“Amerikan Rüyası” deyimi popüler dile ilk defa 1930’larda tarihçi James Truslow Adams’in “Amerika destanı” isimli kitabıyla girmiş. Kitabın yayıncısı, yazarın “Amerikan Rüyası” başlığını kullanma önerisine, “Aklı başında hiçbir Amerikalı bu rüyaya üç buçuk dolar vermez” diye karşı çıkmış. Özellikle “Soğuk Savaş” döneminde “Amerikan Rüyası”, Sovyetler Birliği’nin temsil ettiği komünist ideolojiye karşı cazip bir rüya olarak sunuldu.

“Amerikan rüyası”nı tabutuna çivilediler!

Yeni Şafak

Kuruluşundan itibaren göçmen ülkesi olan ABD, her insanın mutluluk peşinde koşma hakkı olduğuna veya ikinci bir şansı hak ettiğine dair inancın makes bulduğu ülkeydi. Sovyetler Birliği’nin tasfiyesinden sonra ‘Amerikan Rüyası’ resmi soldu. Artık göçmenler ABD’nin Beyaz- Hıristiyan egemen sınıfları için ‘Amerikan kimliği’ni yok olmaya doğru götüren bir sorundu. Çoğu Katolik olan “Hispanikler”in ABD nüfusu içindeki oranlarının giderek artması Amerikan siyasetindeki dengeleri de etkiledi. Böylece daha önce Afro-Amerikalılara yönelik ırkçı tutumun muhatapları değişti. Beyaz-Hıristiyanların politik gündeminde öncelik, göçmenleri kapı dışarı etmek ve göç akışını durdurmak. Trump, seçim kampanyasında Meksika sınırına duvar örüleceğini ve belgesiz göçmenlerin çıkarılacağını vaad etmişti..

2012’de ABD Başkanı Obama ülkeye aileleri tarafından belgesiz olarak getirilen küçük yaşlardaki 800 bin çocuğun sınır dışı edilmesini önleyen “Çocuk Göçmenlere İstisnai Muamele (DACA)” düzenlemesini getirdi. DACA, göçmen çocuklara eğitim alma ve çalışma hakkı da tanıyordu. Göçmen dostu Amerikalılar ülkelerindeki suç kartellerinin şiddetinden ve yoksulluktan kaçırılan çocukları ikinci şansı hak eden “Dreamers (Hayalperestler)” olarak nitelediler. “Breitbart News”  başta olmak üzere radikal Sağcı yayınlar ise bir süredir sayıları 1 milyon civarında olan gençler içinde küçük bir grubun işlediği suçları gündeme getiriyordu.

Trump, Meksika duvarını inşâ etmekte başarısız olunca, DACA’nın iptali için düğmeye bastı. DACA savunucularına göre bu karar, “Amerikan Rüyası”na öldürücü darbe vuran zalimane bir politika. Ülkelerine dair anıları olmayan, ABD’de eğitim gören, işini kuran, evlenen, ev-bark edinen gençleri büyük bir trajedi bekliyor. İş adamları, sanatçılar, politikacılar, STK’lar ve Katolik Kilisesi “hayalperestler”in kalmasını sağlayan yasal düzenleme için harekete geçti. Katolik kilisesi ise öteden beri göçmenlere bakım, sağlık ve eğitim hizmetleri veriyordu. 

Breitbart’ı yöneten Steve Bannon  “DACA”yı savunan New York Başpiskoposu Timothy Dolan’ı ve Katolik Kilisesi’ni suçlayan açıklamalar yaptı. Bannon’a göre, giderek boşalan kiliseler yasadışı göçmenler üzerinden nüfus ve ekonomik çıkar elde ediyordu. Bir bildiri yayımlayan “ABD Katolik Piskoposlar Konferansı (USCCB)” ise göçmenlere yardım etmenin İncil’in gereği olduğunu vurguladı. Bu arada göçmenlere yönelik sert önlemleri savunan ve Beyaz Saray’da Trump’ın danışmanlığını yapan Sebastian Gorka’nın 2008’de Macaristan’dan ABD’ye geldiğini ve 2012’de ABD vatandaşlığını elde ettiğini hatırlatalım. Gorka Beyaz Saray’a taşınmadan önce Bretibart’ın yazarıydı. Bannon’un Beyaz Saray’dan kovulmasından bir hafta sonra kendisi de işinden olan Gorka  “Breitbart  News”e döndü.

Hâyâlleri olan “DACA gençleri” kara kara düşünürken, Florida başta olmak üzere bazı eyaletlerde -Trump’ın turistik tesisleri ve otelleri dahil- zengin Ruslar için cıvıl cıvıl “doğum-turizmi”  reklamları yayımlanmaya devam ediyor. Miami gibi şehirler ABD’de doğum yaptırarak çocuklarına Amerikan vatandaşlığı kazandırmak isteyen Ruslar ve tabii diğer uyruklardaki zenginler için cazibe merkezleri oldular. “DACA”  için şimdi top Kongre’de.  Kongre, “Amerikan Rüyası”nın gömüldüğü tabutun çivilerini sökecek mi sökmeyecek mi?

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.