Mustafa Kutlu

04:0019/03/2016, Cumartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Faruk Aksoy

Perşembe günü
Dergah
'a uğradım, iyi ki de uğramışım.


Derginin genel yayın yönetmeni

Ali Ayçil

, yeni sayıyla uğraşıyordu.



Biliyorsunuz

Dergah

, geçen aydan itibaren eski sayılarını yeni çıkanlarla beraber okuyucuya veriyor.



Büyük Doğu

için de yapılmıştı aynı şey fakat bu başka.



Edebiyatımızın en saygın dergisi yayın hayatını sürdürürken eski sayıları da hatırlatarak aslında okuyucularına yeni ve eski arasında kıyas yapma imkanı da sunmuş oldu böylece.



Bu işi devam ettirmekte kararlılar, bakmanızda fayda var.



Kimler uğramamış ki

Dergah

'a, hiç tahmin etmeyeceğiniz yazarların yazıları, şairlerin şiirleri yayımlanmış zamanında.



Ali Ayçil

,

Dergah

için

“Türk edebiyatının kaptan köşkü”

diyor ya, gerçekten haklı.



Orada otururken hepimizin aynı gemide olduğunu hissediyor insan.



***


Efendime söyleyeyim,



Biraz sonra içerideki odanın kapısı açıldı,

Mustafa Kutlu

upuzun belirdi birden.



Sanki dün akşam yarıda kalan bir muhabbeti kaldığı yerden başlattı.



Neşeli, canlı, sıcak, nasıl samimi, anlatamam.



Televizyon işlerinden başladı önce, yarım kalan, proje aşamasını geçemeyen senaryolardan bahsetti.



“Bizim camiada kimin nereye evrileceğini, ne olacağını tahmin etmek zor”

dedi.



Bazı isimler konusunda hayal kırıklığına uğramış, bunu anladım fakat

“Herkesi en başından beri tanıyordum aslında, benim de en büyük avantajım buydu hayatta, memleketin insanını tanıyor olmam”

dedi ve yine harika güldü.



***


Mevzu sinemaya gelince

Mustafa Bey

'in ışıltısı, heyecanı inanılmazdı, çok güzeldi.



Ahmet Uluçay

'dan konuştuk, rahmetle andık.



“Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak”

filmini gerçek bir sinema eseri olarak gördüğünü söyledi.



Ahmet Uluçay

'ı,

Kütahya

'dan çok iyi tanıyordum ama ara sıra İstanbul'a gelip

Mustafa Kutlu

'nun yanına uğradığını ve hatta öykülerinden bazı bölümleri senaryolarında kullanmak için izin istediğini,

Mustafa Bey

'in kendisinden öğrendim.



Ben de

Uluçay

'ın kısa metraj bir senaryosunu anlattım,

Mustafa Bey

de o senaryoyu bilmiyordu sanırım, neyse durumu eşitledik.



***


Sansür varsa aşk filmi olmaz, diyenlere

“pehhh”

çekiyor ki görmelisiniz.



Bir film boyunca iki sevgilinin el ele tutuşmadığı ama aşkın şerbet gibi aktığı filmlerden örnekler veriyor.



“Söz açık olmalı, anlaşılır olmalı, berrak olmalı”

ısrarını sinema için de tekrarlıyor.



“Mesela Nuri Bilge Ceylan'ı, başından beri izliyorum, onu çok başarılı buluyorum”

diyor.



Bazı yönetmenlerin muğlak, belirsiz ve karanlık filmlerinden hoşlanmadığını da söylüyor.



Bu değerlendirmeleri yaparken siyasi anlamda hiçbir takıntısı yok, zaten politikayı ve finansal işleri hiç sevmediğini de açıkça belirtiyor.



“Hocam futbol yazılarınızı çok özledim”

deyince, yine gülüyor,

Mustafa Bey…


Bir dönem futbol da oynamış, bunu da yeni öğreniyorum.



***


Yavaş yavaş sona doğru geliyoruz, ortamın sıcaklığından, samimiyetinden aldığım cesaretle soruyorum;

“Biraz konuşmanız, görünmeniz gerekmiyor mu?”

diyorum.



“Rahatsızım, neredeyse dahil olduğum bütün ortamlardan koptum, şurada, hemen karşıda arkadaşlarım var, arayacaklar ve ben gidemeyeceğim diye, dizlerimin bağı çözülüyor”

deyince, susuyorum.



***


Evet biraz rahatsızlığı var ama çok iyi görünüyor, inşallah daha da iyi olacak



Müsaade istiyoruz…



“Farukcuğum, her zaman gel, buradayız, biz de tekkeyi bekliyoruz”

diyor,

Mustafa Bey.


Şaka değil, koskoca

Mustafa Kutlu

, bu perişana

“Farukcuğum”

diyor.



Mutlu oluyorum, ruhum okşanıyor adeta…



İnanmayan varsa kendini bile takmayan dergi, İzdiham'ın yayın yönetmeni

B

ülent Parlak'a sorsun, o da ordaydı.



Çiçekli, gazozlu, kitaplı ve

Robert De Niro

'lu odadan çıkıyoruz yavaştan.



Mustafa Kutlu

da paltosunu giyiyor, şapkasını takıyor, sokağa iniyor, öyküsünü yazdığı, hikayesini anlattığı insanların cıvıldaştığı sokağa…


#Dergah
#Ali Ayçil
#mustafa kutlu