YazarlarSavunma sanayii ve tam bağımsızlığa giden yol

Savunma sanayii ve tam bağımsızlığa giden yol

Mehmet Acet
MehmetAcetGazete Yazarı
''Hava Savunma Sistemi konusunda Türkiye çıplak durumda. Acele etmemiz lazım.”

Bu cümleyi, aylar önce bir sohbet sırasında üst düzey bir askeri yetkilinin ağzından işitmiştim.

Cümlenin devamı da şöyle gelmişti:

“2025'e kadar sağlam durursak, bizi tökezletmezlerse önümüz açık.”

Bu konuları biraz açalım…

Yerli silahlar, yerli tanklar, yerli helikopterler, yerli taarruz uçağı projeleri, yerli savaş gemileri…

Toplum önünde yaptığımız yayınlarda, yazılarda, ne zaman bu konuları işlesek, bir dalgalanma oluyor, herkes dikkat kesilip bu meseleleri can kulağıyla dinlemeye başlıyor.

Dün sabah Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ile bu konuları uzun uzadıya konuşma fırsatı bulduk.

Fikri bey, sağ olsun, bir saati Başkent Kulisi programı için, iki saati de Kanal 7 yönetimi ile kahvaltılı buluşma olmak üzere üç saatini bize ayırmış oldu.

S-400'LER, BATIDAN YÜKSELEN İTİRAZ SESLERİ

Savunma Bakanı'nın sözleri ile, yukarıda atıf yaptığım askeri yetkilinin aylar önce dile getirdikleri birbirini tamamlıyor.

Türkiye'nin Hava Savunma Sistemi'ni acilen güçlendirmesi gerekiyor.

Rusya'dan S-400 Füzelerinin satın alınması fikri, zaten bu ihtiyaca binaen gelişti.

Dün sabah Işık'a yönelttiğim “Neden S-400?” Sorusuna aldığım cevap şöyle oldu:

“Çünkü buna şu anda ihtiyacımız var.”

Bir de, yerli imkanlarla yürütülen Uzun Menzilli Füze projesi var.

Ama o konu da henüz yolun başındayız.

Savunma Bakanı'nın ifadesiyle, orta ve uzun menzilli Hava Savunma Sistemi'ni yerli imkanlarla yapmak için harekete geçtik. 5 ile 7 yıl içerisinde bu işi tamamlamayı hedefliyoruz.”

Yerli üretim füzeler geliştirilinceye kadar hazır bir sistemi alıp uygun yerlere yerleştirmek.

Hedef bu.

Bunun için iki şart aranıyor.

1-Fiyatta uygunluk

2-Füzelerle birlikte teknoloji transferi

Savunma Bakanı'nın “Ruslarla görüşmelerde nihai aşamadayız” sözlerinden de anlıyoruz ki, Ruslar, bu iki konuda da Türkiye'nin taleplerine uygun bir zeminde hareket ediyor.

Sorunumuz Batı ile, NATO ile…

Daha önce aynı çalışmalar Çin'le yapılmış, kıyameti koparmışlardı.

Şimdi aynı durum Rusya için geçerli.

Sözün burasında yine Savunma Bakanı'nın dediklerine kulak vermek lazım:

“Türkiye'nin hava savunma sistemlerine ihtiyacı var. Türkiye'nin önceliği NATO'ya entegre olabilecek hava sistemleri olur. Türkiye bununla ilgili ciddi bir çalışma yaptı ama NATO üyesi olup bu silaha sahip ülkeler hem çok yüksek fiyat verdi, hem teknoloji paylaşımı yapmadı. Sonra da Türkiye başka yere yönlenince kıyameti kopardılar. Bu kabul edilemez.”

Vaziyet aynen böyle.

“Peki neden?” diye soracaksak çok basit bir cevabı var bunun.

Türkiye, askeri kapasitesini bu tür adımlarla büyütmeye devam ederse, kendi ayakları üzerine daha sağlam basmaya devam edecek, 'muhtaç olma' pozisyonundan çıkmış olacak.

Bir başka deyişle, Soğuk Savaş döneminden tevarüs edilen “bağımlılık ilişkisi” bozulacak.

Demem o ki;

Orta-uzun menzilli Hava Savunma Füzeleri için kısa vadede Ruslarla yürütülen müzakerelerin, artı, yerli ve milli Füze üretme programlarının gidişatını böyle bir çerçeve ile değerlendirip takip edersek, Türkiye'nin, içinden geçtiğimiz süreçte karşı karşıya olduğu birçok sıkıntının anlamlandırılması da daha kolay olacaktır.

SAVUNMA SANAYİİNDE YERLİ ÜRETİM HEDEFLERİ

Fikri Bey'den Savunma Sanayii alanında kat edilen mesafe ve bundan sonraki hedefler konusunda da bilgiler aldık.

2002'de Savunma Sanayii'nde yerli üretim oranı TSK'nın ihtiyaçlarını ancak yüzde 24 oranında karşılıyor idi.

Aslında, nasıl ekonomide birkaç milyar için IMF kapılarında nöbet tutuyor idiysek, silah ihtiyacı konusunda da benzer bir durum söz konusu idi.

Yüzde 76 dışa bağımlı olduğumuz gibi, yerli üretimin kalitesi de “Kendi tüfeğini yapamayacak” düzeyde kalitesiz idi.

Şimdi Savunma Sanayii'nde yerlilik oranı yüzde 60'ları bulmuş durumda.

Yeni hedef, bu oranı yüzde 80'lere çıkarmak.

Şu 7-8 yıl içerisinde “tökezletmezlerse”, bu programlar başarılı olursa, ülkenin esas o zaman önü açılacak.

16 Nisan sonuçlarının ne getirip ne götüreceği meselesine bir de böyle bir yerlerden bakmak doğru olacaktır.