Son dönem “moda” isimleriyle analım; Birleşik Krallık ve Birleşik Devletler arasında stratejik kırgınlık yaşanamayacağına ilişkin kabullerin, ‘kırıklar’ olduğuna ilişkin karinelere evrilmesi çok önemli...

Hele bu bilginin basına sızdırılmış olması başlıbaşına yeni bir durum...

Katar’dan sonra sıra kimde?

Haber Merkezi Yeni Şafak

The Guardian’ın haberine göre Başkan Trump, protestoların devam etmesi halinde İngiltere’ye gitmek istemediğini söylemiş. Böylece ziyaretin “ertelendiği” iddiası gündeme geldi. Bu öyle büyüdü ki, İngiltere Başbakanı ziyaretin ötelendiği iddialarını alenen yalanlamak zorunda kaldı. (‘British prime minister denies Trump state visit delayed’, 11/06, AP.)

Özellikle Akıl Odası programında günler öncesinden ABD-İngiltere ilişkisindeki gariplikleri vurguladığımızdan şaşırmadım ama Pazartesi günü kimi haber ve köşelere “hazine bulundu” heyecanında yansıdı durum.

Evet önemli bir bulgu bu ve AB, ABD ve Ortadoğu özelinde ele alınması gereken katmanlı boyutları var.

Fakat başka zaman liste başı olabilecek bu gelişme ikinci sıraya iteklenmek zorunda...

TAHRAN’IN ‘DİĞER AMERİKA’İLE ANLAŞMASI...

Obama İranı’nın Ortadoğu’ya dönüşüyle Batı şirketlerinin ‘Tahran’a hücum’larını anımsayalım.. Dikkat çekici bir tanesi, Amerikan Boeing firmasının Aralık 2016 tarihinde İran’la imzaladığı 16,6 milyar $’lık anlaşmaydı. O günün şartlarında normaldi.

Ancak şimdi, Katar ve Suriye krizlerinin ortasında, kendisine yönelik topyekûn bir kuşatmanın eşiğinde İran, yine ABD/Boeing’le, ilk partisi 30 uçak (3 milyar $), ikinci partisi bir 30 uçak daha olan anlaşma imzaladı. (Iran’s Aseman concludes purchase of 60 Boeing aircrafts’, 10/06, Tehran Times.)

Bu nasıl mümkün olabilir?

İlk bakışta, ‘Amerika’nın istediği zaten bu, Katar’a da aynısını yapıyor. Savaş tehdidi (Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel: Körfez savaşa sürüklenebilir) ve baskıyla ekonomik varlıkları şartlara bağlıyor’ denebilir...

Bu yorum en azından eksik. Günlerdir konuşulan Katar krizini tek kelimeyle izah etmek mümkün; Katar’ı kapitüle etmek. Ama bu ilk aşama. Planın sonraki basamaklarını görebiliyoruz. Türkiye ise o planı akamete uğratma potansiyeline sahip neredeyse tek ülke!

İran’ın ümidi şu; Katar krizinin derin bölgesel sonuçlar üreteceğini gördü ve hemen yavaşladı. Tipik. Fevri davranmayacak. Anlaşma ABD Hazinesi’nin onayını gerektiriyor. Bu da büyük güce sahip küresel grupların Washington’a baskı yapması demek. Trump’a “yeniden büyük Amerika” politikasını da ülke içinden anımsatacak bir durum bu. İran böylece Suud-İsrail hattını esnetmeyi planlıyor.

ABD’NİN İSMİNİ VERMEDİĞİ ÜLKE: TÜRKİYE?

Katar krizi pratiği, ülkenin resmi haber ajansının FETÖ’vari bir eylemle Katar Emiri’nin Suud ve ABD’yi hedef alan açıklamalarını servis etmesiyle başladı. Yalanlandı ve geri çekildi ama çok geçti...

Peki, ABD’nin Katar operasyonunu başlatan “resmi” söylemi?..

Bunu biliyor muyuz, bilenlerimiz anladı mı?..

Ayın 9’unda Başkan Trump önceden hazırlanmış bir metni resmi bir karşılama/basın toplantısında okudu... (‘President Trump holds a joint press conference with the president of Romania’, 09/06, Beyaz Saray resmi sitesi.)

Biz de önemli bölümünü ‘okuyalım’...

“Katar terörü tarih boyunca finanse eden ülke olmuştur. Konferansın ardından (kürenin etrafındaki seansı kastediyor) ülkeler bir araya geldi ve Katar’a karşı koymak için benimle görüştü. Vermemiz gereken bir karar vardı: Kolay yolu mu tercih edeceğiz yoksa zor ama gerekli önlemi mi alacağız? Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, eşsiz komutanlarımız ve askerlerimizle beraber karar verdim. Katar’a, finans desteğini kesmesi için çağrıda bulunma zamanı gelmişti”...

“Diğer ülkelere de teröre verdikleri desteği derhal sona erdirmeleri konusunda çağrıda bulunmak istiyorum. Diğer ülkenin/ülkelerin ismini vermeyeceğim. Sorunu çözemedik ama çözeceğiz”...

“Gerçekten tarihi bir zirveydi. Daha önce böyle bir şey yaşamadık ve belki de yaşayamayacağız. Umarım bu zirve terörün finansını, terörizmi sona erdirir”...

Bu “özellikle hazırlanmış” metinde dikkatimizi çekmesi gerekenler ne?..

“Diğer ülkenin/ülkelerin ismini vermeyeceğim. Sorunu çözemedik ama çözeceğiz”...

Bu “diğer ülke(ler)” kim?

Amerika’nın düşmanlığını alenen gösterdiği tek ülke var o da İran.

Kaldı ki, ABD’nin isim vermekten çekineceği ülke hangisi olabilir?

Eğer bu konuşma, Türkiye’nin Katar’a üs kurma ve askeri birlik  göndermesine bir cevap ise-ki ertesi güne denk geliyor-Ankara ve Washington ilişkileri farklı merhaleye geçer. Öyle mi bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz, dünyanın değişen şartları bu işten kimseyi yara-bere almadan kurtaramaz.

Katar el kadar ülke.. “Küre koalisyonu”nun ambargosu bir gün bile dayanmadı. Bu ambargoyu kıran da Türkiye’dir. 

Trump’ın, “eşsiz komutanlara ve askerlere danıştığı” vurgusundan anlıyoruz ki, ambargo için “güç” kullanmak da düşünülüyor. Katar’daki Amerikan üssünün bu bağlamda ve hatta Doha dengelerinde kullanabileceğini düşünmeliyiz.

Elbette tersini de...

Türk askeri Katar’a girerken ABD askeri çıkabilir.

Kötü senaryo da mümkün; ABD, terörizmle mücadele bahanesiyle Katar’a askeri müdahalede bulunursa veya Suudi-BAE işbirliği Katar’ı istila ederse felaket olur.

Fakat önce Trump’ın Kongre onayını nasıl alacağını görmek isterim.

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.