Rus-Türk ittifakının gizli ortağı ABD’dir

04:007/11/2015, Cumartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Nedret Ersanel

Cümledeki ülkelerin yerlerini de zevkinize göre değiştirebilirsiniz.Genel seçim ertesi ortaya çıkan bir mesaj da, 'iç politik patinajları bitirin'dir…Ve dış politikadan bahsetmeye başlıyorsak şimdi söylenmesi gereken bir durum var; Batı tipi diplomaside yıkılmaz öğelerden sayılan “reel politik”, yöntemsel ve temel(li) sayılan sütunlarından birini kaybetmek üzere.Bunun şu an dünyada iki önderi var; 1. Recep Tayyip Erdoğan, 2. Vladimir Putin. Bu iki ismi yan yana koyduk ya, üzerine “mal bulmuş mağribi

Cümledeki ülkelerin yerlerini de zevkinize göre değiştirebilirsiniz.

Genel seçim ertesi ortaya çıkan bir mesaj da, 'iç politik patinajları bitirin'dir…

Ve dış politikadan bahsetmeye başlıyorsak şimdi söylenmesi gereken bir durum var; Batı tipi diplomaside yıkılmaz öğelerden sayılan “reel politik”, yöntemsel ve temel(li) sayılan sütunlarından birini kaybetmek üzere.

Bunun şu an dünyada iki önderi var; 1. Recep Tayyip Erdoğan, 2. Vladimir Putin. Bu iki ismi yan yana koyduk ya, üzerine “mal bulmuş mağribi gibi” atlayacaklarından emin olabilirsiniz. Hele 1 Kasım sonuçlarından sonra, “diktatör” kelimesini bu ikili üzerinden ovalayıp duranlar, iyice gevşeyecektir. Hiç umursamayın. Zaten söylediğimiz, 'o düzenin sonu'. Tam ondan bahsediyoruz; bu iki isim diplomasiye, “kişisel ilişkiler ve ağı”nı getiren iki liderdir.

Açayım; Rusya, Almanya, Çin, Türkiye, Kazakistan, Türkmenistan, Venezuela, Suudi Arabistan hatta İran gibi ülkeler arasında, “liderlikler üzerinden inşa edilen/onarılan/yönlendirilen” diplomasi biçimidir bu. Bölgenin şekillenmesinde önemli roller oynayabiliyor, ülkelerinin çıkarlarını karşılıklı yükseltebiliyorlar. (Bu “network”, özellikle günümüz yerli basınında dış politika yazarlarının yeniden yapılanması noktasında da bir çağrı olmalı!)

Çünkü yerleşik-siz “köhne” anlayınız-diplomasi yazarları ve dış politika okumaları; Cuma günü Hürriyet'in, “Kemal Kılıçdaroğlu: 'AB ikiyüzlü” manşeti ile yanı başındaki, “Kadın Devrimi: Avrupa'nın en büyük gazetelerinden Alman Bild'in yayın yönetmeni Tanit Koch (38) oldu”yu birleştiremezler…

Ki bu devede kulaktır; Volkswagen krizini, Ukrayna çatışmalarını, Suriye mültecilerinin rotasını, Merkel'in seçim öncesi Ankara ziyaretini, Netanyahu'nun bu olaydan sonra Hitler'i aklamasını, Pekin'in Berlin'e para vermesini, bunun Çin'deki 'dizel araba' oranları ile ilgisi ve böylece akıp giden “likit aklı” yakalamalarını bekleyemezsiniz ve hâlâ minik/tek örnek konuşuyoruz.

Şu düşen Rus uçaklarını sorun onlara.. “Dış politika yazarlarının dünyadan ne kadar haberli olduklarını” anlarsınız..

RUSYA-TÜRKİYE: ŞAM'DA ÇÖZÜM BULUNANA KADAR

Bu yüzden, 4 Kasım günü Putin ile Erdoğan arasında gerçekleşen teması, “rutin/protokoler tebrik” telefon görüşmelerinden saymayınız. Değildi. Elbette 1 Kasım'ı kutladı Moskova ama aynı zamanda.. Suriye de konuşuldu.. Düşen Rus uçağı da. ('Telephone conversation with President of Turkey Recep Tayyip Erdogan', 04/11, Rusya Başkanlığı resmi sitesi.)

Moskova ile Ankara arasındaki Suriye yüzünden yaşanan 'hassas dönemin aşılması', artık iki ülke için de 'önceliklidir
'. 1 Kasım, hassasiyetleri aşmayı öncelik haline getirdiyse, bu önceliği ilk sırada tutan yıllardır gelişen politik/enerjik/ekonomik, ağzına kadar dolu bagajlardır.

Bu Şam sorununda “kesin anlaşma” demek değil. Çatışma ihtimallerini yok denecek kadar azaltan bir erteleme” denebilir.

Menzili de hoştur; çözülene kadar!..

Erdoğan ve Putin bu “işbirliği için söz” mutabakatı yolunda sık sık da bir araya gelecekler; malum, 15-16 Kasım'da zaten Antalya'da G-20 zirvesi var. O cepte. Ardından Aralık ayında, “Türkiye-Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi” toplantısı için ziyaret sırası Cumhurbaşkanı Erdoğan'da. Yani dar zamanda en üst seviyede temaslar yaşandı, yaşanacak.

Kremlin için
Ankara'nın kaygıları ve gücü
belli;
1.
Ankara' Esad'ın gitmesi fikrine asılmaya devam edecek,
2.
Rus askerlerinin Suriye'deki varlığından huzursuz ve
3.
Suriyeli Kürtler ne olacak ve Ruslarla ilişkileri nedir merakı. Rusya'nın Suriye dosyasındaki Ankara bölümünde bunlar yazıyor.

Yalnız bir de son satırı var o bölümün; “
Suriye'de nasıl ve hangi yönde bir süreç gelişirse gelişsin, Türkiye'nin hepsini bozma noktasındaki benzersiz potansiyeli”!

Ankara'nın elinde geniş coğrafyalı başka planlar da var ama hiç girmeyelim.. İhtiyaç da kalmayacak çünkü Şam'da 6 aylık geçiş sürecine herkesin kafası yatmış görünüyor. Suriye'nin bütünlüğü, seçim yöntemi ve Birleşmiş Milletler'in izlediği bir ateşkes noktasında uzlaşı da olursa, tadından yenmez. “Suriye barış süreci”nin son aşaması da “ülkenin yeniden yapılması” demek, onu da unutmayalım!

AMERİKAN ESNEMESİ

Hasılı, Rusya ve Türkiye arasında Suriye üzerinde ve sürekli gelişen bir ortaklık var. Siz günlük 'gel-git'lere ve günlük haberlere kapılmayın. Hem yorulursunuz hem yönünüzü kaybedersiniz.

Gelelim gizli ortağa… 1 Kasım'a kadar ABD'nin bile alenen söyle(ye)mediğini biz yazalım;
Putin ile Erdoğan arasında her zaman

kendini gösteren samimiyeti 'utangaç yapan' nokta, Çünkü Rusya, ABD'ye rağmen Türkiye ile yakınlaştığı görüntüsü vermekten rahatsızdı.

İşin aslı şu ki; bugün bile Batı 1 Kasım sonuçlarının galibi olarak Erdoğan'ı görüyor ve buna yönelik ağır eleştirilerini devam ettiriyor. Oysa Rusya bunu hiç yapmıyor.

Seçimlerden sonra ise ABD/Batı'nın “veri derlediği, bilgi kıymetlendirdiği”, çoğu
dışarıdan kundaklı ve içeriden beslemeliler
ölmüş bulunuyor.

ABD/Batı basını ile Washington arasında dağlar olacak. Rus-Türk ortaklığının gizli ortağı zaten ABD idi. Sadece uyuyordu..

1 Kasım'da onu da uyandırdınız.

Bu yüzden dört ve beşinci gizli-hem de düşman-ortakları yazma vakti de geliyor…
#türkiye rusya
#putin erdoğan
#Kremlin