
Son iki yüz yılda dört büyük saldırıya maruz kaldı Osmanlı toprakları. Tümüne karşı amansız direniş gösterdi. Bunu dünkü yazımda anlatmıştım.
Şimdi bunlara bakalım
İngiltere, Hollanda, Protekiz, İspanya, Fransa, Rusya sömürge dönemlerinden itibaren işgal ettiği her ülkede, çok sayıda kilise, okul ve hastane açtı. Buradan büyük bir Hıristiyanlaştırma çalışması yaptı.
Osmanlı topraklarındaki Hristiyan tebaanın dini haklarını korumak adına yoğun baskı yapmaya başladı. Bu konuyu sürekli gündemde tutuldu. Ruslar Ortodoks, Almanlar, Fransızlar ve İngilizler de Katolik ve Protestanların dini haklarını bahane ederek iç işlerimize karıştı.
.
Böylece Balkanlardaki isyanların temellerinden biri atılmış oldu, farklı dinleri Osmanlıdan kopardılar. Tanzimat, Meşrutiyet ve Lozan metinlerinde, dini azınlıklar hep ilk sırada yer adlı. Oysa 400 yıl boyunca hiçbir Osmanlı tebaası dini özgürlüklerinden dolayı şikayet etmemişti.
Batının en çok kullandığı propaganda modellerinden biri etnik ayrımcılık üzerine olmuştur. Balkanlarda dini ayrımcılığa başat olarak milliyetçiliği de körüklediler.
Rusya da Doğuda Ermeni ve Kürtleri bu konuda tahrik etti.
İngilizlerin en yoğun yaptığı propagandalardan biri Arap milliyetçiliği üzerindedir. Lawrence bu konuda en iyi örnektir.
Unutmayın milliyetçilik insanoğlunun en hızlı kabaran duygusudur.
Dinleri ve milliyetleri Osmanlıdan koparan Batı bununla da kalmadı.
Bunun en iyi örneklerinden biri Suudi Arabistan'daki Vahhabi mezhebi ve İran/Irak bölgesinde yaygın olan Şiiliğin tahrik edilmesidir. İttihadı İslam söylemine karşı, bu propaganda geliştirildi ve etkili oldu.
Bu modele uygun tarihi bir örnek “İslamcılık” kelimesinin doğuşu üzerinedir.
1870-81 yılları arasında İngilizlerin Mısır ve Kıbrıs'ı, Fransızların Cezayir ve Tunus'u, Rusların da Kırım ve Kafkas bölgesini işgal edilmesine karşı Osmanlı milletleri büyük direniş gösterdiler. Osmanlı aydınları “İttihadı İslam” adı verdikleri savunma hattıyla işgale direniyorlardı.
Osmanlı topraklarında vatan savunması yapan Müslüman milletlerine karşı, Batılı aydınlar ve siyasetçiler karşı harekete geçti. Ülkelerini korumak için direnen bu Müslümanları, “Panislamist” olarak tanımladılar (tıpkı yayılma eğilimi gösteren Ruslara karşı 'Panslavizm' kavramı gibi).
Propagandanın amacı vatan savunması yapan bu insanları, Müslüman ana kitlelerinden başka isimler takarak koparmak, yabancılaştırmak ve toplumdan enterne etmektir. Daha sonraları 'İslamist/İslamcılık' kavramı Abdülhamit başta, Batı işgaline ve saldırılarına karşı direnen herkesi, 'aşırı dinci, aşırı uç' göstermek için kullanılmıştır.
Osmanlı aydınları (Babanzade Ahmet Naim gibi) bu kavrama ve anlamına itiraz etmiş ve Müslüman kavramından başka kavram kullanılmamasını istemiştir. (Prof. İsmail Kara-Türkiye'de İslamclık Düşüncesi/1 Sf. 34)
Dinleri, milletleri, mezhepleri ve inançları ayrıştıran Avrupa, son yüz yılda demokrasi ve insan haklarını bir koz olarak kullandı.
Batı daha sonra işgal etmek istediği tüm ülkelerde, diktatörlük, hukuk, demokrasi, insan hakları ve çevre kavramlarını koz olarak kullandı. Batı medyası bu siyasi propagandanın gönüllü tetikçiliğini yaptı.
Tüm işgaller öncesinin bir propaganda modeli vardır. Hep suçlayıcı ve sizi savunmaya itmeyi amaçlar
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.