YazarlarABDnin Gorbaçovu, ABDnin Perestroykası ve ABDnin iç savaşı

ABD’nin Gorbaçov’u, ABD’nin Perestroykası ve ABD’nin iç savaşı

İbrahim Karagül
İbrahimKaragülGazete Yazarı
Yaşananları Türkiye'nin kıyameti sananlar yakında kopacak küresel fırtınayı görmüyor mu? Dünyanın bilinen bütün merkez güçlerinin alabildiğine bir çatışmaya, hesaplaşmaya sürüklendiğini farketmiyor mu?

ABD'den Avrupa'ya, Rusya'dan Çin'e kadar yeryüzünü kuşatan bir kriz haritasının şekillendiğini, dünyanın çatışma alanlarının sanıldığı gibi Ortadoğu olmayacağını, Doğu-Batı sınırını oluşturan her bölgenin çatışma alanı olacağını, Atlantik blokunun kendi içinde bölünmeye yüz tuttuğunu, Çin ve Pasifik merkezli bir güç yığılmasının dikkat çektiğini görmüyor mu?

“ABD'nin Gorbaçovu”nu Beyaz Saray'a gömmek..

Peki ne oluyor? Donald Trump ABD'nin Gorbaçov'u mu olacak? ABD için bir tür Perestroyka mı başlayacak? YeniAmerikan Yüzyılı ilan etmeye çalışanlar kendi içinde mi çatışacak?

ABD istihbaratı ile İngiliz istihbaratı, seçilmiş bir ABD Başkanı'na neden saldırıyor? Bel altı yöntemlerle onu yok etmek, o koltuğa oturamaz hale getirmek, yerine geçse bile Beyaz Saray'a gömecek hamleler yapıyor?

Neden onu Rusya ajanı ilan ediyor? Neden ABD-Çin savaşından söz ediliyor? Baltık bölgesine neden bu kadar askeri yığınak yapılıyor? Doğu Avrupa ve Pasifik bölgesi yeni dünya savaşının ana cepheleri mi olacak?

Türkiye'ye saldıran, onu dizginlemeye ve teslim almaya çalışan hemen her ülke çok daha büyük bir felakete hazırlık yapıyor, dikkatinizi çekiyor mu? Bugün biraz Türkiye'den uzaklara, dünyaya bakalım.

İçeriye yoğunlaştık çünkü saldırıya uğradık

Evet doğru, biliyoruz: Ülkemiz ağır saldırılar altında. Sokak hareketleriyle başlayan, finansal operasyonla devam eden, 15 Temmuz'daki ağır saldırıyla zirveye çıkan, ama devam eden saldırı dalgası ile ülkemizin nefesini kesmek istiyorlar, biliyoruz. 15 Temmuz'dan hemen sonra terör dalgasıyla, bugünlerde finansal terörizmle durdurulmak isteniyor, biliyoruz.

Bir Türkiye tasarımı var, bir Türkiye operasyonu var, Atlantikçi çevrelerin bu ülkeye müdahaleleri var, ülkeyi Suriyeleştirip Ortadoğu'nun harita taslaklarına bağlama düşüncesi var. Anayasa ve Başkanlık sistemi gibi içerideki sistemik dönüşümü bitirmeden diz çöktürme hesabı var, biliyoruz.

Suriye savaşı başladığından bugüne bu vahim süreç işletiliyor, Birinci Dünya Savaşı sonrası yeni tasarım işletiliyor. Türkiye bu tasarıma meydan okurken, alabildiğine mücadele verirken, asla diz çökmeyeceğini yüksek sesle duyururken, karşısında ABD'den Avrupa'ya kadar bir cephe inşa edilirken, coğrafyamızdaki bütün terör grupları bu amaçla seferber edilirken bizim içeriye yoğunlaşmamızdan, içeride mücadele etmemizden daha doğal bir şey elbette olamazdı. Bunu da biliyoruz.

Türkiye'yi vuranlar kendi kıyametlerine hazırlanıyor

Ama bildiğimiz başka şeyler de var: Ortadoğu'daki fay hatlarını hareketlendirenler, ülke sınırlarını anlamsızlaştıranlar, devletler ile örgütleri birbirine karıştırır hale gelenler, örgütler üzerinden ülke ve coğrafya dizayn etmeye çalışanlar çok daha büyük bir felaketle yüzleşmek üzere.

Asıl kıyametin Türkiye'de değil, başka yerlerde, başka ülkelerde, yerel değil, bölgesel değil küresel ölçekte kopmak üzere olduğunu ya da kopacak kıyametin işaretlerini görme zamanı geldi.

Bu fırtına Suriye meselesine, Türkiye'de terör meselesine, ardı ardına yapılan ekonomik saldırılara ya da 15 Temmuz darbe ve iç savaş meselesine hiç benzemiyor. Çok daha büyük, dünyanın merkez güçlerini etkisi altına alacak, onları krizlere sürükleyecek, eritecek bir kriz dalgası, bir çatışma dalgası bu. Örtülü güç hesaplaşması açığa çıkıyor, merkez güçler aralarındaki savaşı gizleme imkanı artık kalmadı.

Birleşik Avrupa Projesi çöktü..

İngiltere'nin ayrılma kararından sonra çözülme sürecine giren, belki yakın zamanda Güney Avrupa ülkelerinin de ayrılmaya çalışacağı bir Avrupa Birliği var. Artık birlik bir tür Alman imparatorluk projesine dönüşmüş durumda ve Avrupa'nın geçmiş acılarını yaşayan her ülke Almanya ile, dolayısıyla AB ile arasına mesafe koymaya başlayabilir. Ortada Birleşik Avrupa diye bir şey kalmayacak.

Bazıları İngiltere ile ABD eksenine, bazıları Alman projesine yönelirken bazıları kendi yollarını aramaya çalışacak. Bu bir çözülme evet, siyasi çözülme. Ama devamı var. AB için çok ciddi güvenlik sorunları işte tam bu dönemde başlayacak.

Trump'ı evcilleştirmek, Trump'ı şeytanlaştırmak

ABD ise, tarihinin en başarısız hükümetinden sonra en tehlikeli, belirsiz, sıradışı liderini kontrol altına almaya, ehlileştirmeye, evcilleştirmeye çalışıyor. Ama bu evcilleştirmeyi onu düşmanlaştırarak yapıyor. Trump'ı Rus ajanı ile ediyor, ABD sistemik güçleri Trump'a açık savaş başlatıyor, aleyhine ardı ardına istihbarat raporları servis ediyor.

Daha koltuğa oturmadan şeytanlaştırdıkları bir liderle ABD nereye gidebilir? Kimlerle hesaplaşabilir? Dünya liderliği projesini nereye gizleyebilir? Kendi içindeki ayrışmaları belki de çatışmaları nasıl kamufle edebilir?

Böylesini hiç görmedik

Yıllardır ABD örtülü operasyonlarını, istihbarat operasyonlarını izlemeye, anlamaya, çözmeye çalışırım. Böylesini hiç görmedim. Kendi liderine, seçilmiş bir kişiye bu türden “açık” saldırılara hiç tanık olmadım. Sanki ABD kendi içine gömülecek, kendi içinde hesaplaşacak gibi.

21. Yüzyılın başında bütün dünyayı yönetmeye girişen ABD, kendi seçimini, kendi liderini, kendi hükümetini kontrol etmeye çalışıyor! Bir “üçüncü dünya ülkesi” gibi, eskiden askeri darbelerle hizaya soktukları ülkeler gibi.

Rusya kaynaklarını yağmalama planı var

Trump'ın ısrarla Rusya ile barış geliştireceğim demesi, sistemin ise Rusya ile savaş çağrıları yapması, derin bir uçurum gibi görünüyor. Rus haritası, Rus kaynakları Atlantik ekseninin iştahını kabartıyor. Bu toprakları, kaynakları Moskova'ya bırakmaya hiç de niyetleri yok.

Ama böyle bir dönemde Trump'ın Rusya ile yakınlaşmayı en önemli siyasi proje olarak öne sürmesi, “emperyal, yağmacı Amerika”yı çılgına çevirmeye yetti. Henüz atılmış bir adım bile yokken, sadece söylem varken bile Trump'ın Rusya'ya dostluk içeren her cümlesinden sonra Doğu Avrupa'ya daha fazla askeri sevkiyat yapar oldular.

Edoğan'a saldıranlar şimdi ABD'ye operasyon çekiyor

Türkiye'de kamuoyunu Erdoğan'a karşı harekete geçirmeye çalışanlar, bir memnuniyetsizler sınıfı oluşturup içeriden iktidar devirmeye girişenler şimdi kendi liderlerine aynısını yapıyor, kendi liderlerini vuruyor, daha göreve başlamadan savaşlara sürüklemeye çalışıyor.

Şimdi biz, ABD'de ne dolaplar döndüğünü, kimlerin kimlere komplolar kurduğunu, yarın ABD sokaklarının harekete geçeceğini, ABD'nin kendi içinde çatışacağını söyleme hakkına sahip değil miyiz? Bize yaptıklarıyla şimdi kendi içlerinde yaptıkları arasında ne frak var?

Bush küresel savaşın, Obama kaosun mimarı

Obama yönetimi şüphesiz ABD tarihinin en kötü yönetimlerinden biriydi. Hiçbir zaman bir devlet, Obama döneminde olduğu kadar terör örgütleriyle iç içe geçmedi. Öyle bir hale geldiler ki, devletlerle terör örgütlerini ayıramaz oldular. Meşruiyet alanlarını kaybettiler, bir çok ülkeyi ve bölgeyi örgütler üzerinden ele geçirmeye çalıştılar.

George Bush'un “Önleyici saldırı” doktrininden çok daha vahim bir sapmaydı bu. Bush doktrini küresel sistemin yeniden inşasının önünü kapattı, küresel hesaplaşma dönemini başlattı. Eğer yeni bir dünya savaşı patlak verecekse bu doktrin onun altyapısını hazırladı. Obama'nın terör örgütleriyle ortaklık projesi ise, küresel ölçekte kaos ve felaketin alt yapısını hazırlayacak ölçüde vahimdir.

Sırada iki büyük hesaplaşma var

Dünya iki büyük hesaplaşma ile karşı karşıya. Biri, ABD'nin kendi içinde hesaplaşması. Bu, AB'nin çözülmesinden daha derin izler bırakacaktır. İkincisi ise ABD'nin, Avrupa'daki müttefikleriyle birlikte Rusya ve Çin ile hesaplaşmaya hazırlanması. Bu yüzden küresel bir felaketten, tehditten söz ediyoruz. Bu yüzden Doğu Avrupa/Baltık bölgesi ile Pasifik bölgesinde şok edici patlamalardan endişe ediyoruz.

ABD kendi iç hesaplaşması nereye varır, göreceğiz. Sosyal ayrışmalara, bölünmelere, bu ülkenin içine kapanmasına yol açabilir. Tam tersi de olabilir. İçerideki krizi dünyaya ihraç edebilirler ve yeryüzünün bazı bölgelerinde büyük krizleri tetikleyebilirler. Bu krizler Irak ve Afganistan işgali gibi, Suriye krizi gibi olmayacak, çok daha büyük olacaktır.

Örtülü savaş açığa çıktı, jeopolitik savaşa dönüştü

Ne olursa olsun, hangi ölçekte olursa olsun küresel kriz Trump döneminde yaşanacaktır. Washington ile Pekin ve Moskova arasındaki ilişkileri, gelişmeleri günü gününe takip etmek, derinlemesine sorgulamak gerekiyor. Her şeyin izi buradadır. Kişisel olarak böyle bir hesaplaşmanın yaşanacağına inanıyorum. Uzun süredir o bölgeleri ve o ülkeleri bu yönde izlemeye çalışıyorum. Ortadoğu'da yaşananların sözünü ettiğim tehlikeye göre hafif kalacağını biliyorum.

Çin medyasının açıktan savaştan bahseder oluşu, Putin'in tehlikeyi önlemek için daha da saldırganlaşması bu yüzdendir. Soğuk Savaş'ın bitişinden bu yana devam eden örtülü çatışma açığa çıkmıştır. O günden beri devam eden ekonomik savaş jeopolitik savaşa dönüşmüştür. Coğrafyamızda birçok ülkenin sınırlarını, haritasını değiştirmeye çalışanların kendi haritalarının bile değişebileceği düşüncesi hiç de fantastik değildir.

Türkiye için kritik eşiğe çok az kaldı

Türkiye Anayasa ve Başkanlık Sistemi ile sistemik dönüşümünün son aşamasının tamamlamak üzere. Bu aşamadan sonra terör dalgalarıyla, finansal terörizmle bu ülkeye ayar verme imkanları hiç olmayacaktır. Türkiye'ye karşı cepheye sürülen o örgütler çok yakında sahipsiz kalabilirler.

Çünkü Türkiye, yakın bölgesinin krizleriyle boğuşmak yerine daha üst kararlar verme, daha büyük meselelerle ilgili pozisyon belirleme durumuna gelecektir. Bu da tehdidin sınırlarının ve coğrafyasının uzaklarına taşınacağı anlamına gelmektedir. O zaman Türkiye'nin pozisyonu bir çok şeyi etkiler hale gelecektir. Dünyanın dikkati başka bölgelere odaklanacaktır.

'İslam iç savaşı' isteyenler Batı'nın iç krizlerine baksın

Tekrar edelim: Yerel krizler, bölgesel krizler küreselleşiyor. Savaş Ortadoğu'nun uzağına taşınıyor. Batı kendi içinde çatışmaya sürükleniyor. Doğu-Batı ekseninde çok derin çok tehlikeli bir ayrışma şekilleniyor ve hiç kimse bu ayrışmanın nerelere uzanacağını bilmiyor. Bize düşen, Türkiye içinden, Suriye körleşmesinden biraz uzaklaşıp aslında neler olduğuna dair zihinsel çaba sarfetmek, gelişmeleri izlemektir.

Türkiye'de iç savaş isteyenler kendi içinde çatışıyor. Coğrafyamızda harita değiştirenler kendi haritalarını tartışmalı hale getirecek büyük krizlere sürükleniyor. Ortadoğu'yu yeryüzünün kaos coğrafyası ilan edenler kendilerine en yakın bölgelerde savaşa tutuşmak üzere. “İslam kendi içinde savaşacak” tezini üretip mezhep üzerinden iç savaş tezgahlayanlar, Batı'nın kendi içindeki krizlere yoğunlaşmak zorunda kaldılar.

Artık bu ülkenin bileği bükülmez

ABD, İngiltere, İsrail, bazı AB ülkelerinden, Rusya ve Çin'e uzanan kuşakta travmatik gelişmeler oluyor. Açık açık savaştan, AB'nin dağılacağından söz ediyorlar. Açıkça ABD kendi liderini kurşun yağmuruna tutuyor.

Türkiye'nin birkaç ay sonrasını, birkaç yıl sonrasını bu gelişmelere bakmadan öngöremezsiniz, bir perspektif geliştiremezsiniz. Bana öyle geliyor ki, bir kaç ay sonra Türkiye'nin değil, onların krizlerini konuşur olacağız. O tarihten itibaren Türkiye'nin bileğini bükme ihtimali ebediyen ortadan kalacak, asıl yükseliş o zaman başlayacaktır.