
Stratejik soruların berbat tarafı şudur; konvansiyonel sorular gibi ‘yorucu’ ve sıkıcı değillerdir ama yanıt aramazlar...
‘Arkadaş’ ararlar...
Bu yüzden, İbrahim Karagül’ün geçtiğimiz perşembe günü ‘Kürdistan referandumu’nun yarattığı tehlike noktasında yönelttiği, haklı ve utandırıcı, “Türkiye’nin suskunluğu neden” sorusunun yanıtı için ikinci soruya ihtiyaç var...
Bir kere, Türk medyası ve entelijansıyasına, özellikle dış politika konusunda ümit bağlayan var ise.. Yandık! Öyle birşey yok.
Çok küçük bir kısmı “görüp, susuyor”. Onlara zaten istediğiniz yaftayı asabilirsiniz, alınmazlar.
Gerisi?
Şamandıra bağlanması gereken bir cümle de; “PKK terör örgütüdür ama” ifadesidir. Bu ‘not’ zaten hedefin Türkiye olduğunu gösteriyor. Türkiye’de bunu tekrarlayan olur ise siz de onu not edebilirsiniz!
Güzel, geldiğimiz nokta şudur; Türk medyası, entelektüelleri, kısmen akademisyenleri susuyor. İsrail ise tarihinde görülmemiş pervasızlıkla Kürdistan konuşuyor!
Peki Ankara konuşuyor mu?
Konuşuyor...
En son, hem Dışişleri’nin hem Cumhurbaşkanlığı’nın cümleleri Ankara’nın başından beri savunduğu çizgiyi kalınlaştırmış durumda.
Ancak bir bekleme hali de var. Bu da hissediliyor.
Türkiye’nin görmek istediği; Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasında BM Genel Kurulu vesilesiyle Amerika’da gerçekleşecek yüzleşme.
Ankara’nın referanduma bakışını veya oyun planını değiştirecek bir içerik beklenmiyor. Ancak, Washington’un, İsrail’in işte bu yaklaşımına, Erbil’in referandum kararına, Suriye’deki koridora ne kadar angaje olunduğu tartılacak.
Kontr-sorular var...
İlginç, hatta bazılarını huzursuz edici sorular değil mi...
Hâlâ Türk dış politikasının nasıl çalıştığına ilişkin fikri olmayanlara, sıradan muhalefet ayarlarıyla hareket edenlere bu işin nasıl yapıldığını örneğiyle gösterelim...
Önce İsrail-DAEŞ ilişkisini ve İsrail için İran’ın nasıl bir ‘saplantı/panik’ nedeni olduğunu tek örnekle geçelim...
İsrail Savunma Bakanı Moshe Yaloon: “Suriye’de İran ve DAEŞ arasında bir seçim yapacak olsam DAEŞ’i seçerim. İran ve DAEŞ’ten biri ile çalışma konusunda tercihte bulunmam istense IŞİD ile çalışmayı seçerim”. (‘Ya’alon: I would prefer Islamic State to Iran in Syria’, 19/01/2016, The Times of İsrael.)
Hatta bazı İsrail Think-Tank’ları, “DAEŞ’in Yıkılması Stratejik Bir Hata” başlığıyla raporlar yayınladılar. (‘The Destruction of Islamic State is a Strategic Mistake’, 02/08, BESA.)
Türkiye ne yaptı biliyor musunuz?
Tek cümleye kadar indirdiğimiz bu gambiti anlamadıkları için, her gün köşe yazılarında Ankara hükümetinin mezarını kazanların suratına ellerindeki kürekle her gün vuruluyor. Ama nafile!
Bu dörtlü barajın çatlaması da zor. Çünkü, ‘Kürdistan’ın ortaya çıkması, eninde sonunda bu ülkelerin zayıflaması anlamına geliyor.
Üstüne; bu baraj şu an BM Güvenlik Konseyi üyesi iki büyük ülke tarafından destekleniyor!
Yani...
Türkiye’nin İran ve Rusya ile yeniden işbirliği içinde olması, İsrail ‘Kürdistan’ının tam üzerine basıyor...
Bitmedi.. Tel Aviv’i de fiskeliyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.