https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Derdanın elmaları

Derda’nın elmaları

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Gazete Yazarı

Cuma gününün ilk saatleriydi. On beş gündür aralıksız süren bombardıman üç gündür kesilmişti. Şehirde bir canlanma, bir hayata dönüş göze çarpıyordu. Derda, ‘baba, elma alalım mı’ diye sordu. Ah, siz bilmezsiniz. Derda benim oğlumdu. Dört yaşındaydı. Hani ‘zekâ gözlerinden fışkırıyordu’ derler ya, görseniz o dakika Derda’nın öyle bir çocuk olduğunu anlardınız.

Aslında ben yine de Derda ile pazara gitmek istemedim. Her an her şey beklenirdi çünkü bu aşağılık soysuzlardan. İnsana hürmetleri yoktu ki Cumaya olsun. Ama çok ısrar etti Derda. ‘Namazdan dönerken alırım ben’ dememi dinlemedi.  

Annesi koynunda sakladığı paraları çıkardı. ‘Sadece elma değil, başka meyveler ve sebzeler de alın’ diyerek uzattı.

REKLAM

Cumaya hürmeten beyazlarımızı giyindik Derda’yla. Hani o saat biri ona ‘Elmayı mı daha çok seviyorsun, anneyi mi’ diye sorsa bir tereddüt ederdi. Öyle heyecanlı, öyle telaşlı… Annesini ve kız kardeşi Amina’yı öptü, ‘sizin pazardan istediğiniz bir şey var mı?’ diye sordu evin erkeği olarak.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Derda’nın elmaları
Haber Merkezi 02 Temmuz 2017, Pazar Yeni Şafak
Cuma gününün ilk saatleriydi. On beş gündür aralıksız süren bombardıman üç gündür kesilmişti. Şehirde bir canlanma, bir hayata dönüş göze çarpıyordu. Derda, 'baba, elma alalım mı' diye sordu. Ah, siz bilmezsiniz. Derda benim oğlumdu. Dört yaşındaydı. Hani 'zekâ gözlerinden fışkırıyordu' derler ya, görseniz o dakika Derda'nın öyle bir çocuk olduğunu anlardınız.

Evimiz pazar yerine yakındır. Pazar yeri dediğime bakmayın. Bombardıman başladı başlayalı tezgâhlara doğru düzgün mal geldiği yoktu. Gelse de bir şeyler alabilecek para ne arar millette. Savaş hali işte. 

Fakat bugün başkaydı. Bombardıman bitince, şehre giriş çıkış da rahatlayınca, eh eskisi gibi değil elbette ama epey bir tezgâh ve epey bir müşteri vardı pazarda.

Elmaların en kırmızısını seçti Derda. ‘Muz da alalım mı’ diye sordu. Çok pahalıydı ama Derda’yı kırmak olmazdı. İki tane de muz aldık. Herkese yarımşar…

REKLAM

Birkaç çeşit sebze bulabildik. Ellerimiz poşetlerle doldu böylece. Bir an, sadece bir an savaşın olmadığını, İdlib’te sıradan bir Cuma günü yaşadığımızı düşündüm. Derda yanımda, Amina ve annesi evde, ellerimde pazar çantaları. Birazdan Derda’yla Cuma namazına gideceğiz. Namaz çıkışı Derda’ya dört, Amina’ya iki top dondurma alacağız. Herkese yaşı kadar…

O anda oldu ne olduysa. Korkunç bir patlama, ardından korkunç bir sıcak. Yere düşmemek için çok uğraştım ama nafile. Bedenimde hissettiğim sıcaklığı tarif etmenin bir yolu yok. Yerde kendimden geçmeden önce elmaları gördüm. Elimden fırlamışlardı. Derda çok severdi elmaları. Kırmızıydılar. Bir daha ne zaman bulurduk Allah bilir. Elmalara doğru hamle ettim.

REKLAM

Gözümü bir hastane odasında açtım. Nedense en çok sağ elim acıyordu. Nedense en çok sol yanım acıyordu. ‘Derda’ dedim.

Bir ay kaldım Antep’teki hastanede. Bomba bütün bedenimi, en çok da sağ elimi yakmıştı.

Derda’nın bombalanma esnasında oracıkta yanarak öldüğünü, evimizin yıkıldığını, Amina ve annesinin Kilis’te bir kampta yaşadığını, ince işlerde sağ elimi kullanamayacağımı… Hepsini öğrendim. Pazar yerine elma almaya giden bir babaydım. Şimdi ise Derda’sız, sağ elsiz, bedeni yanık bir zavallı âdem…  

Bir yıldır İstanbul’dayım. İşte Şahintepe’de bu kömürlüğü bulabildik. Aslında sağ elimi tam performansla kullanabilsem patron maaşımı bin lira yapacak. Şimdilik yedi yüz elli veriyor. Üç yüz elliyi barınmaya ödüyoruz. Kalan dört yüz. Buna da bin şükür olsun.

REKLAM

Pazarları Amina’yı parka götürüyorum. Artık yaşı üç olduğu için üç top dondurma alıyorum dönerken.

Park yerinde boş kalan salıncakların hepsinde Derda sallanıyor, biliyorum.

Allah’a şükürler olsun, Allah’ın bugününe şükürler olsun. Bir işim var. Başımı sokabileceğim bir evim var. Eşim, kızım. Şükürler olsun.

Görüyorum pazara gittiğimde. Sizin elmalarınız gerçekten çok güzel ve kırmızı. Ama hayır, elma almıyorum ben o günden beri.