‘Beyaz’ ve ‘siyah’ darbe arasında

Süleyman Seyfi Öğün
Süleyman Seyfi ÖğünYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 21/07/2016, Perşembe • Yeni Şafak Haber Merkezi
‘Beyaz’ ve ‘siyah’ darbe arasında

Yaşadığımız darbe girişimini “toplumsal-siyâsal” bir blok direnci ile durdurmuş vaziyetteyiz. Buna şükretmek lâzım. Ama zaman içinde; en azından kısa ve orta vâdede yeni dalgalarla karşılaşırsak şaşırmamamız gerekiyor. Bu yeni dalgaları karşılayabilmek için ilk ve en mühim dalgayı karşılayan direncin içinde yatan riskleri akılcı bir şekilde değerlendirmek gerekiyor.



Tablodaki krizi iyi okumak zorundayız. Önce “toplumsal” direnci gözden geçirmeliyiz. Bu direnç elyevm meydan ve sokaklara hâkim durumda. Bu, Türkiye'deki kurumsal iflâsın göstergesi. Kurumsal krizin doğurduğu boşluğu toplumsal güçler doldurmuş vaziyette. Bir açıdan bakıldığında bu gelişme kaçınılmazdır. En azından kurumsal toparlanma sağlanıncaya kadar toplumsal güçlerin doğrudan kamusal alanlara el koyması işin tabiatının gereğidir. Mısır tecrübesi herhangi bir geri çekilmenin doğurabileceği zaafları öğretiyor. Ama şimdi dikkât edelim: Süreci aşındırmak isteyen çevreler, bu el koymanın “aşırılık” haberlerini yayıyor. Camilerde okunan ezanlar ve salâlardan şikâyet etmeler; askerlerin linç edildiği, IŞİDvâri metodlarla boğazlarının kesildiği, isyancıların köprüden atıldığı meâlindeki sahte haberler yayılıyor. Muhtemel ikinci dalgada, kirli yapılar kendilerini durduran toplumsal gücü kendi leyhlerine kullanmak isteyebilecektir. Hayli az sayıdaki nesnel siyaset bilimi gerçeklerinden birisi, kitlenin kendi içinde bir kırılganlığına dikkât çekiyor. “Haydi evlerinize” demek lüksüne sâhip değilsek, süreci yönetmek zorundayız. Bu da kitleye hâkim olmak adına etkili ve güçlü bir “sivil koordinasyon ağı “kurmayı gerektiriyor. Muhtemel kışkırtmaların önüne geçebilmek için bu çok şart ve âcil. Eğer bu yapılmazsa elyevm sağlanmış olan moral üstünlük bir çırpıda kaybedilebilir.



Direncin ikinci ayağında ise sağlanmış olan “siyâsal “ direnç bloğu var. Gerçekten de bütün siyâsal partiler darbe karşıtı bir çizgide buluşmaya muvaffak oldular. Ama gerçekçi bir gözle bakıldığında MHP hâriç diğer desteklerin kritik değerini teslim etmekle birlikte bunun içerilerde bir yerlerde kırılgan olduğunu görmek zorundayız. Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Baluken'in konuşmalarında kulağımı tırmalayan bâzı ifâdelerin bulunduğunu söylemeliyim. Sayın Kılıçdaroğlu konuşmasında süreci durduran gücün parlamento olduğunu, dolayısıyla parlamenter sistemden asla vazgeçilmemesi gerektiğini ifâde etti. Bir bakıma siyâsal hesaplarını dillendirdi. Ne gerek vardı ki? Sayın Baluken de lâfı hiç gerek yokken Cizre ve Sur'a getirdi. Yeri ve zamanı mıydı? Satır aralarından şunu okuduğum bu siyâsal bloklaşmanın o kadar da güvenilir olmadığını hissettim. Unutmamak lâzım ki, bugün 15 Temmuz darbesine karşı çıkmanın sâikler dünyâsı hayli karmaşık. Eğer darbeyi kirli yapı değil de başka bir yapı yönetseydi ne yaparlardı acaba? Bâzılarının zihinlerinde “beyaz” ve “siyah” darbe ayırımı olduğunu seziyorum. Bunların gerçek eğilimlerini “edebî celebrity”nin attığı “cin fikirli” tweetlerden çıkarabiliyoruz. “Mâdem ki darbe 16:00 da deşifre oldu, neden filânca oradaydı, feşmekân buradaydı?” gibi sorgulamalar, “Yok canım, bu bir tiyatro” gibi yazanlara yazıklar olsun. Bu söylemlerde çekilen gizli bir “ah” nidâsı duyuyorum; “Ah bu darbe neden beyazından olmadı” gibisinden bir nidâ….



AK Parti saflarına baktığım zaman düşündürücü bir başka tabloyu gördüm. Aşındırma denemeleri burada zâten hayli zamandır sürüyor. Sayın Gül ve Davutoğlu'ya yönelik kampanyaları kastediyorum. Sayın Gül'ü “cemaatçi”, Sayın Davutoğlu'yu gizli komplolarla suçlayanlar, her ikisinin de derin bir sağlamadan geçen namuslu duruşları karşısında ne düşünüyor acaba? Sayın Erdoğan'a sâhip çıkmak onu yalnızlaştırmak mıdır?



Sürecin öğrettiği ve daha da öğreteceği çok şey var. Türkiye son 15 senede derin bir “toplumsal”, etkili bir “ekonomik” ve “siyâsal” dönüşüm geçirdi. Ne yazık ki bunun kurumsal bir karşılığı olmadı. Bu bâdireli günler atlatıldıktan sonra Türkiye yüz yüze kaldığı kurumsal dönüşüm zorunluluğunu da başaracaktır. Yeter ki yaşadığımız bu ağır süreçten çıkarılması gereken dersler çıkarılmış olsun..


Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026