https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Hep haklı, daima alacaklı olanlar

Hep haklı, daima alacaklı olanlar

İbrahim Tenekeci
İbrahim Tenekeci Gazete Yazarı

Anlamak istemeyene bir şey anlatma imkânınız yoktur. Nasibi olmayana ne verebilirsiniz?

Durması gereken yerde durmayanlar, hakkına razı olmayanlar her zaman yıkıma yol açar. Zararlıdır.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hep haklı, daima alacaklı olanlar
Haber Merkezi 29 Mayıs 2017, Pazartesi Yeni Şafak
Anlamak istemeyene bir şey anlatma imkânınız yoktur. Nasibi olmayana ne verebilirsiniz?
Durması gereken yerde durmayanlar, hakkına razı olmayanlar her zaman yıkıma yol açar. Zararlıdır.

İnsan mahremi olandır. Mahremiyete özen göstermeyen bir kimseye eşref-i mahlûkat diyemeyiz. Bunun ilk merhalesi utanma duygusudur. Bu duyguyu kaybeden, insanlık sınıfının dışında ve uzağında kalır.

Mahremiyet insanı, aileyi ve devleti ayakta tutan sütunlardan biri, belki de birincisidir.

Son yıllarda bütün bu mahremiyete kimlerin göz diktiğini, hasımlık ettiğini iyi biliyoruz.

Bir kimse devletin mahremini ifşa ediyorsa, yani ajanlık ve hainlik yapıyorsa, onu savunanlara vatansever denmez. Artık başka bir yola girmişlerdir. O yol, milletin ve memleketin hayrına değildir.

Güvencemiz şudur: Ülkemizin istikrarsız hale getirilmesi projesinin gönüllü destekçilerini milletimiz yakından tanıyor. Ana gövde, tehlikenin farkında.

REKLAM

***

Sürekli aynı iddiacı ve kibirli dil: ‘Biz haklıyız.’ ‘Biz kazanacağız.’ ‘Yargılanacaksınız.’ Hep itiraz, hep tehdit. Siz kimsiniz?

İşgalci ve sömürgeci emperyalistlere karşı kurtuluş mücadelesi verenler ile zaferden sonra her anlamda onlara teslim olanlar. Kendileri ikinci gruba giriyor. Her fırsatta burayı oraya şikâyet etme nedenleri budur.

Kim bunlar? Milletin iradesini ipotek altına almak isteyenler. Meclis dışında kalsalar bile yönetimde hak iddia edenler. Bunun için her yolu ve yöntemi deneyenler. Hatta yasadışı örgütlerle bile iş tutmaktan çekinmeyenler. Küçük bir kişisel hatayı dahi büyük bir krize dönüştürenler. Bu kez biz söyleyelim: Kaybetmeye mahkûmsunuz.

Dikkat edelim: Her şey iyiye giderken yahut kardeşliğe en çok ihtiyacımız varken ortaya çıkıyor ve provokasyona girişiyorlar. Niyet mühim.

REKLAM

Öncü diye bildikleri nice kimsenin neye dönüştüğünü ve nasıl bir savrulma yaşadığını hep beraber gördük, görüyoruz. Elbette üzücü bir durum.

Anladığımız bir diğer şey şudur: Yaşananlar, demokrasi mücadelesi değil, kuru bir inat meselesidir. Türkiye’nin tercihini, velhasıl son yirmi yılını bir türlü kabullenemiyorlar.

***

Adalet sisteminde ciddi sıkıntıların olduğu bir gerçek. Müşterek dertlerimizden biridir bu.

Fakat… Adaleti arayanlar, Moğultay’ın Adalet Bakanlığı yaptığı döneme de bakacaklar mı?

Adalet için yürüyenler, İstanbul’a ulaştıkları vakit Şehit Savcımız Mehmet Selim Kiraz’ın kabrini ziyaret edecekler mi?

Adalet ve demokrasi diyenler, darbecilerin alkışlanması konusunda özeleştiri yapacaklar mı? Malum, o gece bazıları suçüstü yakalandı.

Dememiz odur ki, aradığınız adaletin ve demokrasinin neye karşılık geldiğini gayet net biliyoruz. Kendimizi ve istikbalimizi kimlerin elinden kurtardığımızın farkındayız.

REKLAM

Bu yürüyüş, aziz milletimizin sabrına karşı yapılıyor. Oyunu bozmak için oyuna gelmemek yeterlidir.