YazarlarAmerika neden bu kadar agresif

Amerika neden bu kadar agresif

Hasan Öztürk
HasanÖztürkGazete Yazarı

Başbakan Binali Yıldırım ile Washington ve New York’u kapsayan 5 günlük Amerika gezisini tamamladık. Temaslarla ilgili bu köşede birkaç gündür yazıyorum, takip edenler görmüştür. Ancak ne gördük, ne hissettik meselesine dair bir şeyleri daha sizinle paylaşmak isterim.

Birincisi, Amerika’da bir çevre var ki “Tayyip Erdoğan düşmanlığı” üzerinden Türkiye okuması yapıyor. Bu tutumun başlangıç tarihi olarak da 16 Mayıs 2013’teki Kırmızı Oda görüşmesi gösteriliyor. O görüşmede Obama’nın “Ne yaptığınızı biliyoruz. Bunu bir daha yapmayın” şeklinde bir çıkış yaptığı, hatta MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a dönerek, “Gözümüz üzerinde” dediği bugünlerde yeniden Washinton’da konuşuluyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hasan Öztürk : Amerika neden bu kadar agresif
Haber Merkezi07 Kasım 2017, SalıYeni Şafak
Amerika neden bu kadar agresif yazısının sesli anlatımı ve tüm Hasan Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!



27 Kasım’daki Rıza Zarrab davasına az bir süre kala, dava dosyasında bu görüşmenin içeriğine dair ipuçlarının da olduğu söylentileri Amerikan başkentinde dillendiriliyor.

Kırmızı Oda’dan bu yana, Türkiye’nin bağımsız bir dış politika ya da daha açık ifade ile çıkarları doğrultusunda bir yol izleme çabasının Amerika tarafından kabul görmediği; hatta tehdit olarak algılandığını söylesek sanırım yanlış olmaz.

Bu köşeyi takip edenler şu cümleyi hatırlayacaktır. “Anlaşılan o ki Amerika Erdoğan’dan bir şey istiyor. Alamadığı için de her enstrümanla Erdoğan düşmanlığı yapıyor ve ona saldırıyor!”

Amerika ziyaretinden sonra benim için tablo çok daha netleşti.

AMERİKA NE İSTİYOR?

Amerika, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan Türkiye’nin çıkarlarıyla örtüşmeyen bir şey istiyor. (O şeyin ne olduğuna ilişkin düşüncemi birazdan söyleyeceğim)

Cumhurbaşkanımız Erdoğan da o şeyi Amerikalılara vermiyor. Ve Amerika öfkeyle başta FETÖ olmak üzere tüm partnerleriyle Türkiye’ye yöneliyor. MİT TIR’ları kumpasını, 17/25 Aralık yargısal darbe teşebbüsünü, 15 Temmuz iç işgal ve darbe girişimini bu bağlamda düşünürsek kesinlikle hata yapmış olmayız.

Hepsi bir kenara, 27 Kasım’da görülecek Zarrab davası bile tek başına Amerika’nın Erdoğan ve Türkiye karşıtlığının bir göstergesi.

Zarrab davası, 17/25 Aralık’ta FETÖ’nün yapmaya çalıştığı yargısal darbe girişiminin bir uzantısıdır.17/25’te Türk hukuk sistemine ve güvenlik birimlerine sızan FETÖ’cüler eliyle meşru hükümet ve başındaki Erdoğan alaşağı edilmek istenmişti. Zarrab davası ile de bu kez Amerika hukuk sistemi eliyle, uluslararası arenada Türkiye’ye ve Erdoğan’a bir fatura kesilmek isteniyor.

Türkiye’de FETÖ eliyle gerçekleştirilemeyen darbe, Zarrab davasıyla yapılmak isteniyor. Çünkü dosyaya FETÖ’nün gayri hukuki ve gayri ahlaki olarak elde ettiği deliller iliştiriliyor. Montaj, dublaj telefon dinleme tapeleri giriyor.

Anlaşılan o ki “maşalar” başaramayınca “joker” ya da esas aktör devreye girmek istiyor.

Neden?

Çünkü, Türkiye’den ve Sayın Erdoğan’dan bir şey istiyor Amerika! O şeyi alamadığı sürece de Türkiye’ye karşı amansız saldırıya devam ediyor.

Başbakan Binali Yıldırım’ın Washington’dan New York’a giderken uçakta söylediği şu cümle son derece önemli:

“Her iki ülkenin başkanları arasındaki iyi ilişkilerin uygulamaya yansıması için başkan yardımcısı ve bana önemli işler düşüyor.”

Görünen o ki Trump ve Erdoğan arasındaki ilişkiyi bozmaya dönük hamleler var. Ve bu hamleleri boşa çıkarmanın yolu da Başbakan Yıldırım ve Başkan Yardımcısı Pens gibi aktörlerin diyalog geliştirmesi.

Yoksa, Amerika’da Türkiye karşıtlarının gücü her geçen gün artıyor ve bu durum ilişkilerin düzelmesini engelliyor.

Amerika Türkiye’den ne mi istiyor?

Belki bu sorunun cevabını Kırmızı Oda’da “Gözümüz üzerinde” dendiğinde… Amerikalıların gözlerinin üzerine odaklandığı aktörün nerelerde faaliyette olduğuna bakarak bulabiliriz!

Sahi, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hakan Fidan 7 Haziran Seçimleri öncesi Ak Parti’den milletvekili aday adayı olduğunda ne demişti?