YazarlarSiz bunu spor yazısı diye okurken

Siz bunu spor yazısı diye okurken

Yaşar Taşkın Koç
YaşarTaşkın KoçGazete Yazarı

Çok uzun yılları hepimiz gazetelerin pazar ama genelde de pazartesi günkü spor sayfasını merakla bekleyerek geçirdik. Maçlar oynanırdı, hele derbi denilen dört büyüklerin maçları sonrasında neler olup bittiğini ancak gazetelerden, bir iki siyah beyaz fotoğraftan, usta kalemlerin yorumlarından, yıldız tablosundan anlamaya çalışırdık. Radyoda dinlediğimiz gibi miydi acaba yaşananlar? Gerçekten galip olan hak etmiş miydi? O kavga niye çıkmıştı ve hakem haklı mıydı atarken oyuncuyu? Lig maçlarını canlı veren TRT’nin yayını da yeterli olmazdı bazen. Pozisyon penaltı mı ofsayt mı dirsek var mı gerçekten… anlamak zordu.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yaşar Taşkın Koç : Siz bunu spor yazısı diye okurken
Haber Merkezi22 Eylül 2017, CumaYeni Şafak
Siz bunu spor yazısı diye okurken yazısının sesli anlatımı ve tüm Yaşar Taşkın Koç yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Şimdi, bir topun çizgiyi geçip geçmediğini milimetrik hesaplayan, ofsayt mı değil mi, bileğe kasti darbe var mı yok mu, hakeme söylenen sözün dudak okumasına kadar gizli saklı kapaklı kalabilecek hiçbir şey yok.

Kimse pazar veya pazartesi gazetesini ayrı bir heyecanla beklemiyor bu yüzden. Usta kalemlerin yazdıklarını ölçüp biçecek, onlara itiraz edecek veya alkışlayacak kadar görüntü izliyor ilgilenen herkes. İnternet başta, teknolojideki gelişme acımasızca “gerçeği” herkesin ortak malı yaptı çoktandır.

A ustanın penaltı değerlendirmesi yaptığı köşe yazısına muhtaç değil kimse. B’nin bir maçtaki aynı pozisyon için diğer bir maçı tutmayan artistik yorumlarına da kimse kanmıyor artık. Kim ne yazacak ne yorumlayacaksa herkesin onlar kadar bilgisi var. Hatta tekrarlar, internetteki binlerce video yanında kare kare dondurularak elde edilmiş yüzlerce fotoğrafla herkes “oynanan oyunu” görüyor.

Eskiden iyiymiş hayat meğer. Yanlış kartlar verilse, açık açık bir takım lehine taraf tutsa hakem, gözlemci yüksek puanlar dağıtsa, maçı izlemeden yazısını yollasa skora göre yaşlı yorumcu, canının istediği gibi sallasa spor sayfası editörü, fotoğrafları kafasına göre seçse fotoğraf sorumlusu ertesi gün ne olup bittiğini anlayacak itiraz edecek maçı stadyumda izlemiş insanlar dışında gerçeğin bu olmadığını söyleyecek kimse olamazdı.

İtirazın da bir hükmü olmazdı. Çok uzun yıllar da olmadı zaten…

Şimdi benim için asıl şaşırtıcı olan o devirlerin geçmiş olduğu gerçeğine rağmen yöneticisi hakemi yorumcusu editörüyle hala nasıl olup da eski yöntemlerle durumu idare etmeye çalışıyor olmaları. Pazartesi siyah beyaz bir fotoğrafta, okla işaret edilen şutun eğrisiyle falan insanlar golleri anlamaya çalışmıyor. Açıyorsunuz herhangi bir bilgisayarı hatta cep telefonunuzu ve dünyanın neresinde kim hangi golü nasıl atmış ya da atamamış izleyebiliyorsunuz. İstediğiniz kadar ve birden fazla açıyla üstelik.

Peki sadece futbol maçlarının sonunda olup biten çıplak gerçeği mi toplumun tamamının hizmetine sunmuş oldu yeni teknolojiler?

Tabii ki hayır. Şimdi her konuda her yerde her zamanda her şey yazılı ama asıl görüntülü olarak gözlerimizin önünde, hizmetimizde.

Hatta tersi bir durumdan bahsetmek mümkün; bir görsel bombardıman altında gerçeği ıskalama tehlikesi… Bir maçta bir hakem katliamını haklı göstermek için yaptığı ters hataları çoğaltarak asıl gerçeği perdelemenin çok da zor olmadığı örnekler de yaşanıyor sık sık tecrübe ettiğimiz gibi.

Ama yine de kötü baskılı karton kapağını korumaktan çok esasen ‘sakıncalı’ diye gazete kağıdıyla kaplanmış kitaplardan ne ararsanız internette tıpkı basım olarak hizmetinizde olduğu gibi dikkatli ve titiz bir araştırmayla haklıyı haksızı ayırmak, gerçeğe, size sunulan seçenekler içinden, kendi bakış açınızla gerçeğe ulaşmak o kadar, eskisi kadar hiç de zor değil.

Bütün bu gelişmeleri yok sayıp eski alışkanlıklarıyla hayata devam etmek isteyenler, uzmanlar, hakemler, yorumcular, yayıncılar, taraftarlar ne yapacak peki?

Sadece onlar mı? Tabii ki hayır. Eğitim kültür sanat politika din ideoloji bilim teknoloji felsefe sosyoloji tarım doğa çevre şehircilik savaş dış politika enerji… hangi alana isterseniz uyarlayın olup biteni ve olacak olanı.

Gerçeği eğip bükmek için güç kullanmaktan başka yol kalmıyor git gide ve güç kullanmanın da gerçekle yüzleşmek gibi bir finali oluyor hep.