Siyonist İsrail, Gazze’deki Filistinlileri öldürmeye devam ederken bu zulmün gerçekleri film sahnelerine taşınmaya başlandı. Sinema dünyasının en köklü organizasyonlarından olan Uluslararası Venedik Film Festivali'nin büyük ödülü "Altın Aslan" için yarışan filmlerden "The Voice of Hind Rajab’ın ("Hind Receb'in Sesi") dünya prömiyeri yapıldı. Basın toplantısının başında, filmin Tunuslu yönetmeni Kaouther Ben Hania, oyuncular Saja Kilani, Motaz Malhees, Clara Khoury ve Amer Hlehel, gazeteciler tarafından yaklaşık 23 dakika ayakta alkışlandı.
KİMSE HUZUR İÇİNDE YAŞAYAMAZ
Oyunculardan Kilani, tüm film ekibi adına açıklamalarda bulunarak zalim İsrail'in Gazze'de devam eden soykırımına ağır tepki gösterdi. Sözlerine “Yetmedi mi?” sorusuyla başlayan Kilani, “Toplu katliamlar, açlık, insanlıktan çıkarma, yıkım, süregelen işgal yeter artık. Hind'in sesi, son iki yılda öldürülen on binlerce çocuktan biri. Yaşama, hayal kurma, onurlu bir şekilde var olma hakkına sahip her kızın ve her oğulun sesi ve tüm bunlar, gözlerini kırpmadan çalınıyor. Her sayının ardında, asla anlatılamayan bir hikâye var. Hikayesi, ağlayan bir çocuğun hikayesi. Tek bir çocuk bile hayatta kalmak için yalvarmaya zorlandığında kimse huzur içinde yaşayamaz" değerlendirmesini yaptı.
SİNEMA EMPATİYİ ATEŞLEYEBİLECEK
Filmin yönetmeni Kaouther Ben Hania, Gazze ile ilgili haberlerin basında yer aldığını ancak sinemanın daha farklı bir rolü olduğunu dile getirdi. Ben Hania, sinemanın güçsüz insanlara bir yüz ve ses verebileceğine, empati denilen bu değerli duyguyu ateşleyebileceğine inandığını kaydederek “'Hind Receb'in Sesi' benim için özellikle önemliydi çünkü Hind Receb'in sesini duyduğumda, bunun sadece onun sesi değil, tüm Gazze'nin sesi olduğunu fark ettim" dedi. Brad Pitt, Joaquin Phoenix ve Rooney Mara gibi isimlerin filmlerine destek vermesinin, katil İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Hollywood'daki "kültür savaşını kaybettiği" anlamına gelip gelmediği sorusuna, Ben Hania, bu isimlerin desteğinden memnuniyet duyduğunu ve bunun "bir şey ifade etmesini umduğunu" vurguladı. Ben Hania, ABD Başkanı Donald Trump'ın gündeme getirdiği Gazze'nin işgal planının sorulması üzerine, "Nerede yaşıyoruz?" diyerek, bu durumu sorguladığını belirtti.
FİLM DEĞİL BİR GÖREVDİ
Filmin oyuncularından Malhee Filistinli olduğunu ve bu yüzden son birkaç yılda olan her şeyi yaşadığına dikkat çekerek “Bu benim için bir film değil, yaşadığım bir hayat" ifadelerini kullandı. Oyunculardan Hlehel ise filmle ilgili şunları söyledi: “Bir oyuncu olarak, genellikle materyali nasıl dönüştüreceğinizi ve ekranda inandırıcı ve ilişkilendirilebilir hale getirmek için onu kendinize ait kılacağınızı düşünürsünüz. Ancak 'Hind Receb'in Sesi' böyle özel bir süreç gerektirmiyordu. Hikâye zaten bir buçuk yıldır içimizdeydi. Bu bir film değildi, bir görevdi." Aktris Khoury de bir sanatçı olarak bu hikâyeyi anlatmanın kendisinin bir görevi ve sorumluluğu olduğunu hissettiğini dile getirdi. Ödüllü aktör Joaquin Phoenix, festivale film ekibiyle beraber gelerek destek verdi.
ORİJİNAL SES KAYITLARI KULLANILDI
Tunuslu yönetmen Ben Hania'nın yazıp yönettiği "Hind Receb'in Sesi" filmi, İsrail ordusunun, Gazze'ye 29 Ocak 2024'te düzenlediği saldırı sırasında, Receb ile acil durum çağrısı alan ve ona ambulans gönderebilmek için onu hayatta tutmaya çalışan Filistin Kızılayı gönüllüleri arasındaki görüşmelerin orijinal ses kayıtlarını kullanıyor. 5 yaşındaki Receb ve ailesinin aracı, zalim İsrail güçlerinin, 29 Ocak 2024'te Gazze'de işlediği katliamlar ve işgal nedeniyle güvenli bir alan kalmayan şehirde sığınacak yer ararken vurulmuştu. Saldırı nedeniyle, araçtaki 5 akrabası öldürülen Receb, telefonla ulaşan Filistin Kızılay'ı yetkililerine "Hepsi öldü, gelin alın beni, burada tek kalmak istemiyorum. Çok korkuyorum, lütfen beni almaları için birini gönderin" diye 3 saat boyunca yalvarmış ancak İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle kurtarılamamıştı. Receb'in hikayesinin anlatıldığı film, sinema otoriteleri tarafından 82. Uluslararası Venedik Film Festivali'nde büyük ödül "Altın Aslan" için yarışan filmler arasında en dokunaklı hikâyeye sahip eser olarak değerlendiriliyor.
Vicdanın sesi soykırımı haykırıyor
İsrail’in Gazze’de işlediği soykırıma dünya genelinde verilen tepkiler her geçen gün büyüyor. İşgal devletinin en büyük destekçisi ABD’de, tepkiler halk tabanını da aşarak üst rütbeli askerlere de ulaştı. Washington’daki bir Senato toplantısı sırasında salonda bulunan Albay Anthony Aguilar ve Yüzbaşı Josephine Guilbeau, ABD hükümetinin Gazze’de İsrail’in gerçekleştirdiği soykırıma ortak olduğunu haykırarak yöneticileri ve senatörleri hedef aldı. Salonda yüksek sesle konuşan gazilerden biri, “Amerika Birleşik Devletleri hükümeti soykırıma ortak. Kadınların, çocukların ve bebeklerin katledilmesine sizler para ödüyorsunuz” dedi. Bir diğer protestocu ise, “İsrailli teröristler çocukları açlığa mahkûm ediyor. ABD Kongresi ve Senatosu ise bu bombaları finanse ederek cinayetleri destekliyor. Yazıklar olsun” sözleriyle tepki gösterdi. Soykırıma karşı vicdanlarının sesini yükselten iki subay, ters kelepçe yapılarak tutuklandı.
Polonya’da kırmızı boyalı protesto
Polonya'da düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda da (MSPO), İsrail'in katılımı protesto edildi. Polonyalı aktivistler, Elbit Systems standına kırmızı boya fırlatıp, Filistin sloganları attı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, genç bir kadının Elbit Systems standına kırmızı sıvı fırlattığı, Filistin destekçisi bir erkeğin ise Filistin yanlısı sloganlar attığı görüldü. Olayın ardından iki kişi gözaltına alındı. Elbit Systems’in ürettiği askeri ekipmanların, işgalci İsrail’in gerçekleştirdiği bir hava saldırısında kullanıldığı biliniyor.