiiri. Hayatımız bunalımlarla geçmiştir. Bu da bilinçli yaşamanın verdiği bir nakisedir. İnsanın hayatı bilinç ve bilinçsizlik arasında dolanır. İnsan vücudunda insanın müdahalesini istemeyen organlar vardır. Kalp, bağırsaklar.. Bilinçli yaşayan insan bu ahengi bozar ve bütün sağlığını tehlikeye atar. Maalesef bizim mümkün olduğu kadar unutmamız lazım kendimizi. Fakat şair denilen yaratılmış kişinin, ara beyninde içgüdüsel bir itilim vardır. Bu içgüdü bütün içgüdüleri kendi emrine alır ve yalnız şiiri yaşar. Gece gündüz her ânı şiirle doludur. Yapısı icabı tek yanlıdır. Çok açılamaz diğer konulara, kendini kolay kolay rahatlatamaz. Biraz unutsa iyi olur. Biz de unutmaya çalışıyoruz. Günün maceralarıyla." Genç şairlerin alt yapı eksikliği var "Bütün basamakları hemen çıkmak ister ya gençler. Ben de böyle bir döneme girdim ve bu dönemden çıkabilmek için kendimi felsefeye verdim" diyen Umran, günümüz şairlerinden beğendikleri olsa da genel bir eleştiriyi dile getirmeden edemiyor: "Yeni kuşak şairlerde bir alt yapı eksikliği var. Geçmişi iyi sindirememeleri, biraz havada kalmalarına sebep oluyor. Geçmişin güzelliklerini şiirlerinde kullanmaları gerekiyor. Bu zahmete katlanmıyorlar. Benim şiirlerim elli yaşımdan sonra dikkat çekmeye başladı. Biz sabrettik. Yazdıklarımızla yetindik. Ama şimdikiler hemen acele olarak şair olmak istiyorlar." İlk şiir kitabı Meş'aleler, 1949'da çıkan Umran'ı edebiyat çevreleri 1979'da çıkan ikinci kitabı Leke ile tanıdı. Leke şairin, trajik ben'in ıztırabını ve eşyanın içdünyasını yansıtan şiirleri kapsamaktaydı. Sonraki yıllarda da şiir yazan ve kitaplaştıran Umran'ın Almanca'dan yaptığı çok sayıda çevirisi bulunuyor. Ziya Osman Saba, saf şiirin temsilcisidir Bugün saat 19:00'da Selim İleri'nin katılımıyla Tarık Zafer Tunaya'da düzenlenecek olan Ziya Osman Saba'yı anma toplantısında Sedat Umran da anılarını anlatacak. Umran, Saba ile bir anısını bize de anlattı: "1950 yılında ben 25 yaşındaydım, o 39. Bir gün çalıştığım bankaya geldi ve bana dedi ki 'Şiiriniz Yedi Meşale döneminde yazılsaydı çok iyi olduğunu söyleyebilirdim. Ama bu aşılması gereken bir merhaledir.' Hakikaten haklıymış. Türk şiirinde saf şiirin mümessili olarak görüyorum ben Saba'yı. Çok ihtiraslı bir şair zamanı aşacak şiir yazamaz. Ama saf şiiri yakalayan bir insan zamanı aşabilir." Kubbeler ve Aksisedaları
İrili ufaklı kubbeler
|
|
|
|
|
|
|
|