Myanmar’ın “Rakhine” eyaletinde yaşayan Arakanlı Müslümanlara (Rohingyalara) yönelik zulmün soykırıma ramak kaldığı son birkaç yıldır yüksek sesle dile getiriliyordu. Londra merkezli “İslami İnsan Hakları Komisyonu (IHRC)” Mart 2013’te yayınladığı bildiride, Rohingyalar aleyhindeki propagandanın artmasını endişe verici olduğu belirtilerek, “Müslüman azınlığa karşı üçüncü bir katliamın gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyoruz” deniliyordu. IHRC, Myanmar’da gizli bir soykırım gerçekleştiğini, belirterek, “Uluslararası Toplum”un şiddetin üçüncü dalgasını derhal durdurmasını istemişti. 

Myanmar’da soykırımı durdurmanın yolları..

Yeni Şafak

Sivil kuruluşların raporlarına göre Arakanlılar soykırım sürecinin son safhalarını yaşıyorlar. Raporlarda tecavüz, işkence, katliamlar, keyfi gözaltılar, toprak gaspı ve gettolaştırma eşliğinde uzun vadeli bir soykırım stratejisinin uygulandığı belirtiliyor. Sızdırılmış hükümet belgeleri  de “kitlesel imha” plânının en üst düzeyde hazırlandığını gösteriyor. Rejim ve Budist faşistler Rohingyaları yok etmeye çalışıyor. Bu suç ortaklığı, maalesef, kitlesel desteğe sahip görünüyor. Soykırım takvimi aşamalı uygulanıyor. ‘Uluslararası Toplum’un sürece etkin şekilde müdahale etmemesi imha plânlarını cesaretlendiriyor. Arakanlı direnişçiler bu yüzden, “Tam teşekküllü soykırımdan bir önceki aşamadayız. Nüfusumuzu korumak zorundayız” diyorlar.

Geçenlerde okuduğum bir yazıda, “Myanmar liderlerinin terlemelerine gerek yok. Güçlü bir arkadaşları var. Çin” İbaresi yer alıyordu. Çin, uzun süredir Myanmar’a diplomatik koruma sağlıyor. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 Daimi üyesinden biri olan Çin,  Myanmar aleyhinde caydırıcı kararlar alınmasını engelliyor. Çin  Rusya’dan da yer yer destek alıyor. Ne şahane bir taksim, ABD İsrail aleyhindeki kararları veto ediyor. Çin Myanmar’ı himaye ediyor,  ve tabii diğerleri de kendi suçlu dostlarını. Dünyada mazlumlara zulüm bu lanet sistemle yürüyor. “1994-Ruanda”yı hatırlayın, üç ay içinde ülkedeki Tutsi’lerin yüzde 75’i imha edildi.

Çin’in Myanmar’da petrol ve doğalgaz boru hattı başta olmak üzere stratejik yatırımları var. Çin’in güçlü desteği olmaksızın Myanmar’ın eski (ama büyük ölçüde hâlâ belirleyici olan) askeri rejiminin sürmesi mümkün değil. “Myanmar-Çin boru hattı”, Çin için çok önemli.  Bu hat, ABD devriyelerinin gezdiği Malakka Boğazı’na alternatif. Myanmar boru hattı, Hint Okyanusu’ndan Çin’e kara yoluyla enerji tedariki için stratejik önemde.  Bu hattın Rakhine ve Shan eyaletlerini geçerek Çin’e ulaştığını hatırlatırsak, Rohingyaların neden son birkaç yıl içinde soykırım sürecine sokuldukları daha iyi anlaşılır. Rahkine eyaleti hattın ilk çıkış yeri. Hat, Çin’in “Tek kuşak-Tek yol” girişimi çerçevesinde Myanmar’da gerçekleştirdiği işbirliği projeleri üzerinde çok kapsamlı etkilere sahip. Dolayısıyla Çin, Myanmar için kilit bir müttefik.

Önceki yazımızda “İslam İşbirliği Teşkilatı”nın Arakanlı müslümanlara yönelik soykırımı durdurmak için caydırıcı kararlar almasını istemiştik. İTT, Çin’i Myanmar üzerindeki nüfuzunu kullanmaya zorlayabilir.  İTT’nin  Suud-i Arabistan başta olmak üzere enerji zengini üyeleri “Çin-Myanmar boru hattı”nın önemli tedarikçileri. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ‘ın Myanmar’da yatırımları var. Kezâ İran da, Çin’in tedarikçileri arasında yer alıyor.

Türkiye’nin imkanları ve diplomatik girişimleri tek başına bu soykırım sürecini durdurmaya yetmeyebilir.  İTT’nin enerji zengini üyelerinin Türkiye’nin öncü girişimlerine güçlü bir destek vermesi gerekiyor. İTT, 1 milyondan fazla Arakanlı müslümanın göz göre göre yok edilmesini durdurmak için Myanmar ve destekçi ülkelere yönelik caydırıcı önlemler almaya hemen başlamalı. Aksi takdirde Arakan’da dökülen masum kanlarının vebali İTT’nin üzerinde olacak.

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.