17/25 Aralık... 'Maymun gözünü açtı!'

04:0017/12/2017, Pazar
G: 18/09/2019, Çarşamba
Hasan Öztürk

Başımızı uzatmayacağımızı hala anlamamış görünüyor olabilirler. Direktiflerine karşı, “peki” demeyeceğimizi hala anlamamış olabilirler. Hatta, her seferinde 'ellerini yükselterek'pes etmemizi bekliyor olabilirler.Hala, tezlerine bizi razı edebileceklerini düşünüyor olabilirler.Lakin 'kedinin gözü açıldı' artık. Ya da 'maymun gözünü açtı'artık!Türkçe'deki bu güzel deyimler, 'dönen dolabın farkında olma hali'ni ifade ediyor.Ve biz son 4-5 yıl içinde yaşadıklarımızla birlikte gerçekten de gözlerimizi

Başımızı uzatmayacağımızı hala anlamamış görünüyor olabilirler. Direktiflerine karşı, “
pek
i” demeyeceğimizi hala anlamamış olabilirler. Hatta, her seferinde '
ellerini yükselterek'
pes etmemizi bekliyor olabilirler.

Hala, tezlerine bizi razı edebileceklerini düşünüyor olabilirler.

Lakin '
kedinin gözü açıldı
' artık. Ya da '
maymun gözünü açtı'
artık!

Türkçe'deki bu güzel deyimler, 'dönen dolabın farkında olma hali'ni ifade ediyor.


Ve biz son 4-5 yıl içinde yaşadıklarımızla birlikte gerçekten de gözlerimizi açmış, etrafta olup biten entrikayı, başımıza örülen çorabı görmüş durumdayız.

Gezi provokasyonundan,
17/25 Aralık yargısal darbe süreci
ne, 15 Temmuz darbe ve iç işgal girişimine kadar bütün yaşadıklarımız gözlerimizi 'fal taşı gibi' açmamıza neden oldu.
17/25 ARALIK AMERİKAN MENŞELİ
Bugün 17 Aralık. Yani 17/25 Aralık yargısal darbe teşebbüsünün yıl dönümü.

2013 yılının son günlerinde yaşadığımız o meşum hadisenin üzerinden yıllar geçse de etkileri hala devam ediyor.

O gün, Türkiye’nin mega projelerine imza atan işadamları, Türkiye’nin uluslararası arenada söz sahibi olan milli bankası ve nihayetinde bütün bu serüvenin lideri hedefe konmuştu. Yasal olmayan dinlemeler, o dinlemelere eklemlenmiş montajlar, dublajlar, sahte belgeler, yapılan mizansenlerle büyük bir algı operasyonuna tabi tutulmuştuk.

Hiç unutmuyorum, FETÖ’nün yayın organı, '100 milyar dolarlık' yolsuzluk diye manşet atmıştı. 100 milyar doları da Türkiye’nin tüm mega projelerinin toplam maliyetlerini alt alta yazarak hesaplamıştı. Bunu da yolsuzluk diye pazarlamıştı!

Daha sonradan kumpası kuran polislerle tezgahlandığı belirlenen, mizansen ile, 'Yolsuzluk ve Rüşvet' operasyonu adı altında, Türkiye’nin vizyon projeleriyle, milli markaları hedef alınmış, son kertede de
dönemin başbakanı Erdoğan’ın bileğine kelepçe takılarak alaşağı edilmesi hedeflenmişti
.
Hamadolsun, FETÖ’cü polis ve yargı militanlarınca yapılmak istenen operasyon
Erdoğan’ın muazzam dik duruşu, ona güvenen ve inanan bir avuç siyasetçi ve bürokratın olağanüstü çabası ve milletin bu çabaya itimat etmesi kumpası yerle bir etti.
(Akabindeki Mart 2014’teki yerel seçim sonuçları bunun bir göstergesidir.)
FETÖ’NÜN URGANI
AMERİKA’NIN ELİNDE

Ancak bugün öğreniyoruz ki FETÖ’cü alçaklar 17/25 Aralık yargısal darbe girişimini kendileri planlayıp yapmamışlar.

Amerika’da devam etmekte olan tiyatro mahkemede 'tanık' sıfatıyla bulunan bir FETÖ elemanının ifşaatı bunun göstergesi.

Türkiye’den nasıl kaçtığına, hapisten nasıl salıverildiğine ve ekonomik olarak kimlerden yardım gördüğüne baktığımızda çok net bir tabloyla karşı karşıyayız.

O günlerde perde gerisinde olabileceklere ilişkin bir takım ipuçlarımız vardı ancak bu kadar net göremiyorduk.

Bugün artık perde kalkmıştır ve çok daha net bir tablo ile yüzleşmekteyiz.

O da FETÖ’ye 17/25 Aralık yargısal darbesini yaptıran, o kumpası kurduran asıl irade FETÖ’nün urganını elinde bulunduran Amerika’nın oluşudur.

Amerika’nın istihbarat elemanları içimize kadar sızmıştır. FETÖ sadece aparattır.

Hüseyin Korkmaz denen eski polis şefinin Türkiye’de cezaevinden çıktığında söylediği yalanlara bakınca, “
Acaba haksızlık mı yapılıyor
” diye düşününler vardı sokaktaki insanlar arasında.
Hatta annesinin,
“Oğluma haram yedirmedim. Oğlum vatan haini değil”
diye avazı çıktığı kadar bağırdığı o görüntüleri görünce bazılarının, “
acaba
” dediği günler yaşadık.
Ancak gördük ki kumpasın tam göbeğinde olan bir alçakmış Hüseyin Korkmaz. İkincisi,
“benim hiçbir ilgim yok” dediği, meselenin fezlekesinin yazımı dahi ondan sorulmuş.
Bütün bunları nerden mi biliyoruz. Tabi ki tam da
17/25 Aralık’ın yıl dönümüne denk getirilen Amerika’daki Reza Zarrab davasında Korkmaz’ın verdiği ifadelerden.
Amerika’daki tiyatro dava, Zarrab davası olarak başladı, Hakan Atilla davasına dönüştü, şimdi de Türkiye ve Erdoğan davasına dönüştürülmek isteniyor. Tıpkı 17/25 kumpası işadamları bazı bakanlar ve bürokratlara yönelikmiş gibi başlayıp Erdoğan’a yöneldiği gibi.

Ama nafile. Zira, FETÖ’cü Korkmaz’ın FBI ile olan girift ilişkisi ve Zarrab’ın 'yalanları' davanın baştan itibaren Türkiye’ye bir kumpas olarak tezgahlandığının göstergesi.

Ama hem FETÖ hem Amerika tıpkı 17/25 Aralık 2013’te yaptıkları gibi yine 'algı'ya oynuyor!

Dedim ya artık,
“Maymunun gözü açıldı!”
Olup bitenin farkındayız. Bu farkındalık, artık başımızı istendiğinde uzatmayacağımızın teminatıdır. Artık, direktiflere,
“peki”
demeyeceğimizin teminatıdır.

Rabbim bu millete bir daha FETÖ gibi bir illet, 17/25 Aralık gibi bir kumpas nasip etmesin.

#17/25 Aralık
#FETÖ