https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar İçimizden geçenler

İçimizden geçenler

Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu Gazete Yazarı

İçinizden neler geçip gidiyor? Hadi itiraf edin, kendi sırrınızı kendinize açıklayın.

Bazen öyle şeyler duyar, öyle şeyler düşünüp-kurarsınız ki; bunlar insana şaşkınlık, utanç, hicap, korku, dehşet verir.

“Ulan ben nasıl bir alçak olmalıyım ki; böyle şeyler kuruyor ve duyuyorum” dersiniz.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
İçimizden geçenler
Haber Merkezi 22 Mayıs 2017, Pazartesi Yeni Şafak
İçinizden neler geçip gidiyor? Hadi itiraf edin, kendi sırrınızı kendinize açıklayın.
Bazen öyle şeyler duyar, öyle şeyler düşünüp-kurarsınız ki; bunlar insana şaşkınlık, utanç, hicap, korku, dehşet verir.


Yine de ne mutlu size!

İçinizdeki dokuz başlı ejderha, yani o bitmez-tükenmez ihtirası ile sağa-sola saldıran nefis size bunları fısıldamakta ve siz bunun farkında olmaktasınız.

Kendinizle hesaplaşabiliyorsunuz.

Henüz yıkılmadınız; hesap soruyor ve hesap veriyorsunuz. Kalbiniz, aklınız, vicdanınız, ahlâkınız, imanınız, görgünüz, bilginiz hâlâ ayakta. Bütün bu saldırılara göğüs geriyor, sabrediyor.

Ne mutlu size.

Siz doğruyla eğriyi, haklıyla haksızı, güzelle çirkini ayırd edebiliyorsunuz.

REKLAM

Hz. Peygamber “Şüphe yok ki din samimiyettir” buyurdu.

“Kime karşı, ey Allah’ın Resulü?” diye sordular. Hz. Peygamber: “Allah’a, Resulüne, Kitabına, Müslümanların liderlerine ve tüm Müslümanlara” diye açıkladı.

Samimiyet! İşte her işin başı.

Enes (r.a.)’dan rivayet ediliyor.

“Dedik ki;

Ey Allah’ın Resulü; biz yapmadıkça iyliği emretmeyelim mi?

Uzaklaşmadıkça kötülükten nehyetmeyelim mi?”

Şöyle buyurdu:

Kendiniz yapmasanız bile iyliği emredin, kendiniz tamamen uzak durmasanız bile kötülükten nehyedin.

Lâ ilâhe illallah kelimesini söyleyeni devamlı savunun”

İbn Ömer (r.a.)’dan şu hadis bize ulaşmıştır:

“Haccac’ın hutbesini dinlerken hoşlanmadığım bir sözünü işittim. Hemen ona itiraz edip değiştirmesini istedim. Ancak Allah Resulü’nün şu sözünü hatırlayınca vazgeçtim.

– Bir müminin kendisini alçaltması yakışık almaz.

REKLAM

Dedim ki; Ey Allah’ın Resulü, kendi nefsini alçaltmak nasıl olur?

Şöyle buyurdu:

– Altından kalkamayacağı belaya kendini maruz bırakmakla.”

Evet, arzu arslanları içimizde cirit atıyor. Pek belli etmiyoruz ama nefsimizi okşayan her mevki ve makama, her menfaata, her zevke ve hazza, her üstünlük unsuruna ağzımız sulanarak bakıyoruz. Çoğu kez “İstemiyorum ama yan cebime koyabilirsiniz” diyoruz.

Dünya nimetlerine karşı gûya bîganeyiz, gûya alçak gönüllüyüz, gûya “ben istemem ona verin, o daha ehildir, ona daha çok yakışır” diyoruz ama, kıskançlıktan da çatlıyoruz.

Sadelik ve basitliğin en yüce makam olduğunu dilimizdeki şu sade sözler ne güzel anlatıyor:

İçi, dışı, temiz olmak

Özü sözüne uymak

REKLAM

Ne yazık ki bu sözler “eski dünya”da kaldı.

“Yeni dünya” aldatmak ve aldanmak üzerine kuruldu. Hakikatın önüne milyonlarca perde gerildi. Varsın gerilsin bu bizi korkutmuyor.

Bizi korkutan kalbin sesini ve aklın aydınlığını kaybetmektedir.

O zaman içimizden geçen “arzu tramvayı” hangi istasyonda durursa gözlerimiz kaymış, ağzımız yayılmış orada ineriz.

Ne diyelim: “Allah kurtarsın”...