Prof. Dr. Ömer Adil Atasoy / Hukukçu Akademisyen
Kişilerin hayat tarzlarına saygı, tarihe ve topluma mal olmuş, kültür ve değerlerimizin kurucusu, medeniyetimizin önderi kişileri kendi kültür ve değer alanları içinde kabul ederek tanıtmak ve anmak bir dürüstlük ilkesidir. Geçtiğimiz günlerde bir yazarın bu ilkeleri göz ardı eden bir yazısı ile karşılaştık. Toplum değerlerimize saygımız ve korunması gerektiği konusundaki inancımız bu yazının ortaya çıkmasına vesile oldu. Yazının çıkış noktası yazarın aile hayatımızı ve eşler arası özel ilişkiler konusundaki mahremiyet ölçülerini zorlayan görüşleri ve bu konudaki düşüncelerine Büyük Türk mutasavvıf ve şairi, toplumumuzun manevi önderlerinden Yunus Emre Hazretleri'ni şahit tutarak ona tasdik ettirmek gayretidir.
HADDİ AŞAN SON DAMLA
Hicap duygusunu, aile hayatının ve eşler arasındaki ilişkinin mahremiyetini berhava eden; cinsel teşhirciliğin ve utanmazlığın “insan dışı yaratıklara” mahsus bir davranış olduğunu unutma, görmezden gelme gaflet ve cehaletini ortaya koyan bu yazı haftalık çok yapraklı bir gazetenin son sayılarından birinde yayımlandı.
Yazar, TRT ve özel kanalların ekranlarında yayınlanan dizi ve yapımlarda öpüşme dahil, mahrem anların kemali gerçeklikle yayınlanmasının Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından denetlenmesinden ve kısıtlanmasından şikayet ediyor. Yazısında ifade ettiği düşünce, zihniyet yapısı ve cinsel serbesti anlayışı ile hiç ilgisi olmayan Yunus Emre Hazretleri'nin bir dizesine sığınması ve ondan meşruiyet devşirmeye kalkması, Yunus Emre’nin şiirlerinde ifadesini bulan Allah ve insan sevgisi, ahlak, hayır ve iyilik yolunu benimsemiş halkımızın değerlerine ve aile yaşamına tamamen zıt, onun mahremiyet anlayışını berhava eden ve haddi aşan bir son damla niteliği taşımaktadır.
Yazar, yazısının son paragrafını şöyle bitiriyor:
“Hayat kısa, tadını çıkarın arkadaşlar;
Yunus Emre’nin dediği gibi:
Dört kitabın manası, budur eğer var ise!”
Yazar, sanki hayatın manası haz ve şehevi duygulardan ibaretmiş gibi açıkladığı çarpık ve aşırı görüşünü, 12. ve 13. yüzyıl Anadolu’sunun irfan, ahlak ve medeniyetinin kurucu önderlerinden biri olan Yunus Emre Hazretleri'ne onaylatmaya çalışıyor. Yunus Emre Hazretleri'nin Divanında yer alan bu mısrayı ifade ve bağlamından; içinde bulunduğu şiirin bütününden ve bir üstünde ifade edilen mısradan ayrı ve kopuk olarak kullanmak suretiyle okuyucuyu yanıltmak yoluna gitmektedir. Böyle “Ben yaptım oldu” tarzında bir anlayış, dürüst bir bilgilendirme ve yorum olarak değerlendirilemez.
Bu mısra ve söyleyişin de yer aldığı Yunus Emre’ye ait şiirin iki mısradan oluşan bir beyti şöyle;
“Sen seni ne sanırsan ayrıga da anı san
Dört kitabın manisi budur eger varısa”
ÇARPITILAN MISRALARIN DOĞRUSU
Bu arı duru Türkçe ifadenin açıklanmaya ihtiyacı yok ama biz gene de birkaç söz söyleyelim: Birinci mısrada, “İnsan” kendini nasıl değerli ve saygıya layık bilir, böyle kabul edilmek isterse; başkasının da insan olarak böyle bir saygıya layık olduğunu bilmesi ve muhatabına insanca davranması gerekir anlamı ifade edilmektedir.
İkinci mısra da ise, Allah’ın vahiy yoluyla dört ayrı Peygamberine gönderdiği “Dört Kitap” bunu bize bildiriyor. Biz bu “Dört kitap”ın Allah tarafından vahiy yoluyla gönderilmiş olduğunu kati olarak bilir, şeksiz ve şüphesiz iman ederiz anlamındadır.
İkinci mısrada ifade edilen “Dört kitabın manisi budur eger var ise” deyişindeki “eger varısa” söz kalıbı, bugünkü Türkçede karşılığı olan şüphe, belirsizlik, şart, sorgulama bildiren anlamıyla değil; Yunus Emre Hazretleri'nin zamanındaki Türkçedeki anlamı olan katiyet, mutlak doğru bilgi anlamında kullanılmıştır. Mısradaki ifade bu şekilde anlaşılması gerekir iken; yazar, mısradaki “eger varısa” ifadesinin, okuyucu tarafından günlük Türkçedeki karşılığı ile anlamlandırılacağını düşünerek ve ima ederek, ilahi kitaplara karşı bir şüphe ve güvensizliği okuyucuya adeta empoze etmektedir.
Şunu biliriz ki “İslam Dininin” kaynağı olan Kur’an en son vahyedilen ilahi kitaptır. Kur’an, önceki peygamberlere gelip de tebliğ edildikleri kavim, millet ve topluluklar tarafından tahrif edilmiş; değiştirilmiş, eklemeler yapılmış ve aslından uzaklaştırılmış olan buyruk ve hükümleri; davranış ve uygulamaları tashih etmek ve “Allah’ın Dinine”, ebedi hayat nizamına uygun hale getirmek için gönderilen en son ve en yeni; Allah tarafından en mükemmel hale getirilmiş ve tamamlanmış olan Dininin esaslarını bildiren Kitaptır. Kur’an, Allah’ın ezeli ve ebedi “İslamın” esaslarını tüm insanlık için açıklamakta ve bildirmektedir.
Allah, yüce Kur’an’da yer alan “İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor” (Kıyamet, 36) ayeti kerimesi ile “İnsanın” kendi nefsinden ürettiği aşırılık, hayasızlık, insan onuruna aykırı davranışlara izin verilmeyeceğini bildirmektedir. Önceki peygamberlere indirilen kitapların özünde de bu talimat ve uyarı vardır. Onun için insanların, insan onuruna yakışmayan davranışlar ve ortaya koyduğu başıboşluk, tüm semavi dinlerin saliklerinin temiz yaşam anlayış ve uygulamalarına da bir saldırı mahiyetinde olduğunu söyleyebiliriz.
GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ
Şimdi, Yunus Emre Hazretleri'nin bu dizedeki kastının ne olduğunu şiirinin ve hayat tarzının bütünlüğü içinde kendisinden dinleyelim. Bakalım hazret, Divanında yer alan bu şiirde eşe saygı hakkında ve yazarın özlem duyduğu çirkinlik ve pespayeliklere karşı ne diyor:
Miskinlikden buldılar kimde erlik varısa
Merdübandan yitdiler yüksekten bakarısa
Gönül yüksekte gezer dem-be-dem yoldan azar
Taş yüzüne ol sızar içinde ne varısa
Ak sakallı pir koca bilmez ki hali nice
Emek yimesin hacca bir gönül yıkarısa
Sağır işitmez sözi gice sanır gündüzi
Kördür münkirin gözü alem münevver ise
Gönül Çalabın tahtı gönüle Çalab baktı
İki cihan bed-bahtı kim gönül yıkarısa
Sen seni ne sanursan ayruga da anı san
Dört kitabın manisi budur eger varısa
Bildük gelenler geçmiş konanlar girü göçmiş
Işk şarabından içmiş kim ma’ni tuyarısa
Yunus yoldan ırmasun yüksek yerde turmasın
Sinle sırat görmesin sevdiği Didarısa
…
İkrar erün yarıdur varsa Uçmak yirüdür
Bahil Uçmak görmeye yüz bin gözi varısa
Ma’nide getürmişler kardaştan yar yiğrekdür
Oguldan dahi tatlu eger togrı yarısa
Gördün yarin togrudur baş kogıl ayağına
Çıkar cigerün yidür eger çaren varısa
Gördün yarin egridür nen varısa vir kogıl
Ululardan meseldür işitdüğün varısa
Çok söz hayvan yükidür az söz erin görkidür
Bilene bir söz yiter canda gevher varısa
Değerli okuyucu!
Muhakkak ki “Güneş balçıkla sıvanmaz”
Allah Yunus Emre Hazretlerinin Ruhunu Aziz etsin. Ramazan-ı Şerifiniz mübarek olsun.
Dua ve esenlikle kalınız…