Eski Türkiye'de, ''Klasik Darbe'' süreçleri öncesinde yaşanan terör olayları ve psikolojik harekat faaliyetlerinin darbeye zemin hazırlama ve meşrulaştırma amacına hizmet ettiği tecrübeler ışığında bilinen bir duruma işaret ediyor. Terör üreten ülkelerce hedef alınan ülke toplumlarına yaşatılan terörün şiddet oranının maksimum derecede yüksek olması sayesinde, kamuoyu siyasi iktidar aleyhinde kışkırtılarak 'Terörle baş edemeyen hükümet algısı ''yaratılarak askeri darbeler gerçekleştirilebiliyordu.
Klasik darbe süreçlerinde, Türkiye'de siyasi ve ekonomik istikrarsızlık ve KAOS yaratmak suretiyle darbeleri arka planda örtülü ve açık destekleyen ülkeler bu konjonktürde de az çok biliniyordu. Türkiye 1952 yılında NATO'ya katıldığında ülkede çoktan gizli bir ordu kurulmuştu. Demirel ve Ecevit tarafından darbe üreten merkez olarak açıklanan NATO'nun gizli ordularının Türkiye ayağını kurma çalışmaları 1948 yılında başlamıştı. Türkiye'de NATO'nun gizli ordusunun ilk resmi adı Seferberlik Tetkik Kurulu olarak bilinse de örtülü ismi konusunda çeşitli iddialar söz konusu. Türkiye'deki gizli ve gölge orduların örtülü isminin Ergenekon olduğu iddiaları bu örgüt içinde önemli görevlerde bulunan bazı resmi şahıslarca ifade edilmişti. Diğer önemli bir sav ise kontrgerillanın Ergenekon'un alt bir birimi olduğuna yönelik iddialar olarak dikkat çekiyor.
NATO'ya üye tüm ülkelerde oluşturulan Gladyo tipi gizli ordular NATO kararıyla kurulmuştu ''Hedef alınan ülkelerin istikrarsızlaştırılması ve KAOS ortamının yaratılması, her türlü provokasyonların uygulanması ABD İstihbarat jargonunda genel bir ifadeyle ''stay behind operasyonları'' olarak karşımıza çıkmaktadır.'' Geride durma, varlığını gizleme ya da fazla belli etmeme vs. Anlamları olan bu tanım gölge orduların oluşturulma stratejisi hakkında yeterli ipuçlarını veriyor zannımca.
Gladyo tipi gizli ve gölge ordular ortada ''komünist bir işgal'' ya da savaş yokken, Amerikan menfaatlerini ve çıkarlarını korumak için harekete geçerek, ABD istihbarat birimlerinin doğrudan katıldığı veya yönlendirdiği örtülü operasyonlarla hedef ülkelerde siyasi ve ekonomik istikrarsızlık yaratılabilmektedir. Bu örtülü operasyonlarla hedef ülkelerin siyasi meselelerine yasadışı müdahalelerde bulunulmakta, terörist saldırılar düzenlenmekte, demokratik yapıları tehlikeye sokulmaktadır. Gerekirse NATO ülkelerinin dahi hedef alındığı bu tür operasyonlarda, deşifre olunması veya Gölge Orduları hedef alan operasyonlarda, varlığını gizleyerek suçu sızdığı ülkelerdeki kurumların üstüne bırakma taktiği ve becerisine sahip küresel derin yapı ''üst aklın merkezinden ''söz ediyoruz.
Eski Türkiye'nin soğuk savaş dönemi siyasetçilerinin, NATO'nun gölge ve gizli ordularından uzun süre haberleri olmamıştı. NATO'ya üye birçok ülkenin siyasi iktidarları da aynı pozisyondaydı. Gölge ve gizli ordular, NATO ülkelerinde ordu ve gizli istihbarat servislerinin bilgisi dahilinde siyasi iktidarlardan gizlenerek oluşturulmuşlardı. Kuruluşundan itibaren CIA tarafından finanse edilen Özel Harp Dairesi'nin'' Kıbrıs Harekatı ''nedeniyle ABD tarafından tahsisatı kesilmişti. Bu nedenle Özel Harp Dairesi yetkililerinin 1978 yılında dönemin Başbakanı Ecevit'ten örtülü ödenekten kontrgerilla için para istemeleri nedeni ile bu gizli yapı ve sivil unsurlar 'Beyaz Kuvvetlerden' siyasi iktidar haberdar olmuştu. 1952 yılından önce Türkiye'de oluşturulan NATO'nun gizli ve gölge orduları demokrasi ve millet iradesi açısından önemli bir tehdit teşkil etmesine rağmen siyaset mekanizmaları bu yapı ile mücadele etmek bir yana 28 Şubat Darbe sürecinde bu yapı ile birlikte hareket ederek REFAH-YOL 'un iktidardan uzaklaştırılmasında önemli rol üstlenmişlerdi.
AK-PARTİ'nin 2002 yılında seçimleri kazanarak tek başına iktidar olması sonrasında, Cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak yaklaşık 13- 14 yıldan günümüze kadar iktidarını başarı ile sürdürmesi Ortadoğu ve dünyada sözü geçen bir ülke konumuna gelmesi Haçlı-Siyonist ittifakını yöneten üst aklı aşırı rahatsız etmişti. Yeni Türkiye'nin Ortadoğu'da ''Büyük Oyunu'' bozacak hamleler yapması, 27 Nisan 2007 E Muhtırasına karşı dik duruş, 7 Şubat 2011 MİT 'e Darbe teşebbüsü, Gezi kalkışması, 17-25 Aralık FETÖ darbe girişimlerinin önlenmesi, Üst aklın Yeni Türkiye'de eskisi gibi at koşturamayacağının açık işaretlerini veriyordu.
Üst akıl son olarak çeşitli algı operasyonlarıyla FETÖ'nün ordu ve yargıda deşifre edilemeyen unsurlarına açık destek vererek terör kartını da kullanmak suretiyle, Türkiye'de darbe şartlarının olgunlaştığı yönünde psikolojik harp metotlarını etki ve nüfuz ajanları vasıtasıyla devreye sokmuş görünüyor. ABD, İngiltere ve İsrail'in, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD 'de bulunduğu bir zaman diliminde, Türkiye'de 19 il için terör uyarısı yapması terör-darbe-Üst akıl ilişkisini açıkça gözler önüne sererken, Üst aklın çaresizliğini de ortaya koymuş olmuyor mu?