Hicri yıl 1433 oldu... Mekke'den bir avuç inanmış gönül, bir avuç fedakar, bir avuç garibanın, her şeylerini bırakıp, Medine'ye göç edişinin üzerinden 1433 yıl geçti demek.
Bizim tarihimiz, Mekke'nin inanmış bu gönüllerinin göçüyle başladı. İnsanlık tarihini değiştiren, hayatlarımızın akışını kıyamete kadar etkileyen bir göçtü bu.
Mekke'de bıraktıkları hayatları, geride bıraktıkları hatıraları, gözlerine yaş olarak dolup gittiler Medine'ye. Yürüdüler, bir ömre sığmayacak kadar uzun, bir asra sığmayacak kadar güçlü bir yürüyüştü bu.
Ne hazindir ki bu büyük yürüyüşün hikayesini yeterince anlatamadık. Hicret, sıradan bir yolculuk değildi, o nedenle Hz. Ömer hayatlarını ve hayatlarımızı değiştiren bu yürüyüşü, Müslümanların tarihinin başlangıcı olarak seçti. Vahyin ilk geldiği tarih değil, Efendimiz'in (sav) doğumu değil, ölümü değil, Hicret'i tarihin başlangıcı yaptılarsa ilk Müslümanlar, bunun bir anlamı vardır.
Vazgeçebilmek... sihirli kelime bu
Vazgeçebilmek... Sanırım beni Hicret konusunda en çok etkileyen şey, bu kelimeyle ifade edilebilir. Her şeyden vazgeçebilmek ve yeniden bir başlangıç yapmak için göçmek.
Her şeyden vazgeçebilen insan kadar güçlü kimse olamaz. İnandıkları davaları için, ailelerinden, babalarından, çocuklarından, mallarından, mülklerinden, servetlerinden, makamlarından, o şehirdeki tüm hatırlarından ve sonunda hayatlarından vazgeçebilme gücü, başka bir güçtür.
Sanırım bizi güçsüz kılan şeyler de, o gün Hicret edenlerin vazgeçtikleri şeyler. Bugün servetlerinden bırakın vazgeçmeyi, daha çok servet isteyen, koltuklarından bırakın vazgeçmeyi, ölmeyecekmiş gibi ona yapışan idareciler, daha çok mal, mülk isteyen muhteris insanlar yüzünden dünya daha yaşanılmaz bir hale geldi.
Savaşlar, dünyaya ait tutkularından vazgeçemeyen insanlar yüzünden çıkar. Bir insanın açlıktan ölümü, diğer insanın açgözlülüğü yüzünden olur. Dünyadan vazgeçemeyen ve sonsuza kadar yaşamak isteyenler, başkalarının canını alarak bunu sağlamak ister hep.
Vazgeçebilmek, bu nedenle sihirli ve her şeyi değiştirebilen, güçlü bir kelimedir.
Müslüman, bu dünyaya ait her şeyden vazgeçebilen insandır
. Hicret'i bizim tarihimizin başlangıcı yapan şey, işte bu her şeyden vazgeçebilen, güçlü insanların kutlu yürüyüşüdür.
Anlatılanlar, masallarda yaşanan afaki şeylerde değildir. Anlatılan hikayeler, uyumak için değil, uyanmak için anlatılır bize. Hicret edenlerin bize anlattığı şeyler, bizim de hayatımızda aynı şeyleri yapabileceğimizi anlamamız içindir.
Senin hikayen nasıl yazılıyor iki gözüm?
Uzaklara, puslu tarihe, başka diyarların insanlarına bakma. Kendi hikayene bak önce.
Senin gönlün vazgeçebilir mi bu dünya nimetlerinden? Senin makam, mevki, servet, mal, mülk
ve şöhretten vazgeçemediğin olmadı mı hiç? Gönlün ve aklın tutkuların için kavga etmedi mi hiç? Sen bu dünyada sonsuza kadar yaşamak istemedin mi hiç?
İstedin. Hiç ölmemek istedin, daha çoğunu istedin, daha fazlasını istedin, daha çok dünya nimeti istedin... İstedin ve bunun için vazgeçemedin bir çok şeyden. İstedin ve bunun için vazgeçtin bir çok değerinden.
Hicret, gönlün kavgasıdır, aklın değil. Hicret
, gönlün her şeyden vazgeçebileceğini dünyaya ve insanlığa ilan etmesidir. Hicret bir meydan okumadır. Davası için bu dünyaya ait her şeyi geride bırakıp, kutlu bir yürüyüşe başlama cesaretidir. Hicret, vazgeçebilen gönlün zaferidir.
O gün Hicret edenler, hikayelerini tamamladı ve kazandılar.
Sen kendi hikayeni nasıl yazdığına bak önce iki gözüm
.