
Mayıs ayında Türkiye karışacak!
Koordinatörün hedefi, amelenin gayreti, hainin fitnesi bunun için, şakşakçının hayâli, finansörün umudu bu!
Birisinin planı, diğerinin bombası, ötekinin beddua ve fitnesi, berikinin alkışı, bir diğerinin parası aynı noktaya odaklandı.
Hedef, gayret, dert, hayâl ve umut bir oldu. O birin tek cümlede ifadesi ise bu kadarcık: “Mayıs ayında Türkiye karışacak!”
Tarihin çok az evresinde birbirinden farklı bunca aktör, böylesi bir işbölümü ile bir araya gelebilmiştir.
Koordinatör, kendisindekiyle yarışacak yollara, köprülere, havaalanlarına, askeri güce, ekonomiye sahip bir Türkiye'yi asla istemezken; şakşakçı, bütün bunlar kendi eliyle gerçekleşse varlığından katiyen rahatsız olmayacak.
Hain, İslâm âleminin umudu ve duası olan Türkiye'nin kendisine ait olması durumunda en sahici sancaktarlığına soyunacakken, koordinatörün ekonomiden daha büyük huzursuzluk sebebi işte bu umut ve iddia.
Amele, elindeki bombaları patlatarak çıkaracağı kaosla Anadolu coğrafyasında bir devlet hayâli kurarken; finansörün umudu, kaostan uzak, istikrarlı ama iktidarına söz dinletebildiği bir Türkiye.
Menfaatleri birbiriyle bu kadar çelişen bu namussuz ortakların Türkiye'yi karıştırma hedeflerinin bir de gönüllü figüranları var. Her birinin bu oyuna figüran yazılma sebebi diğerinden farklı: “İkbâl hevesi, intikam sevdası, adanmışlık duygusu, gelecek kaygısı, miras at gözlüğü, kör taassub, genetik budalalık…” Ne ararsan var.
Bütün aktör ve figüranlar, gözlerini bu Mayıs'a dikmiş bekliyorlar.
Ne yapıp edip Türkiye'yi karıştıracaklar. Hedef bu.
Nasıl yapacaklar?
Yumuşak karnı çok olan bir ülkede, kaşıyacak yarası gün be gün artan bir zeminde, en olmayacak şeylerin dahi sıradanlaştığı bir zamanda bahane bulmak hiç de zor değil. Türk-Kürt meselesi, olmadı Alevî-Sünnî davası… Tutmadı, saray-diktatör zırvası... Hiç birinden ses gelmedi diyelim; ağaçtan çiçeğe, kuştan böceğe ya bir sebep çıkar yâhut çıkarılır nasıl olsa, dert değil.
Neden Mayıs diye bir soru geliyor akla. Bilmiyorum. Saygılarından değilse de, milleti sokağa dökemeyiz kaygılarından Ramazan'da yapamazlar bu işi. Temmuz- Ağustos figüran bulmak zor, Eylül'e kim öle kim kala… O zaman yaşasın Mayıs! Belki böyledir, belki de şeytanın bile henüz bilmediği bir başka sebep var.
Benim esas sorum başka:
Başarabilirler mi?
Cevabım kısa ve net:
Hayır, başaramazlar!
Diyeceksiniz ki; nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
Geriye dönüp iki buçuk asırlık serencâma göz atıvermek yetiyor emin olmak için. İçeriden dışarıdan bu devleti yıkmak kastı ile o kadar çok dalavere çevrilmiş ki iki yüz elli senedir, haddi hesabı yok. Ama olmamış, ne yaptılarsa başaramamışlar bir türlü.
Neden başaramamışlar, diyeceksiniz şimdi de.
Hainler çok kabiliyetsiz olduğu için değil, ülkeyi yönetenler hep akıllı olduğu için hiç değil. Yönetenlerin hain olduğu zamanlarda bile başaramamışlar yâhu, daha ne diyeyim.
Hepsinin derdi yıkmak olamaz, demeyin.
Acı olan da bu ya. Bir yıkılırsa; amelenin her canı sıkıldığında kavga edeceği, hainin, elden gidenleri bin bir dalavere ve şantajla geri alabileceği, şakşakçının biraz da biz yönetelim diyeceği, finansörün sözünü dinletebileceği bir devlet kalmayacak ortada. Durum bu kadar vahim, budalalık bunca yaman.
Onlar nasıl yıkarız diye düşünedursunlar; biz, 'niçin Türkiye yıkılmaz'a cevap arayalım birlikte. Gerçi bulacağımız cevapları kabule, koordinatörün imansızlığı, amelenin kalpsizliği, hainin akılsızlığı, şakşakçının nasipsizliği, finansörün kıblesizliği manidir ama olsun.
Filistinli bir annenin, Suriyeli bir çocuğun, Mısırlı bir adamın, Kerküklü bir yiğidin, Hindistanlı bir âlimin duası olduğu için değil sadece; Kosova ovasında Murad Hüvendigar'ın gözyaşlarıyla ettiği, ilk ikisi kabul edilmiş duanın üçüncüsü olduğu için Türkiye yıkılmaz.
Mevlânâ'ları, Yûnus'ları, Aziz Mahmud Hüdâî'leri, Hacı Bayram Velî'leri, Seyyid Abdulhakim Hüseynî'leri değil sadece; bütün bu zevât-ı kiramın kendisine ümmet olmakla şeref bulduğu Habîb-i Ekrem'in (s.a.s) mübarek emanetlerini sinesinde saklamaya devam ettiği için Türkiye yıkılmaz.
O mukaddes emanetleri alıp gelişindeki tevazu ile zirveleşen Yavuz Sultan Selim Hân'ın hilafeti, hâkim olmak değil hâdim olmak diye tasvir eden asaleti aşkına değil sadece; liyakatten değil lütuftan doğan bir hikmet ile meclisinin şahs-ı mânevisinde o hilafetin hâlâ mündemiç bulunuşu hatırına Türkiye yıkılmaz.
Er-Rahman'ın yüzlerini bu ülkeye dönüp son bir ümitle dua eden mazlumlara duyduğu muhabbet sebebiyle değil sadece; El-Kahhar'ın o ümmete zulmeden zâlimlere beslediği adâvet hatırına Türkiye yıkılmaz.
Düşmanları kul, dostu Allah; Türkiye yıkılmaz.
Bu ülkeyi sevmeyi iman bilenlerin yanaklarından süzülen her bir damla ebâbil kanatlı bir ah; Türkiye yıkılmaz.
Lâ gâlibe illallah, Türkiye yıkılmaz!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.