Fakat işler, söz konusu çatışmasızlık bölgeleri kapsamında olan
ne geldiğinde basit bir kazanan-kaybeden denkleminin ötesine geçiyor. İdlib’deki Nusra varlığına karşı Rus-Türk askerlerinin ortak hareket etmesinin dahi olası olduğu söylendi. Türkiye bunu yaparsa, acı ama gerçek, rejimle savaşan Suriyeli muhaliflerin en azından (Nusra ile hareket etmeyi tercih eden) bir kısmına silah doğrultmuş olacak. Müdahale edenin ABD olması ihtimaliyse PKK’nın koridor hayallerini tekrar semirtecek. Rusya’nın rejimle gerçekleştireceği bir operasyonsa her ne kadar masada anlaşmalar yapılıyor olsa da güven vermiyor. Hatırlayalım, PKK’nın
’ten çıktığı açıklamasını Ruslar yapmış, ama bu gerçekte olmamıştı. Yine aynı şekilde
’de ‘yapmıyoruz’ dedikleri halde
’yı silahlandırdıkları Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilmişti. Hal buyken, yani ABD’nin desteklediği PKK’ya karşı Esad’ın arkasındaki Rusya ile çalışırken, Ruslar’ın PKK’ya nasıl kol kanat gerdiğini unutmamalı. İran’ın tavrını Rusya’dan farklı görenlerse, bu güne kadar
’nin kaç kere
’i ziyaret ettiğini hatırlamalı. Rejiminse daha en başta Suriye’nin kuzeyiniPKK’ya nasıl beleşe bıraktığını, bugün bu noktada gelen süreci öyle başlattığını ise akıldan çıkarmamalı. Suriye resmi haber ajansı SANA’da da yer alan ve Hatay’ı Suriye’ye dahil eden haritaları sadece provokasyon sayıp geçmemeli.